Ne kadar az şeye sahip olursan sana sa o kadar az sahip olurlar sözü maddi kavramları tarif eder. Bu söz aslında daha çok Diyojen'in minimalist yaşam felsefesinin bir yansımasıdır. Minimalist düşüncenin mimarı Diyojen Sinop'ta bir fıçının içinde yaşar. Sadece üzerini örtmeye yetecek kadar bir kumaş parçasına sarınarak giyinir. Birgün çeşmeden bir küçük kızın eliyle su içtiğini görünce elindeki bardağı kırar. Demek ki buna ihtiyacım yokmuş diye. İhtiyacın yoktur ama para verirsin. Para kazanmak için daha çok çalışırsın. Daha çok çalıştıkça daha fazlasını istersin ve maddenin esiri olursun.
"Kardeşlerim, onların ağızlarının ve hırslarının kokuşmuşluğunda boğulmak mı istiyorsunuz! En iyisi pencereleri kırın da, atın kendinizi açık havaya!
Uzak durun bu kötü kokudan! Uzaklaşın lüzumsuzların putperestliğinden!
Uzak durun bu kötü kokudan! Uzak durun bu insan kurbanların buharından!
Büyük ruhlar için açık duruyor yeryüzü önlerinde hâlâ. Münzeviler ve münzevi çiftler için, etrafında durgun denizlerin kokusunun estiği birçok yer var hâlâ.
Büyük ruhlar için özgür bir yaşam açık duruyor önlerinde hâlâ. Sahiden, kim az şeye sahipse başkaları da ona daha az sahip olur: şan olsun küçük yoksulluğa!
Orada, devletin bittiği yerde başlar, fazlalık olmayan ilk insan: orada başlar gerekli olanın şarkısı, biricik ve eşsiz bir biçimde.
Oraya, devletin bittiği yere – oraya bakın kardeşlerim! Görmüyor musunuz gökkuşağını ve Üstinsana giden köprüleri? –
Nietzsche okuyacaksan İş Bankası Yayınları çevirisi oku. Nietzsche aforizmalarını eleştirirken, onun düşünce şeklini anlayarak oku. Nietzsche insanların birbirine pençelerini geçirerek yükselmeye çalıştığı bir sistemi eleştirip, bu sistemin dışında/üstünde bir bağımsızlık kazanmaktan söz ediyor burada. Katılırız katılmayız bu başka bir konu, fakat kendi başına alıntı yetmez çoğu zaman.
Bence ılımlı fakirlik fazlasında gözü olmamak gibi geldi öyle arkadaşın dostun paranin eşyanın fazlasına sahip olmamak. Ne kadar kalabalık olursan o kadar daha az görürsün kendini çevreni insan yüklerinden kurtuldukça özgürleşir. (=
Fakirlik her çeşidiyle uzak olsun. İnsan gönlü zenginleştikçe dünyaya daha az tamah eder zaten. Gerçekten bereket varsa, akıl ve gönül varsa, insan dünyadan uzaklaşır. Fakirlik değil, zenginlikten tarafım, her türlü, net...🦄🍀🍏⭐❤️
Kişilik & Karakter konusunda 14,4b cevap paylaştı.
Katılıyorum. Insan daha fazla şeye sahip oldukça. O şeylerin esiri haline geliyor. Teknoloji bağımlılığı gibi ya da araba sevgisi gibi mesela. Elinde olmayan hiçbir şeyin esiri değilsin aslında. Hasretini duysanda onlarsız da gülüyor insan. Ancak eğer sahip olduysan onsuz kalamazsın. Elinden gittiği an acısını duyarsın en içten.
Alacak bir şey olmadığı zaman ''Ne kadar az şeye sahip olursanız, size o kadar az sahip olurlar. '' Doğru her hangi bir mülkün, paran ve yatırımın yok çünkü fakat Nietzcshe hiç Türkiye de yaşamamış bizde bir şeyin olmadığı zaman emek yaşam köleliği başlar. Yani geçinmen gereken parayı dolaylı yoldan kendi işinin harici işleri de yapman gerekir. Benim şahsi düşüncem ve gördüklerim bu.
Ya anlatmak istediğim o 500 bini hiç bulamamak da sorun bulup etrafındaki paralara gözünün kayması da sorun herkes yazlıkta yaşasa da olmaz ki ama sen yazlıkta yaşamak isticen biri kutupta lakin bunları elde etmek içinde mal varlığı lazım 😂 kısır döngüye girdik
Kelime itibari ile eğreti durabilir ama oldukça haklıdır. Nitekim , tarih ve dini öğretilerin bir çoğu zaten tevazu ve az ile yetinmeyi öğütler. Yani , dünya malı ile değil , ilim , irfan , takva ve iyilikle övünmeli insan. Hatta kendi övünmemeli , başkaları övmeli. Bununla birlikte "Hamal ve urgan" hikayesi vardır.
Bu toprağın üstü olduğu gibi , altı da var. Ve hesapsız bir hayat da olmayacaktır. İnsan da başıboş değildir.
Zengin olup mutsuz yaşayan insanlar aklıma geldi. Ne kadar çok şeye sahip olursak onların esiri oluyoruz aslında. Ne kadar az olursa bir o kadar da az olur esiri.
Döneminden ve içinde bulunduğu durumdan bağımsız olarak yorumlanamaz elbette. Kastı makam ve mevki de olabilir, saf bir mal mülk için geçerli bir durum değil çünkü...
Kişilik & Karakter konusunda 19,5b cevap paylaştı.
İnsan, yaşamakla sahip olmak arasında hep sıkışmıştır. Yaşamasına yetecek kadar olanlara kendisi sahip olurken, biriktirdiklerinin düşünesi ile birikenler kendisine sahip olmuştur. Ilımlı fakirlik kavramında katılmadığım tek kelime fakirlik. Ilımlı yaşam modeli demek daha tatlı. Az kazan, ye giy ve yaşa. Biriken mallar seni daha çok düşünceye ve hesaplamaya, daha çok birikim yapmaya ve hayattan tat almamaya götürüyor.
Sadr yaşamak Madde için bir ev araba parası biriktirmekyense Onu iyi yerlerde kullanmak Daha fazla para için daha fazla çalışmamak Eşya giysi ile kafayı bozup Hırs yapmamak Kendin den yüksek olana bakıp Huzurunu kaçırmamak Evet bence doğru olanı bu Temel ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra Rahat bir yasama bakmalı
Elimdekilerin kıymetini bileceksin ama ezildiğinde de sesin çıkacak. Biraz eğreti durmuş ama sözün özü ne için ne kadar söylenmiş bilemeyiz. Her insan değişik yorumlar içerir.