İnsanlar savunma mekanizmaları kullanırlar, bu bilim tarihinin sunduğu bir gerçektir ama biraz farklı bir yerden bakmak istiyorum.Freud diyor ki : '' İnsan ne kadar fazla savunma mekanizması kullanıyorsa, onun kişiliğe dair problemleri o kadar fazladır. '' Ve işin en enteresan tarafı insanların mesela en sık başvurduğu savunma mekanizması ise '' hayal dünyasından kaçma '' (hayal kurma ana başlıklı savunma) savunma mekanizmasıdır. Yani bir şeyi ister insanlar ama o istediklere şeye asla ulaşamazlar. Sebebi de imkanları o şeyleri elde edecek hale getirmemeleridir ve tam o anda hayal dünyasına kaçarlar, kabul etmezler bu gerçeği.
* Ben ileride Lamborghini Gallardo sahibi olacağım. (Güncel sahibinden en düşük fiyatı 3.250.000 TL) Ama ona uygun bir gelir temin edemiyor, hayal dünyasına sıkışıp kalıyor, daima mutsuz oluyor. * Ben bu sınavı seneye kesin kazanmış olurum. (Hiç kazanacak şekilde bir çalışması yok.) O hayale tıkılı kalıp daima mutsuz olacak.
İnsan saldırılara karşı kendini savunabilir ancak iltifatlara karşı savunmasızdır. Bir insanı eleştirdiğinde sana nefes almadan 50 cümle konuşur, yalanlar, kendini savunur ancak bir insana bir insana bugün çok güzel görünüyorsun dersen afallar ne tepki vereceğini bilemez. Bir Sigmund Freud analizidir.
Şimdi burada iki farklı soru var aslında ve tek tek ele alıp cevap vermek isterim..
Savunma mekanizmalarını kullanır mısınız?----Freud diyor ki : '' İnsan ne kadar fazla savunma mekanizması kullanıyorsa, onun kişiliğe dair problemleri o kadar fazladır. ''-----Demiş Mr Freud 😄 Lakin neye göre.. Ben savunma mekanizmamı evet kullanırım ama burada taşıdığı mana önemli. Bedensel mi ruhsal mı.. Bedensel olan; bir nevi refleks, insan buna otomatik olarak cevap verir.. Ruhsal ise; söylenilen bir söze cevap verme iç güdüsü veya kötü ve iyiliği düşünerek bir nevi üzerine çekme buna (Olumlamalar denir) Hani halk tabiriyle "Bir insana kırk gün deli dersen, delirir" derler ya, iyi veya bazı kötü şeyleri aslında insan söylemleriyle kendi üzerine çekiyor.
Lamborghini Gallardo... Evet belki olması imkansız bir hayal.. Lakin bir de şu bakış açısıyla bakalım; Allah diledikten sonra olmayacak hiç bir şey yok. Bir insan Lamborghini Gallardo veya İstanbul da yalı sahibi olmayı hayal etmesi bence anormal değil. Takıntı haline dönüştürüp, içerisinde bulunduğu hayatı ve şartları beğenmeyerek kurduğu hayal gerçek olmadan kendini o hayal üzerine yaşaması anormal.. Sanırım senin söylemek istediğin tam olarak bu.. İnsan her daim şükretmeli, bulunduğu hayatın, anın, sağlığın, mutluğun, varlığın ve ailenin vs. kıymetini bilip, şükrünü gerçekleştirmeli.. Ben isterim; Mevlam verir vermez, istediğimin daha iyisini verir, daha kötüsünü verir, O'nun bileceği iş.. İçerisinde bulunulan şeyi beğenmemek ise; isyandır.. Bunun da tokatını insan bir şekilde yer..
Evet evet, kurulan hayala laf yok, her şeyi ama insan her şeyi hayal edebilir, o hayal için ne yapıyoruz? Tam bu noktadayım...
