Kalbe daha zor. Hele ki iyi bir kalbi olan insan için çok daha zor. Gözünün önünde olanları bile kalp görmezden gelir. Kabul etmez illa da istiyorum istiyorum diye diretir. Zaten çoğu insan kendini bu şekilde bile bile ateşe atar.
İnsanlar, uzun yıllar boyunca, en azından aşkın kalp ile ilgili olduğunu düşünmüşlerdir (diğer saydığımız duygularla birlikte). Ancak bilimsel çalışmalar, duyguların kalp ile hiçbir alakası olmadığını, kalbin görevinin yalnızca ve yalnızca kan pompalamak olduğunu göstermiştir. Bu çalışmalara ve araştırmalara aşağıdaki kaynakçamızdan erişebilirsiniz. Kalp, günümüzde sembolik olarak "aşk" ve "sevgi"yi temsilen kullanılmaktadır. Ancak bunun hiçbir gerçeklik payı olmadığını bilmek gerekir.
Ne var ki, kalp beyinden bağımsız olarak "düşünemez". Hatta açıkça belirtmek gerekirse, beyin haricindeki hiçbir organ düşünemez, duygular üretemez! Nasıl ki beyin, karaciğerin fonksiyonu olan alkol süzme işini göremiyorsa, böbreklerin su emilimi görevini yerine getiremiyorsa, penisin ve vajinanın üreme işlevini yerine getiremiyorsa, diğer hiçbir organ da düşünme, algılama, duyguları yaratma gibi işlevleri yerine getiremez!
Kalbe söz geçirmek mümkün olmayabilir. Ama her konuda olduğu gibi burada da zaman en iyi ilaçtır. Zamanla gönül bağıra çağıra yorulur. İstekleri giderek daha kısık sesle ifade bulmaya başlar. Sen umursamazsın, o önce kudurur ama sonra haddini bilir ve susar. Anayasayı değiştireyim, onunla savaşayım yollarına gitmemek lazım. O anayasayı kafana fırlatır da kriz ortamı oluşuverir hayatında Dediğim gibi zamana bırakmak en iyi yoldur. Zamanla susar gönül. Susmak zorundadır çünkü. Hiçbir yara bir ömür boyu sürmez. Zaten sürse ruhunuzda diğer yaralara yer kalmaz. Daha bir sürü yaralanacağız. Yani yaşadığımız sürece gönül bizden birtakım taleplerde bulunacak. Kimi zaman "Hadi be, git işine" diyeceğiz, susacak. Kimi zaman ona biraz hak vereceğiz coşacak! Fazla haklı görmemeli. Haklı gördükçe daha çok kanar çünkü. Zaman geçip de sustuğunda kanayan yaralarla ve örselenmişlik yanımıza kâr kalır.
Hep mantığım ağır bastı. Kalbime söz geçirmem kolay olmadı ama imkansız da değildi. İstedim ve oldu. Kalbime söz geçiremiyorum diyen insanların çoğunun zayıf karakterde insanlar olduklarını düşünüyorum. İstedikten sonra o gücü kendinde bulabilir insan. Yeter ki içtenlikle istesin...
Yerine göre ikisine de söz geçirmesi zor olabiliyor. Bazen kalbi mesele de, kalp çok çabuk ikna olur. Genelde merhamet damarının duygusal olması nedeniyle. Bazen de kalp, akıl ne söylese söylesin, ikna etmesi imkansızdır. Aşkta olduğu gibi. Mantık ise, genelde göz penceresi ile olayları alır akıl terazisi ile değerlendirir. Akılda, bir olay onaylanmazsa iknası zordur. Asıl denge, kalp ve mantığın müşterek iknasıdır.
Kalp laf dinlemez. İnatçıdır "ben ne dersem o" der sen de usulca ayak uydurmak zorunda kalırsın nasıl bir sonuçla karşılaşacağını bilmeden. Sadece diktatörlük yapar kalp ve sözünü dinletir. Mantık ise bu diktatörlük karşısında sadece sessiz kalıp boyun eğer. Kalbin işi bitince, görevini tamamlayınca ortalık mantığa kalır ama ne fayda.
İksini de atmak lazım kenara. Onlarla mı uğraşıp durcaz. Kendileri aralarında anlaşıp gelsinler. Anlaşamıyorlarsa kavga etsinler kim kimi yenerse ona uyalım.
Kalbe söz geçirmek daha zor mesela eski sevgilimden nefret ediyorum seni affetmicem demiştim ama ona olan sevgim ben bastırmaya çalıştıkça ne kadar ozledigimi sevdiğimi gördum