
Farkındalığının artması ve tecrübe etmek olabilir benim için.

Farkındalığının artması ve tecrübe etmek olabilir benim için.
Ruh ve akıl olgunluğuna ulaşmak öyle bir anda gelmez, zamanın ve yaşanmışlıkların yavaş yavaş işlediği bir yolculuktur. Bazen bir kayıp, bazen bir ihanet, bazen de bir sabır anı büyütür insanı. İçine dönmeden, kendinle yüzleşmeden, hayata sadece dışarıdan bakarak olgunlaşmak mümkün değil. Acının içinden geçip oradan umutla çıkabildiğinde, kırıldığın yerden sevmeye devam edebildiğinde başlar gerçek olgunluk. Bilmek değil, anlamaktır aslolan. Ve insan, anladıkça sessizleşir, sessizleştikçe büyür.
Filozoflar olgunluğu erdemli olmakla nitelendirmişlerdir. Olgunluk, belirli deneyimler kazanmış birisinin artık herkes adına konuşabilecek kadar, her bir kişiyi anlayabilmek demektir ama bu birilerinin var olma hakkını gölgelemekten ziyade, insanlara gerçekten kendilerini görebilecekleri kadar alan tanıyabilmekle ilgili. Yönlendirme yapmaktan ziyade, yol göstermekle. Rehberlikle. Sınanmakla. Eskiden insanlar benzetmeler üzerinden zihinlerini kullanmayı öğrenmişler, hatta güneşin verdiği hissiyatın bir benzerini hafif bir sürtünmede yakalayınca daha ileri gidersek ne olur diye düşünüp, taşları ve odunları birbirine sürtünce ateş çıkarmayı başarmışlar. Ya da üfürükçülüğün anlamı çok eskiye dayanıyormuş, günümüzdeki kelimenin karşılığına tam oturmasa da insan esintiye bakıp da ona kendilerinde olduğu gibi bir özellik yükleyerek, anlamlandırmaya başlamışlar. Daha ileri tarihlerde gök gürültüsünden sakınan, yağmur dansından medet umanlar tüm bunları kendilerinden daha üstün bir amaca, inanca, tanrıya atfetmişler. Yani benzetmeler, bir şeyi kıyaslamamızı ve ölçeklendirmemizi sağlayan akılla kesiştiğinden, ruhsallığı yani soyut olanı görünür kıldırmaya, iletişimde ve bağlantıda başlatıyor. Buraya sonra tekrar değineceğim. Bir yerde, kimse kendi kötülüğünü isteyemez diye bir yazı okumuştum. Daha doğrusu insan kendi çıkarına ters düşecek hiçbir şey yapamazdı, bu kendisine zarar vermek bile olsa, özünde kendisini cezalandırma dürtüsüyle veya yaptığı eylemden zevk almakla temelleniyordu. İnsan ne yaparsa yapsın "kendisi" içindi. Bu kadar kendimizi ölçüt hâline getirebildiğimiz bir dünyada "akıl" ve "ruhsallık" gibi kavramlar da, yine doğru sandıklarımız üzerinden, ya da en dolaylı hâliyle söylemem gerekirse yanlış olduğunu değerlendirebileceğimiz bir biçimde, şekilleniyordu. Buradan şunu çıkarıyorum, kişi kendisine yanlış olma hakkı tanıdığı zaman gerçekten kendi ötesine geçebilme hakkı kazanıyor. Gerçekten kendi kötülüğünü asla isteyemeyecek olan, doğruyu bile bir şeylerin yanlışlığında arayan insan, toplumda kabul edilmek için, ölçeklendirmeyi de buna göre çekiyor. Yani birisinin iyiliğini ve kötülüğünü bizler genelde toplum üzerinden değerlendirerek yargıya vardığımızdan "başkalarının daha rahat bir yaşam sürmesi için, kendisini tehlikeye atan birisi" ile "kendisi rahat bir yaşam sürsün diye başkalarını tehlikeye atan kişi" arasındaki ayrımı, bireyin doğru olanı ne kadar inceliklerle kestirebildiği üzerinden ele alıyoruz. Bu yüzden ruhsallığın erdemle bağdaştırılmasına şaşmamak gerekiyor. Kısaca, "ben" sadece kendi çıkarımı düşünürken, bunu herkesin "ben-liğine" hitâp edebilecek kadar incelikle ayırt edici geliştirmişsem, o kadar az kötü damgası yerim çünkü en temelde, herkesin güdüsüyle bir olanı, kendim için yaparken, herkese ister istemez adıyorum. Bu sadece ahlakta değil, düşünmede de böyle. Olgunlaşmak, büyümek demektir. Büyümek, kapsayıcı olmakla ilgilidir.
