Gözler ruhun aynasıdır, derler. Öyledir. Sen o aynada kendini açığa vurursun. O gözlerde senin özüne giden izleri görür dikkatli bakanlar.
Bakışlarımız bilinç ve bilinçaltı niyetimizi gösterir. Sosyal hayatta; ikili ilişkiden tutun da bütün iletişimlerde konuşan dilimiz değil, gözlerimizdir. Hep verilen iceberg örneğindeki gibi, sözcüklerimiz yalnızca görünen yüzdür.
Göz teması güvenin işaretidir.
İnsanlar yakın hissettikleriyle daha uzun süreler göz temasında bulunur. Birbirini romantik anlamda seven insanlar ise en uzun süre göz göze kalabilir. Göz teması güvenin, ilginin işaretidir.
Duygusal konuları konuşurken göz teması kişide değer verildiği hissini uyandırır.
Yabancılarla göz temasını kısa tutmak isteriz. Korku, suç, nefret gözlere bakma isteğini azaltır.
Gözler zekaya dair fikir verir.
Zeki insanlar keskin bakışlara sahiptirler. Dağılmamış ve odaklı, bir ajandaya, bir fikre tutulmuş şekilde bakarlar. Ortalama zekada insanların gözleri ise tüm odaya yayılmıştır, güçlü değildir, olduğu kadardır.
Fakat daha da zeki insanlar oturmuş bir dinginlikle bakarlar. Einstein'ın bakışları gibi.
Göz teması etki etmenin başlıca aracıdır.
Kesintisiz ve doğrudan bakışlar karşı tarafta daha inandırıcı bir etki bırakır. Karşıya güven verir. Gözlerinin içine bakarak konuşulduğunda insanlar özgüveni anında hissederler.
Politikacılar bunu iyi kullanır. Gözlerini hitap ettikleri seyircilerde gezdirirler. Gözlerini kaçırmazlar. Dik ve doğrudan bakarlar. Kendinden emin bakarlar.
Kadınlar dalgın, yorgun ve amaçsız bakışlardansa net ve doğrudan bakan erkekleri daha çekici bulur örneğin.
Gözler kişiliği yansıtır.
İçe dönük kişiler göz göze gelmemeye çalışır. Dışa dönüklerse daha çok ve daha uzun bakarlar insanların gözlerine. Kaygılı insanlar, toplum önünde konuşmaktan çekinenler aynı şekilde bakışlarını saklarlar. Çünkü bakışlar bir nevi anlaşma yapmaktır.
Gözler güzele bakmaktan keyif alır.
Araştırmalar da bu yönde, insanlar güzel olanda dinlenir. İnsanlar güzel olan şeylere daha uzun süre bakarlar. Farklı olan şeyler de aynı şekilde böyle bir eğilime sebep olur. Güzel olmayan, kusurlu olan, ve sıradan olan ilgi çekmez. Örneğin insanlar maalesef engelli kişilere uzun süreli bakmazlar. Sıradan görünüşler de ilgiyi celbetmez.
Gözler içsel karmaşayı veya dinginliği gösterir.
Özenle bakarsanız karşınızdakinin ruhunu okursunuz. Kaos değişken ve saldırgan, çeşitli ve dinamiktir. Dinginlik neşeli ve muzip, sabit ve huzurludur.
Derin insanların gözlerinde de perde perde açılan bir yol görünür. Su o kadar derindir ki tek görülen kopkoyu bir mavi olur. Yüzeysel yaşantılar ise göz ucunda durur. Su altındaki çakılları, yosunları görmek kolaydır.
Gözler boşluğun kapı tokmağıdır.
Yapılan bir araştırma geldi aklıma. İnsanları ikili bir şekilde karşı karşıya oturturlar. Ve birbirlerine bakabildikleri kadar gözlerini kırpmadan bakmaları istenir. Bir süre sonra transa girerler. Şekiller, renkler, imajlar görürler. Gözler dalgasız okyanustur. Sıkılmadan bakabilirseniz görürsünüz.
Bu Bence'yi beni derinden sarsan Edip Cansever'in bir şiiriyle bitirmek istiyorum.
Gözleri - Edip Cansever
Sanki hiçbir şey uyaramaz İçimizdeki sessizliği Ne söz, ne kelime, ne hiçbir şey Gözleri getirin gözleri.
Başka değil, anlaşıyoruz böylece Yaprağın daha bir yaprağa değdiği O kadar yakın, o kadar uysal Elleri getirin elleri Diyorum, bir şeye karşı komaktır günümüzde aşk Birleşip salıverelim iki tek gölgeyi.
Bu karakter, psikoloji ve analiz tarzı bencelerin gerçekten çok orijinal oluyor. Benimde aklıma şu söz geldi; 'Gözlerindeki şiiri okumayı bilmedikten sonra bir adama yüzlerce şiir yazsan da fark etmez. O yine bildiğini okur.'
En İyi Cevaplar