Kadın Gözünden Bir Erkeğin Anatomisi

Malumunuz bizde erkek çocuk doğunca kurbanlar kesilir, pipi fotoğrafları mektuplarla okyanus ötelerine yollanır, sanki padişah torunu doğmuşçasına ihtimam gösterilir, 'soyadını devam ettirecek kişi' olarak özel ilgi görür.

Evde iş yaptırılmaz, 'aman oğlum sen bırak ablan/kızkardeşin toplar, dur oğlum sen ne anlarsın ekmek arası hazırlamaktan ben yaparım' şeklinde yaklaşımlarla, eli sıcak sudan soğuk suya değdirilmez. Ee bunca ihtimam, sevgi ve kıymet gören erkek nesli, dışarıdan on panter gücünde görünse bile -ki bazıları 0,5 panter anca eder- içleri tüyleri pofuduk kedi gibidir.


Şimdi düşünün ki, anası ayrı, babası bir değişik, babaannesiyle dedesi önlenemez bir şımarıklıkla büyütüp kendilerine bağımlı hale getirdiler bu erkek kişisini. Eee bizim erkek kişisi ne yaptı? Birinden tepki görünce diğerine sığındı; böylece hiç zorda kalmadı.



Sonra vücut gelişip, eşey hormonları kana nüfuz edince, göğsü dolgun gelin arayışları başlar. Belki de evini geçindirmeye yetecek kazancı dahi olmayan oğullarını, 'mürüvvetini görmek' deyimi altında, 'e bizde yardım ederiz' nidalarıyla evlendiririz. Ama asıl karışıklık burdan sonra başlar. Sizin için oğlunuza aldığınız gelin kişisi, esasında bir başkasının evladı, canı kanıdır. O ailenin de kızları için planları, umutları vardır. Bu sebepledir ki, onu yönetmek isteseler dahi bunu yapamaz, her zaman zıtlaşırlar.



Konuya aileleri katmadan, evin içinde iki genç çift üzerinden devam edelim. Gençsiniz, istekleriniz ve umutlarınız var. Kim 50 yaşına geldiğinde hala kirada, hala iki yakası bir araya gelmemiş olmayı diler ki? Ama hayat acımasızdır; gençliğin hatalarını affetmez. Erkek kişisi, bütün gençliği boyunca ailesine sırtını dayamış, bir günde evin reisi konumuna geçmiştir. Onun için de ne zor, ne sıkıntılı bir dönem! Bütün gün çalışır yetmez, eve gelir eşine karşı vazifeleri olur, ailelerin gönlünü hoş tutması gerekir, hele ki çocuk da varsa hepten yandı gülüm keten helvam! Bunca sorumluluğa, baskı ve yoğunluğa dayanamayan erkek kişisinin ruhunda ve karakterinde çatırdamalar başlar. Bir boşvermişlik, bir serzeniş, görmezden gelmeler, ee ben hiç dinlenemeyecek miyim tripleri... Bunca sorumluluğu sağlamca taşıyan arkadaş-eş-dost görünce hepten sorunlar yaşayabilirler.


Bu noktadan sonra evdeki hanım yengemizde de bazı hayal kırıklıkları baş gösterir. Her akşam filmler izleyip, sıcacık kahvelerini yudumlayacağı eş hayalleri, göbeğini kaşıyan adama bıçak ucunda elma uzatmaya dönmüştür. Hele ki çalışan bir kadından söz ediyorsak, bütün gün gördüğü dinamik, koşturan, jilet gibi giyinmiş adamlarla istemese de evdeki adamı kıyaslarlar. 'Üfff kokmuş, git donunu değiştir bir haftadır kıcında' cümleleri artık normalleşmiştir. Şimdi bu noktada, ''ya ben de evliyim ama hayatım böyle değil abartma'' diyenler olabilir; normal! Ama sonunuz bu olacak; kabul edelim. Hepimizin ölümden önceki son durağı bu! Bazıları yolu uzatmış olabilir; netice değişmez. Evlenmeden önce çiçek çelenk yaptıran adamlar, eve maydonozla gelmeye başlayınca şalterleri atan kadınlar da, kendilerini hediye gibi sunmaya genetik olarak eğilimli oldukları için cinsel hayatı bitme noktasına getirirler.



Bu noktadan sonra yaşlar 35-40 civarı tabi, hayat tamamen motora bağlanmışçasına yaşanır. Gençlikte düşündüğünüz o eğlenceli günler ve haftalar, tatiller, renkli gece hayatı hiçbiri kalmaz. Adamların sigaradan sararmış bıyıkları, tercihen 40 yaş civarı 'yeni bir ben yaratabilir miyim' diye bırakılan top sakalı da kâr etmez... Her şey bitmiştir artık; sizde bir zamanlar beğenmediğiniz babanıza dönüştünüz. Şimdi hata hangi basamakta diye bir düşünün; ben aileler basamağında buluyorum ilk deliği. Sizden geçti belki ama belki çocuklarınızdan geçmesin; bilinçli, kendi varlığı olan çocuklar yetiştirin ki, sonu size benzemesin :)))

Kadın Gözünden Bir Erkeğin Anatomisi
Cevapla