
Küçük bir kızken gözlerimdeki sevilme isteğini babam anlasın , bana hep sarılsın istedim...
Annem...
Yaptığım hataların aslında bir kaçış olduğunu görsün, en zor anlarımda elimden sıkıca tutsun istedim...
Peki ya yıllardır biriktirdiğim onca dost...
Hangi birine gerçekten benliğimin en derinlerini anlatabildim?
Denemedim mi, evet.
Anlaşıldım mı, hayır.
Bazen bulutlar, denizler, dağlar...
Beni anlayacaklarmis gibi geliyor bir haykırsam...
Kırgınlıklarımı, kızgınlıklarımı, yalnızlıklarımı, öfkemi, hayal kırıklıklarımı, yarım kalmış yaşlarımı...
Bir anlaşıldığımı hissedebilsem taa içimde, belki de son bulacak içimdeki yalnızlık...
Ama; en yakınımdakiler beni bir türlü anlayamıyorken,
bu anlaşılma derdim niye ki , diyorum.
Sanırım ben, kendimi anlatamıyorum...
Belki şimdi artık susma vakti..
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Selamlar, sorunuza cevabımı istediğiniz için teşekkür ederim.
İnsan hayatı boyunca anlaşılmadığını düşünür ve anlaşılmak ister. Ancak kendi kendini anlayabilen insan sayısı azdır. Kendini anlamayan ve kendini anlamak yolunda çaba sarf etmeyen insanlar başkalarının onları anlamasını bekler durur. Sahilde durup, denize bir adım atmaktan bile çekinerek koca denizin ayağına gelmesini bekleyenler gibidirler.
Sevilme istekleri vardır ancak kendilerini yeterince sevmeyi bilemedikleri için bu sevgiyi başkalarının kendilerine göstermeleri gerektiğini düşünürler. Onları sevmek aslında başkalarının görevidir ve bu görev yerine getirilmeyince üzülüp ağlarlar. Sürekli bir şeylerden kaçarlar ama en çok kaçtıkları kendileridir. Kendilerinden kaçmak istedikçe dikenli yollara saparlar. Dikenler ayaklarını her kanattığında gene başkalarının o dikenleri temizlemesini ve ayaklarını sarmasını isterler.
Kendi başlarına dik durmak zor geldiği için hep bir baston veya tutunacak dal ararlar. Etraflarındaki insanlar hayır biz baston değiliz hele ağaç dalı hiç değiliz dedikçe de onlara kızarlar. Dost ararlar. Ama aradıkları aslında dost değil sadece onların dertlerini dinleyecek, ağlamalarını sakinleştirecek ve sıkı sıkı sarılabilecekleri devasa oyuncak ayılardır. Dost dediğinin acı konuşabileceğini ve gerçek dostluğun kendi ayakları üstünde durup çocuk gibi mızıldanmayan insanlar arasında oluşabileceğini pek bilmezler.
İçlerindeki güçsüzlük ve eziklik duygusu o kadar fazladır ki kimse kendilerini dinlemezse saksıdaki çiçeklere veya evlerindeki kedi köpeklere dert anlatmaya çalışırlar. Bilmezler ki onların sorunları çiçeğin veya bir sonraki maması peşindeki kedinin hiç mi hiç umurunda değildir. Ancak garip şekilde bunların kendilerini dinlediklerini ve hatta hak verdiklerini zannederler. En sonunda kimsenin onları dinlemediklerini anlayınca sorunlarını çözmek ve güçlü olmak yerine bu iş çok zor geldiği için susarlar. Sustukça içlerindeki alev daha da ateşlenir ve onları kavurup kül eder.
Sonuç olarak tavsiyem anlaşılmaya çalışmayın. Önce kendinizi anlayın , doğru işleri yapın ve güçlü olun. Anlayacak olan zaten anlayacaktır. Sevgilerimle.