Rica ederim, ne demek. Beğenmenize sevindim 😊😊
Teşekkür ederim. Ve evet, artık sorularınıza sık sık gelirim demiştim 😂 Umarım başınızı ağrıtmam.
Ben de böyle sorular ve yazdıklarımı okuyan insanlar görünce çok seviniyorum. Şimdilik gizliden çıkmayı düşünmüyorum, profilimi pek sevdiğim söylenmez 😅
Bence ruh ve akıl olgunluğu zamanla, yaşanmışlıklarla ve kendini tanımayla geliyor. Herkesin yolu farklı ama birkaç şey ortak Kendine dürüst olmak, hatalardan kaçmak yerine onlardan bir şey öğrenmek ve başkalarını yargılamadan dinleyebilmek. Ruhunu besleyecek şeyler bul mesela kitaplar, doğa, anlamlı sohbetler. Akıl olgunluğu da biraz Her şeyi bilmek değil, neyi bilmediğini fark etmek' gibi bir şey. Ego’yu biraz kenara koyunca gerçek öğrenme başlıyor zaten. Zamanla, yaşadıkça oluyor kimse sabah kalkınca olgunlaşmıyor 😅
Adamm beğendi sağol yaa:))
Ruh ve akıl olgunluğuna ulaşmak, bir tür içsel uyanıştır. Bu süreç, insanın kendini tanımasıyla başlar. Kendi duygularını, tepkilerini, düşünce kalıplarını gözlemledikçe, yaşadıklarının ardındaki anlamları daha derin bir şekilde kavramaya başlar. Olgunluk, sadece bilgiyle değil, bilgeliği içselleştirmekle olur, yani yaşanan deneyimlerden anlam çıkarabilmekle.
Zihinsel olgunluk, her düşüncenin ve davranışın bir kökeni olduğunu kabul etmeyi, karşılaştığın fikirleri sorgularken aynı zamanda yargılamadan dinleyebilmeyi içerir. Bu da zamanla gelişir. Bir insanın aklı olgunlaştıkça daha az tepki verir, daha çok anlar. Konuşmaktan çok dinler, tartışmaktan çok düşünür.
Ruhsal olgunluk ise daha çok kendini ve başkalarını affedebilmeyi, kontrol etme isteğini bırakabilmeyi ve yaşamdaki her şeyin geçici olduğunu idrak edebilmeyi kapsar. Huzur, olayların değil, bakış açısının ürünüdür. İnsan dışarıdaki dünyayı kontrol edemez, ama içindeki dünyayı şekillendirebilir.
Bu olgunluk, yalnızlıkla, sabırla ve çoğu zaman acıyla yoğrulur. İnsan kendini tanıdıkça başkalarını daha iyi anlamaya başlar. İç huzur, zihinsel netlik ve duygusal denge zamanla yerleşir. En önemlisi de şu: olgunluk, varılacak bir son değil, sürekli devam eden bir yoldur.
Her kelimesine katılıyorum, çok güzel ifade edilmiş 👏
Teşekkür ederim˚.
Ah, ruh ve akıl olgunluğu denince akla gerçekten hep tecrübe geliyor ama iş orada bitmiyor. Farkındalık çok kilit noktada çünkü yaşadığını sorgulamazsan, başına geleni anlamlandıramazsın. Her gördüğünü, hissettiğini objektif şekilde değerlendirmen bazen can acıtsa da, daha sağlam ve dengeli biri olmanı sağlar. Bir de kendi hatalarını kabul etmek, büyümenin gerçek anahtarı. Yani, daha çok yaşa, daha çok düşün, azıcık da kendine acımasız ol. Zaten sonunda daha huzurlu ve güçlü hissedeceksin! 🌱🧠
Cevap
7Cevap
İnsanlardan uzak kalarak
Duyguları, ölümü, yaşamı, kendimizi ve gerçekliği tanımak, hata ve başarı ilişkisini anlayarak ne başarının ne de hatanın hatta hayatın sabit ilerlemediğini, geliştirilebilecek bir makine olduğumuzu ama sınırsız ve kusursuz olmadığımızın bilincinde uçarı olmadan hayatta sağlam adımlar atmak ve de kasmadan yaşamayı bilmek sanırım bunlar insanı olgunlaştıran şeyler bir de her şeyin geçici olduğu gerçeğini kabul edip yolda arkaya bakıp tökezlemeden devam etmek ve kendimizi sevebilmek olgunlaşmada iyi yollar gösterebilir bizlere.

