Çürümeye yüz tutan bitkiler midir duygular mı?

"Ruhuna su serpemem şu fani dünyada, senin yaptıkların gibi geçtiğim yerleri yeşertemem. En önemlisi belki de iyileştiremem seni bu birkaç satırla. Biliyorum, ne özür dilemek ne de yalvarmak dertlere deva olamaz. Belki de ufacık bile ruhuna değinmez öylece geçer, gider eksik cümleler. Hep kal, gitme demek isterim. Fakat bilirim bu çok bencilcedir. Seni o belirsizlik nehrine sürükleyen belki de sağ salim limana koyan bendim. Benim ahmaklığımdı. Belki geçmişe 'öylece' denip geçilebilir. Fakat geçmişteki hataların üzerimizde bıraktığı izlere asla 'öylece' diyemem. Senden bana hediye der, başım gözüm üzerine koyarım. Aramızdaki kilometrelere rağmen yani başında hissettirir, hediye olan izler. İyisiyle veyahut kötüsüyle, sadece söylemek isterim, benliğini paylaş bana. İzlerini saramam ama yüreğimi bastırırım izlerine, acı paylaştıkça azalır diye. Bu cümleler sen okumadıkça ne bir satır olacak ne de değerli. Su bile serpmez şu kuru bir özür. Farklıyız fakat inatçıyız da biliyorum. Belki alakasız bir örnek olacak ama denizde balık tutmaya alabora olacaklarını düşünerek gidiyorlar, aynı bir başlangıcın beraberinde bir son olacağı gibi. Umarım Sevgili Badem, bizim sonumuz cümleler, satırlar değilde ölüm olur.''

Badem ona sesleniş biçimlerimden biri, buluşunca ona hediye etmek için kitap yazıyorum. İlk tökezleyişimize ithafen geçen sene yazmıştım defter köşelerine. Zira onu yazdığım ve hatalarımı tekrar yüzüme vurup yüzsüz davranmamak adına tekrar tekrar okuduğum için sararıp yırtıldı. Burada umarım yırtılmaz.

*Anonim'in gözlerinden Sevgili Bademim'i

Çürümeye yüz tutan bitkiler midir duygular mı?
Cevapla