Can konağını aramadaysan, cansın; Bir lokma ekmek arıyorsan ekmeksin Bir damla su arıyorsan susun, Zulmün peşindeysen zalimsin, Aşkı arıyorsan aşıksın Gönlün neye kapılmışsa O’sun sen. Şu nükteyi biliyorsan, işi biliyorsun demektir: “Neyi arıyorsan O’sun sen.” der Hz. Mevlana.
Sonra ekler :
"Senin görevin aşkı aramak değil ; ancak onunla arana kurduğun engelleri aramak ve bulmaktır. Aşkı arama, o kayıp değil. Kendini kaybet aşkı bul."
Aslında soru tam bana göre olmuş. Ben kendimi bildim bileli veya belli bir olgunluğa eriştim erişeli huzur arıyorum. İleride ne olmak istiyorsun diye sorarlar ya klasik bir soru, işte benim ona verebileceğim en net cevap huzurlu olmak. Gözümü kapattığımda kendimi huzur içinde hayal ediyorum. Huzurlu bir yaşam huzurlu bir gelecek istiyorum. Hatta sosyal medyadaki kullanıcı ismim de bile huzur kelimesi var.
Soruyu okuduktan sonra düşündüm aslında ben sevdiğim değer verdiğim insanlara hep huzur veriyorum. Bunu ben değil onlar söylüyor zaten.
Nasıl güzel sormuşsun. Ve ilk defa okuduğum satırlar açıkcası. Neyi aradığımızı bilmiyoruz belki de ya da bir başka levelde gözümüz. İnsanoğlunun açlığı, hep bir sonrakine ya da olmayana meyilli. Daha çok sevilmeyi, daha çok parayı, daha yüksekte bir mevkiyi yakalama hırsı barındırıyor yaşadığımız zaman dilimi. ya da pastadaki en büyük dilimi alma açlığını kamçılıyor alttan alttan. Bir söz okumuştum mesela hoşuma gitmişti onu bırakayım ben de...
Ben ne dergâh arayan dervişim, ne de her şeyi bilen ermişim. Ne zulmün peşinden koşan bir zâlimim, ne de iyilik peşinde koşan bir âlim. Beşer dünyasında, şaşar bir beşerim.
Ne aradığım beni bulur, ne aradığımı ben bulurum. Kendi doğruları ile, kendi yanlışları ile, kendi fikri ve zikri ile doğru yaşamaya çalışan çölde kum tanesi misali küçük basit bir insan taneciğim.
Ne için geldiğimi biliyorum, nereye gideceğimizi de biliyorum. Elimden geldiği kadar o yolda ilerliyorum.
İlkin gülümseten, sonra düşleten bir soru olmuş; dolaysız bir biçimde sorulmuş. Neyi aradığımı söylemek çok zor. Bir başka düzeni, bir başka düzlemi, bir başka kendimi ya da başkalığın kendisini, veyahut başkalık gerekçesini. Eğer aradığımı bulsaydım, neyi aradığımı da bilirdim.
Ben insan arıyorum daima ; dolu, üzgün, tecrübeli, natamam, bilgili. Merağı olan, sorusu olan, gözü ışıldayan, zihni parlayan. Küsmüş yahut neşeli. İnsana dair ne varsa ya diliyle ya hal lisanıyla anlatmasını bilecek, anlatamasa bile yüreğini serecek..
Kusurlarını gören, kusur bulmayan. Geleceğini nakış nakış ören, yeiste olmayan.. Velhasılı insana dair ne varsa , adem çocuğu olan..
Mevlana ne güzel demiş, ama ben su an ne arıyorum hiç bilmiyorum biliyor musun, sadece bana yazılan imtihanı aşmaya çözmeye çalışıyorum. Belki de yanlış seyde çabalıyorum. Ama bilemiyoruz ki ne hayırdır ne şerdir. Söylesene bana ne yapacagim neyi arayacağım? Ne olacağım?
Can konağını arayan bir canım ben. Belki inamayacaksın ama bugün bu tarz şiirlse bir konu sözü ikincidir karşıma geliyor. Sevindim açıkcası. Teşekkürler. :)
Her zaman öğrenci kalıp bilgiyi aramak istiyorum. Bir şeyleri bilmiyorken, yapamıyorken öğrendikten sonra yapabiliyor olmanın verdiği hazzı dünya da ne sağlar? Hani derler ya: Mutlu olmayı sağlayan aslında hedefe ulaşmak değil, o hedefe giderken çektiğin yoldur.
Bilgiyi ararken de, çektiğim sıkıntılar aslında benim mutlu olmamı sağlayan yegane unsur oluyor. Yolcu muyum yoksa öğrenci mi sen seç. :))