Zaman zaman geçmişe döner insan. Gözlerinin aradığı benlik, dokunamadığı bir hayalin gölgesi gibidir. Hatrındaki kişinin başka hayalleri başka umutları vardı belki. Artık dönüştüğü kişi geçmiştekinden çok uzakta. Bazı anılarda sonsuza dek kalmak ister. Geçmişte tutukluk bundan gelir. Çünkü bu nostalji soğuk geçirmeyen, kırılma korkusu duymadığımız bir pencereden seyretmektir.
Geçmişteki anıları mı yoksa geçmişteki kendimizi mi özleriz?
Geçmiş denince nedense kendimi hep çocukluğa ışınliyorum, çocukken bir kimliğimiz yoktu saf duygular vardı, büyüdükçe herkes bir kimlik altına girdi, çocuklar komşusu açken tok yatan bizden değildir düşüncesindeydi bu sözü anlatsan anlamaz ama o saf duygular ona itiyordu , büyüyünce gemisini kurtaran kaptana evrildik, değerler yerini faydaciliga bıraktı geçmişte olan kendimizdeki saflığı o kimliksiz özgürlüğü özlüyoruz bence..,
Bu bağlamada geçmişteki kendimi asla özlemem. Tabi burada geçmişteki ben şöyleydi böyleydi diye giybet yapmamak en iyi secenek. burada birazcık gülümsedim.
Aslına bu insandan insana değişir geçmişteki kendisi biraz rahat bir alanda büyümüş (şu an zorluklarla cebelleşmekte ) ise geçmişteki kendini ya da bozulmamış halini özleyebilir.
Gecmiş kendi karakterine dair hoş olmayan anılara sahip olan insanlar. Yaşadıkları şeyleri (karakterinden ziyade) anılarını özler bu bağlamda hatıralar kıymet kazanır.
Bir olasılık düşükte olsa vardır. Ne gecmişteki anılarını nede karakterini anımsamak istemezler bu insanlarda vardır.
her ikisinide özleyen kesimde vardır.
Yazıya baktim cok sacma olmus ama gene göndereceğim.
Anılar, sadece kaybolan zamanın hatırlatıcıları değil, aynı zamanda o zamanın içinde kaybolan bizlerin de izleridir. Her bir anı, o anı yaşayan kişiyi taşır.
Fakat asıl özlenen, o haliyle tamamlanmış benliktir...
Zaman geçtikçe, birer maskeye dönüşürüz, eski benliğimizin özlemi, kaybolan saf duygularımızın, arzularımızın yankısı olur...
Ozlediğimiz, sadece anılar değil, kaybolan içsel gücümüz, saf hallerimizdir, çünkü geçmişin içinde, kaybolmuş bir kimlik ararız...
O kayıp benlik, zamana yenik düşmeden önceki halimizdir ve en çok onu bulamadığımızda eksik hissederiz...
şu an erişemediğimiz duygulara ve kaybettiğimiz anılara, karakteristik özelliklere hasret kalırız bence. Bazen de sadece o çocukluğu, gençliği hatırlar geri dönüp yeniden aynı atmosferi hissetmek isteriz
İnsan acılardan ve yaşadıklarından tecrübe edinip, yaş aldıkça daha da olgunlaşıyor. O yüzden eskilerdeki beni özlemiyorum. Yaşadığım ve hatırladıkça tatlı veya hüzünlü tebessüm ettiren anılarımı özlüyorum..
Kendimizi.. Çünkü her zaman her an değişmeye dönüşmeye gelismeye açığız.. Birtakım şeyler yaşadıktan sonra hiçbir zaman eskisi gibi düşünen/ bakan insan olarak kalamiyorsun