Ağzınıza sağlık, istemek tatlıdır, hele hele Yaradan'dan istiyorsak büyükler şöyle der "ağzın dolu dolu iste, O verir" hakikaten öyle :))) Zaten "laf aramızda" inanana beis yok, huzursuzluk yok, olmaz demek de yoktur elhamdülillah 🍃
İştirak ve verdiğiniz kıymetten ötürü teşekkür, keyifle okudum.
"O hayal için ne yapıyoruz?" Öncelikle çok çalışmak, azim ve gayret etmek gerekir. Yattığı yerden kimse bir şeyi başaramaz. Her başarının arkasında ciddi emek, ter ve mücadele yatar. Bununla birlikte Rabbimizden talep eder, isteriz. Verir vermez O'nun bileceği iştir. Gerisine karışmak, haddi aşmaktır. 😄 Rica ederim kardeşim.
Psikoloji öğrencisiyim. Savunma mekanizması kullanmayan kimse yoktur herkes kullanır. Savunma mekanizmalarını bilerek kullanmazsın zaten. Bilinç altın yönlendirir. Bazılarının bu konuya daha fazla meyilli olduğu doğru çok fazla kullanan psikolojik problemler yaşar. Savunma mekanizmalarının en temel işlevi insanlar için kaygı yaratan bir durumla baş etmektir. Yeterli kullanıldığında faydalıdır. En temel savunma mekanizması Bastırmadır. Bastırma kaygı yaratan durumu bilinç altına itip onu unutmaktır. Örneğin iki kişi arasında önemli bir olay yaşanmıştır bu kişilerden birisi için inanılmaz kaygı veren bir durum oluşturmuşsa kişi bunu sanki hiç yaşanmamış gibi yaparak unutabilir. Başka örnek : Bahane bulma savunma mekanizmasıdır. İnkar savunma mekanizmasıdır. Başkasını suçlama savunma mekanizmasıdır. Bir alanda yaşadığın yetersizliği farklı bir alanda telafi etmeye çalışma savunma mekanizmasıdır. Birine sinirlenip öfkeni başka birine veya bir nesneye yönlendirmek savunmak mekanizmasıdır. Hepsinin temelinde KAYGI VERİCİ DURUMLARLA BAŞA ÇIKMA var.
Savunma mekanizmalarını kullanmayan yoktur. Ama kişi bunu defaarle yapıyorsa bir sorun var demektir. Bu durum aslında bilinç ile yapılmaz, bilinçaltının bedene ve tavırlara yansımasıdır. Ben bazen kullanıyorum, bunu kendi muhasebemi yaptığımda sonradan fark edebiliyorum.
Özeleştirili ve mantıklı cevabınızdan ötürü teşekkür ederim. Evet, savunma mekanizması olmayan yoktur, çok sık kullanan ise problemlidir, Freud'un da deyimiyle...
Hayır tabi ki herkesin görüşü farklı ve her insan da farklıdır bazen bir insan umursamaz olduğu için de savunma mekanızması yapmayabilir bu onun sorunu olmadığı anlamına gelmez. psikolojik olarak tepki vermek doğamızda var
Zaten şu sonuç çıkıyor : İnsan tepki verir, savunma mekanizması da kullanır ama sık kullanılanlar bizleri sorun kaynağına götürür. Bir kişi sürekli suçu kabullenmemeyi seçiyorsa sıkıntı vardır.
Mantıklı, bir kişi kişisel olarak egoist ya da narsistte ki bende öyleyim ama insanları rahatsız etmiyorum tabi ki. sadece bir insanla normal tartışırken bazen karşımdaki insanın düşüncelerime karışmasına izin vermiyorum.
Hayallerin olmaması ve bu durumda üzüleceğimiz korkusuyla hayal kurmayı bırakmak çok hazindir... Düşünmek çok hazin bunu. Bu aşamada amaçlar koymak önümüze, hevesimizi katlamak ve daha olabilir hayaller kurmak ise hayatımıza müthiş bir güç katar. Böyle düşünün ^^
Her şeyi neden bilinçaltına yüklüyorlar anlamıyorum, gayette bilinçli davranışların ürünü bunlar ve herkes ara sıra da olsa nefsine hoş gelmeyen durumlar karşısında savunmaya geçer