Eleştri adı altında kendilerine bakmadan laf sokma çabalarına girenler neden kendilerinin eksik yanlarını görmezden gelip, başka birinin eksik yanlarıyla uğraşır?
Dönüp kendilerine bakmayan insanlar neyin rahatlığıyla başkalarını eleştirirler?
Kişilik & Karakter konusunda 11,2b cevap paylaştı.
Kimlik bunalımından son derece yüksek hasarla ayrılmış olduğu, hatta kimlik probleminin hâlâ devam etmekte olduğu söylenebilecek insandır. Daimî olarak karşısındakine fikirsel bazda saldırmakta olan bu kişinin kurduğu cümlelerin ardında müthiş bir ego savaşı vardır (tatminsizlik, incinmişlik, çaresizce varlığının anlamlı olduğunu ispat kaygısı vs.). bu kimseler, zihinlerinde oluşturdukları ideal kimliklerine henüz ulaşamamış olmalarına karşın; bu ideal kimliği farkında olunmayan egoist bir özdeşleştirmeyle şu anda taşıdıklarını hissederler. Bu da birey için çok tehlikeli bir yanılsamadır. Bir nevi yarattıkları hayali kimliklerinin gerçekliğine inanarak karşılarındaki insanlardan buna göre bir beklenti içerisine girerler. Aldıkları tepkiler ile farkında olmadan inandıkları yalan kimlikleri örtüşmediğinde de nevrotik bir periyoda sürüklenirler. Benlik algıları ile koşulsuz özsaygıları öylesine onarılmaya muhtaçtır ki karşılarındaki insanların hayatta bir şeye ulaşma ya da tatmin olmuş hissetme ihtimalinin onların varoluşunun anlamını tehdit ettiğini hissederler. Bu bir süre sonra ilişkilerinde belirleyici rol oynayacak bir sosyal dürtü halini alır. Egolarının yıpranmaya bu kadar müsait ve kırılgan oluşundan ötürü defans mekanizmaları neredeyse tüm davranışlarını baskı altına almış vaziyettedir. Öfkelerini ya da rahatsız oldukları özelliklerini başkalarına yansıtarak kendilerini güvende ve dokunulmaz hissetmeleri, benliklerini rahatlatmak adına kullandıkları saldırgan cümlelerini entelektüel bir jargonun arkasına saklayarak fark ettirmeden diyaloglara zerk etmeleri de sık rastlanan alışkanlıklarındandır. Büyük ihtimalle çocukluklarındaki bir bağlanma problemi sonucu ebeveynlerine karşı bir çıkmaz, ikilem olarak bilinçaltlarına kazınmış suçlama ve mağdurluk saplantısı sebebiyle bulundukları bağlam fark etmeksizin kendi konumlarını umursamakla yetinemezler. Konforsuz hissettikleri zaman otomatik olarak devreye giren, farkında olmadıkları bir suçlu arama süreçleri vardır. Kendi konumları dışında diğer kimselerin konumlarını da bir ölçüde kontrol altında tutmak isterler, suçlama ve mağdurluk hissinin de katkısıyla bu kontrol altında tutma çabaları yıkıcı ve agresif bir tona bürünür. Bu insanların yakınındayken sıklıkla yargılandığınızı, sizden başkasını ilgilendirmeyen hususlara kişi tarafınca müdahil olunduğunu ve tercihleriniz üzerinde zavallıca ama zarar verici bir baskı kurulduğunu hissedersiniz.
Yapıcı eleştiriye açığım. Yapıcı eleştiriler sizi iyiye götürür. Sizin daha çok gelişmenizi sağlar. Yıkıcı eleştiriler ise sadece eleştirmek ve kötülemek için yapılan eleştirilerdir. Dediğin eleştiri türü de yıkıcı eleştiriye giriyor. İnsanlar kendilerine bakmadan karşı tarafa çamur atarlar. Çünkü kendinde kusur bulmak istemez hiç kimse. Bu sebeple de hep birilerini suçlarlar. Genelde birilerini eleştiren insanlara baktığında, mutlaka kendilerinde kapatmak, örtbas etmek istedikleri bir nokta olduğunu görürsün.
Gereksiz özgüven mi desem can sıkıntısı mı.. değişik bir durumdalar. Hem acınası, hem üzülesi. Eleştiri yapabilecek kimse yok aslında dünyada. Çünkü herkes kusurlu. Güzellik olsa huy kusurlu, huy olmasa karakter pürüzlü. Kim neyin eleştirisini kime yapıyor? İnsanları rahat bıraksalar ve sadece anlamaya çalışsalar, dünya çok daha güzel bir yer olacak. Kimsenin kimseyi acıtmadığı, kadının en büyük düşmanının yine kadın olmadığı bir dünya... Hiçte zor değil aslında. Ama gelin görün ki kıskançlık renginde kanı akan insanlar mevcut.
Bunu o kadar fazla yapıyor ki herkes.. Hayır bir de işin kötü tarafı onlar eleştirince mesele yok ama sen bir şey diyip hatasını yüzüne vurursan da senden kötüsü yok.. Söylemeyip kötü olacağıma söyler kötü olurum daha iyi :D Keyifli geceler..
Kendi yaptıkları ve yaşadıklarını unuturlar. Ya da ne yaşarlarsa yaşasınlar kendilerini süt misali bembeyaz görürler. Dönüp kendini sorgulamak kişilik gerektiren bir kiymettir. Bu kıymete sahip olmayan insanlar için çok kolaydır başkasını eleştirmek, etiket yapıştırmak.
Kimseye gereğinden fazla değer vermemek gerek. Kimseye kırmızı çizgiyi aşacak kadar güvenmemek gerek. Ha bir hata yapıp güvendin mi? Bunu çok güzel bir ders olarak kenara koymak gerek. Gereksiz yere kendini üzmemek gerek.🌸
Kendi hayatlarında elle tutulacak hiçbir şey olmadığı için, insanların hayatlarında ki kıskandıkları ve kendi yapamadıkları şeyleri, başka türlü konuşarak bastırmaya ve o kişiyi kötülemeye çalışırlar. Aşırı acizce olduğunu düşünüyorum ama bir yandan da ciddi üzülüyorum böyleleri için, kendi hayatlarını önemseyemeyecek kadar gözleri körelmiş, insanların arkalarından atıp tutacak kadarda kalpleri körelmiş bana göre... Ne saygı duymayı bilirler, ne de o insanlarında duyguları olduğunu, belki elde etmek istediği şey için onlarca emek verdiğini yok sayarlar. Tek yaptıkları şey eleştirerek karalamaya çalışmak, gülüp geçeceksin böylelerine...
Kendinde bulamadığını başkasında görmeye tahammül edemiyor çoğu kişi. Kendinde olmayan cesaret, kendinde olmayan başarı, azim, mutluluk, pozitiflik... Konuşup eleştirmek için sahip olmadıklarını ya da asla olamayacaklarını bir başkasının başarmış olmasını görmeleri yeterli
Kendi içerisinde bir şeyleri oturtamamıştır. Bu çocukluk döneminde yaşanan birtakım olaylardan ya da yaşanmış şeylerden kaynaklı olabilir. Kendi eksikliğini umutsuzca başkasına çamur atarak kapatmaya çalışıyordur.