Bu gün kalan enerjimle... Bir şeyler karalıyorum... Korkular biriktirdim cebimde, yosun tutmuş korkular.. Heybemde ne saklıdır? kaç bin yıllık hüzündü bu miras kalan babadan - oğula doğru... Dudaklarından dökülen kaçıncı kılıc darbesiydi bu? İnsaf etmez misin? Ruhumu çarmıha geren sen değil misin? Yoksa senin silüetine bürünmüş şeytanın işimi? Belkide başka biriydi...
Acılar ve kederlerle kutsanmış kadınlık, Ahmaklıkla... Kızgınlıkla.. vaftiz edilmiş erkeklik. Bir zamanlar tamdı... artık hep eksik... Nerde bu gediğe oturacak taş. Ağırlaşmakta artık gövde bile taşımıyor yağdan... Proteinden oluşan bir baş..
Yüklendiğim şeyler sayısız. Soru öyle bi soru ki kenara geçip düşünsem yeridir. Ama her durakta bu yüklendiğim şeyleri indirmeye çalışıyorum. İndirdiğim durakta yeni bir şey yüklensem de bi gün hepsini yeniden yüklenmeden indireceğim. İnanıyorum buna. Yol uzun ama yolcu bazı şeyleri öğreniyor gün geçtikçe
1
7 Yorumla
Soran
1 yıl
Oluşunca unutmayayım diye hemen yazdım ama hâlâ istediğim gibi değil gibi..
Yoook gayet iyi. Bilirim biz yazarlar (istersen şair ol, yine de yazıyorsun sonuçta ')) ne kadar yazarsak yazalım bi yerde eksik bulmaya çalışıyoruz. Ama gerek yok. Gayet iyi, eline sağlık reis
O taş içimize oturalı, yerini de seveli çok oldu be Psi..
Ben bıraktıkça hayat yeni yükler koyuyor üzerime. Nedenini ben de anlamıyorum 🤔
Yıllardır aynı mahallede, aynı sokakta yaşayan, karşılaşan, birbirini tanıyan hayvanlar neden bayram günü benim ve kızımın sorumluluğu olacak şekilde dalaşıp bunu yük etmeme sebep oluyorlar?
Şu dünyadan kimsenin yüreğine yara, acısına sebep olmadan geçip gideyim istiyordum sadece..
Çok şey mi istiyorum ben?
1
1 Yorumla
Soran
1 yıl
Öyle galiba... Hayat belkide bizi ne kadar taşıyabileceğiz diye sınıyordur.
Geçmiş olsun... : /
Çok şey istemiyorsun aslında ama insanların bunu karşılayabileceklerini düşünmüyorum.
Galiba kendime ve yakınlarıma yükleniyorum üstat farkında olmadan. Olmayan şeyleri oldurmaya, bir şeyleri düzeltmeye çalışırken daha da kötü yapmakta üstüme yok maalesef. Eline sağlık güzel yazı ve soru için.
Yazdıklarının ağırlığı baya derin, insanın ruhuna dokunan cinsten… O kadar çok yük toplandığında bazen kimin yükü, kimin kini, kimin acısı karışıyor birbirine, haklısın. Yaşadığın bu eksiklik hissi aslında yüzleştiğimiz, taşıdıklarımız kadar kendi içimizdekilerle de alakalı. Emin ol, o taşı yerine koyacak taş yine senin içinde bir yerlerde ⏳ Kafayı yemeden önce bir dur, “ben ne istiyorum”u kendi kendine fısılda. Sükûnet bazen en güzel cevabı veriyor 🕯️
Senin azimle dalga geçen mizahına bakınca, yüklerini atarken bence ruhun kendine güzel bir alan açıyor. Bu ironik yaklaşım işini kolaylaştırır, pes etme! 😏🪂
İhmal ve ihtimallerin ağırlığı. Hepsi zaten yaşarken yaşatmıyor insanı, ne beden ne gerçeklik sana aitmiş gibi hissettiriyor çünkü kaldıramıyorum. Yüklenmeyi geçtim ezdiğim bir beden. Yaşamak için bu bedene dikkat etmem gerek ama üstümden de atmak istediğim bir kıyafet belki bir lanet. Kıymet bilmemek mi değerli hayatın yoksa isyan etmek mi dünya ve bu bedene kilitli olarak kalmanın uyum sağlayamamanın. İnsan hem var olup nasıl yok olabilir en acı olan var olmanın ağırlığı ve insan olmayı başarabilmek, en çokta var olmayı sevebilmek.
Mademki yokluğa tahammülümüz yok ve var olmak zorundayız iyi ya da kötü , aç veya tok.. bazen bütün bu düşündüklerini bırakmak gerekiyor. .
Evet istemedik buraya gelmeyi ama var ollmak istedik. çünki yok olmak bir hiç olmak kimsenin istediği bir şey değildir.
Evet adil değil çoğu şey ama biz seçimlerimizde adil olalım.
Evet yasamak için bir kılıfa ihtiyac var beden gereksinimlerini karşılamak gerekiyor. Bu bir döngü ve başta bedenin sağlam olması gerek ki bu döngüyü kırabil..