Bu sözü sevdiğim için eklemek istedim çünkü bu aleme kendimi fazla kaptırıyorum ya da kaptırıyoruz..
Sanırım olgun olurken beklentiler içinde içimiz de ki çocuğu öldürmemeye de dikkat etmemiz gerek, insan neşesini kaybetmemeli ya da umutlarını ki ruhu ve aklı da sağlam kalabilsin.
Ruh ve akıl olgunluğuna ulaşmak, yaş almakla değil, yaşanılanları nasıl anlamlandırdığınla alakalı. Bence insanın gerçekten büyümesi, kendi iç sesini duymaya başladığı an başlıyor. Olaylara tepki vermek yerine anlamaya çalışmak, sürekli haklı çıkmak değil, huzurlu kalmayı seçmek, en büyük dönüşüm orada başlıyor. Zihni susturmayı, kalbi duymayı öğrenince; neyin gerçekten önemli olduğunu, neyin sadece egonun oyunu olduğunu fark ediyorsun. Bazen susmak, bazen vazgeçmek, bazen de kendine rağmen yürümek gerekiyor. Ruhsal olgunluk, her şeyi çözmek değil; her şeyi olduğu haliyle kabul edebilmeyi öğrenmek bence.
Kişisel deneyimler gerekiyor. Dışarıdan edinilen bilgiler ve öğütler olgunluğa katkıda bulunmaz bulunabilir de ne kadar bulunabilir her şey kişisel tecrübeden ibaret düşe kalka yol alacaksın ki deneyimlerin sonucu şunu yaparsam sonucu ne olur bunu yaparsam sonucu ne olur bizzat yaşayan biri olarak daha temkinli olacaksın bu da beraberinde olgunluk ve ağırlık getirir.
Bilemiyorum ben daha ulaşamadım biraz çocukluk var biraz delilik birazda çılgınlık bu gidislede ulasamam sanirim kendimi düşünemedim birden o mertebede:))
Farkındalık ile.. kişi kendini hayatave insanlara karşı tavrını doğru veya yanlış tutumlarını eleştirebilecek derecede farkındalığa ulaştığı zman akıl ve ruh olgunluğuna erişmiş oluyor..
Kendine hedefled belirleyerek, bazen olayların dışında kalabilip objektif bir şekilde dışardan bakabilerek, başkalarının hayatını ve modunu etkilemesine izin vermeyerek, kıyaslamadan sadece kendin için hep daha iyi versiyonun olmaya çalışarak. Ama işte söylerken kolay da yaparken..
Tek yaşaman lazım...
Tek seyahat etmen lazım...
İhtiyaçlarını tek başına karşılaman lazım..
Ayrıca çok okuyup çok gezmek lazım..
bir şey yapmana gerek kalmıyorsun hayat ulaştırıyor zaten
Ruh ve akıl olgunluğu doğuştan gelir be kızanım
Deneyim ve tecrübeler olgunlaştırır her ikisinide..
27 yaşından sonra hiçbir şey eskisi gibi olmuyor.
Burayı ciddiye almayarak
Fazla düşünen bi kafaya sahipsen kendiliğinden geliyo
Önyargıları bırakmak lazım önce
Zorluklar yaşayıp çaresiz kalarak
Tüyo vermiyoh ki
Yaşla birlikte yaşadıklarım...
Hayatı tecrübe ettikce.
Bazıları hiçbir zaman ulaşamaz beaa
Kalbi yaşarken kaybettiğinde
hata yaparak, ders çıkararak
Hayat tecrübesiyle
Acı çekerek
Yaşanmışlıklarla
Ruhu yakalayarak 😄
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?