Erken yaşta büyümek zorunda kalan kişiler, bazen ilerleyen yaşlarda daha duygusal olur veya içsel bir çocukluk arayışı hissederler. Bu, duygusal gelişimle ilgili bir tepkidir. Çocukluk yıllarında yaşadıkları sorumluluklar ve zorluklar, onların daha erken olgunlaşmalarına neden olur, ancak bu bazen duygusal bir boşluk yaratır. İleri yaşlarda, o kaybolan çocukluk dönemine dair bir özlem duyarlar ve daha neşeli, eğlenceli ve bazen daha spontane bir tutum sergilerler. Ancak bu, her birey için farklıdır; bazıları ise erken yaşta öğrendikleri olgunlukla daha dengeli bir yaşam sürmeyi tercih eder.
Açık kapa peşinde olur insan, geçmiş hasarları telafi etmek istiyorsa. Ben buna genel cevap vermeyeceğim. Ben bir şeylerin peşinde koşmayı bıraktım. Bu yüzden olgunluğum biraz gitti. Her şeyin benle alakalı olmadığını kabul etmek zorunda kaldım. Bu da senin üzerindeki o yetişkin, ciddi olma ve sorumluluk alma hissini bırakıyor. Çocuklaşmanın yolu açılıyor mu? Evet açılıyor. Salmak da diyebiliriz buna. Senin bahsettiğin şey herkeste böyle olmaz, kimisi hiçbir zaman çocuk olamaz. Yumuşayamaz. Fakat karakter anlamında farklı bir kırılma yaşadığı zaman gevşeyebilir. Sonuç olarak öznel konular. Genel yorum yapmak şu an için zor. Herkesin çocuk olmaya ihtiyacı oluyor, salıp, düşünmeden takılmaya. Türkiye'deki leş terör düzeni de bunu yaptı.
Hıhım, bir abim vardı ve sürekli gofret, çikolata yerdi. Sormadım fakat dikkatimi çektiğini anlamış olsa gerek; küçükken hiç yiyemedim, büyüdüm ve ne kadar yersem yiyeyim açlığımı doyurmuyor demişti. Açlığını anlamıştım ve her şey için, ruhun için zamanında susuzluğunu gideremediklerin; daha sonra okyanuslar kadar derin bir boşluk oluşturuyor.
Şimdi aen söyleyince bir düşündüm. Freud’a göre çocukken aşama aşama gelişmesi gereken aşamalar atlandığında ileriki yaşlarda gerileme yaparak nükseder ve kişi küçük yaştaki gelişimi yaparak sonraki aşamaya geçer. Bunu soruna indirgersek çocukken olması gereken neşe yaşanmadığı için sonraki yaşlara kendini taşıyabilir.