Öyle mi, karar almadan gün içerisinde hiçbir şey yapmayız. Su içmeye kalkmak, televizyonu kapatmak, giyinmek, kıyafet seçmek, nefes alış veriş hızımız dahi zihinsel kararların bedensel hareketlere zuhur edişidir.
Peki tüm kararlar bu kadar basit ölçekli midir?
İşe girer, işten ayrılır, bölüm seçer, birini sever, evlenir, arkadaş edinir, birine sürprizler yapabilir, kendimize yahut ailemize büyük ölçekli şeyler de alabiliriz.Peki hangimiz ikili ilişkilerde karar alırken karşıdakinin içinde bulunduğu sos-kültürel hâline, durumuna, ruhânî zorluklarına dikkat eder de empati yapabilmenin hakkını veririz? Genelde toplumda bu aşamada bencil davranmayan birkaç kişiye denk geldim tüm yaşamım boyunca. Ve bu, bir insana yapılabilecek en aşağılayıcı harekettir nezdimde. Sözde "düşene bir de biz vurmayız" ya da empatide ve saygıda çok ileri "sözlüyüzdür" ama söz bendinde kalınca fikirler, hiçbir şey ifade etmiyor maalesef.
Sözde değil, kalpte iz bırakan olalım. Zorda olanın yanından gidip bir ömür hayıflanmaların mimarı değil de, gönül alan olalım. Bırakın dünyayı, kim ne yaparsa yapsın, kin ile kibirin kimseye fayda getirmeyeceği aşikâr iken, insanlık yolunda menzile yol alalım.
Hayırlı geceler 🌛
Karar alırken, karşıdakinin içinde bulunduğu duruma ne kadar dikkat edersiniz?
Empati yapabilmenin hakkını verebiliyor muyum, sanmıyorum. Çünkü basit bi durum değil. İçselleştirmek kolay değil. Her yönü ile ele alıp, ona göre davranmak zor. Belki de bu olgunluğa erişemedim henüz..
Kainata bir insanın geliş amacı, O'na yönelmek ve geride kaliteli izler bırakmaktır. Bunu kavramanın '' yoluna girişi '' dahi bizi o yola götürür evelAllah.
Kim yetkin ki? Kim tam ki? Bizler gayret edelim, gerisi Allah Kerim'dir.
Son zamanlarda çok hata yapar oldum. Sanki bu aralar "ben" değilim. Gerek burda gerekse sosyal hayatımda çözümü bekleyen sorunlar var ama benim empati yapabilecek ve yardımcı olabilecek gücüm yok. Mutlu etmek yerine üzüyor gibiyim insanları. Sonra Rabbin rızası geliyor aklıma ve korkuyorum acaba benden razı olmayacak mı diye Bazen O'ndan uzaklaşıyor gibi hissediyorum.
İçimde ki boşluğu doldurmak için aradığım o huzuru sadece O'nun huzurunda buldum. O yola giriş, tek bi göz'yaşına bakıyor aslında. O'nun için döktün mü incilerini çorap söküğü gibi gelir gerisi.. Ve dediğiniz gibi abi, bizler dosdoğru olmak için gayret etmesini bilelim
Allah bu yolda yâr ve yardımcınız olsun, siz o yola girmişsijiz, gerisi gelir. Elbette insanları incitmemek de bir yaşam gayesi olmalı ama soruda da ifade ettiğim gibi maalesef menfî duruşlardan göremiyoruz insanların hislerini, onları nasıl etkilediğimizi.
Ama şöyle bi durum var : Acılar, yaşanmışlıklar aynı olabilir ama açılan yara aynı değil ki. Diyelim ki ikimizde dizimizi kanattık. Ben dayanamayıp ağladım ama siz ağlamadınız. Canınız acıyor ama size göre hafif bir acı. Benim o acıyı yaşayışım daha yoğun. Hal böyleyken benim yaram daha derin oluyor. Siz bana teselli verebilir, geçecek ağlama diyebilirsiniz ama aynı yaraya sahip olma gibi bi durum olmadığı için acımı anlayamazsınız.
Bana verilen bu acı belki de benim için kaldırabileceğim son raddedir ama aynı acı sizin için "sıyrık" misalidir.
Belkî de yanlış düşünüyorumdur. Tam anlamıyla "empati" söz konusu mu, bilmiyorum
Elbette bunu düşünüp, "acaba karşı taraf nasıl hissetmiştir" sorusunu kendimize sormamız da bir empatidir.
Herkesin tabiatı farklıdır, birisi sessiz kalıyor diye "sıyrık" almış sayılmaz da her zaman, belki de iç kanaması vardır da kimse görmüyordur, kim bilir...
En İyi Cevaplar