Aslında ben buna korku demiyorum. Yeterince cesaret gösterememek diyorum. Siz de çok iyi bilirsiniz ki korku, belirli bir tehdit altına girdiğimizde ya da bu tehdidi hissettiğimizde yaşadığımız uyarıcı bir tepkidir. O halde, korkuyu endişeden biraz ayırmak istiyorum izninizle.
Birilerinin hayallerini süsleyen beyaz gelinlikli seremoni, başka birilerinin en büyük kaygısı. Yapılan araştırmalar, evlilik korkusu yaşayanların sayısının, her geçen gün arttığını söylüyor.
Peki hanımlar. Siz neden korkuyorsunuz evlilikten? Şimdi olasılıklara göz gezdirelim birlikte. Eksik kalacağım ve sizlerin farklı görüşlerinin olacağına dair hiç şüphem yok. Bakalım teorilerime siz ne diyeceksiniz?
Aldatan Erkek
Her ne kadar gerçekte ilk gerekçe ihanet olmasa da, değer yargılarımızın ne yazık ki ilk sırasında olması, toplum tarafından "Erkek Aldatır" ın acı bir şekilde kabul edilirliği, ister istemez bu konuyu başa oturttu. Biliyorum. Bir kadının haklı olarak erkeğinden ilk beklediği şey sadakattir. Ve siz bir oranlama yaptığınızda, sadık bir erkeğin yok denebilecek kadar az sayıda olduğunu "müzelik erkek", "adam gibi adam", "nesli tükenmiş erkek" gibi kalıpların içerisine alarak, kendinize çoktan kanıtladınız bile.
İşte bu yüzdendir ki, flört dönemlerinizde belki de affedilebilir olan ihanet, evlilikte "asla affedilemez" olacak. Ve siz bunu bir kez daha kaldıramayacağınızı biliyorsunuz.
Özgüven Eksikliği
Hayatımızın bir çok önemli kararını alırken başımıza dert olan bu durum, evlilik gibi önemli bir kararı alırken de sizi çıkmaza sokuyor. Sizi korkutan şeyin, evlenmek değil de, bir aileyi yönetmek olduğunu göremiyorsunuz aslında. Eş-ev-çocuklar üçgeninden oluşan bu aileyi, doğru kanalize edemiyor, yönetmekte eksik kalacağınızı düşünüyorsunuz. Öyle ya. Bugüne dek ebeveynlerinizin, hatta daha çok annenizin kontrolündeydi her şey. Kendi yuvanızı kurduğunuzda, başa çıkamayacak kadar güçsüz hissediyorsunuz kendinizi.
Ayrıca, fiziksel özelliklerini takıntı haline getirerek, "beni bu halimle kim beğenecek" diyerek, yelkenleri baştan suya indirenlerinizi, kendisiyle barışık olamayacak kadar ilgisiz kalanlarınızı, ailesinden utanacak kadar duyarsız olanlarınızı saymıyorum bile.
Yakın Çevredeki Örnekler
Sizi en çok etkileyen durumların başında, yakın akraba, komşu ve arkadaşlarınızda gözlemlediğiniz mutsuz ve sorunlu evlilikler geliyor. Belki de en başta, bire bir tanık olduğunuz ve çoğunlukla o ortamdan uzaklaşmayı tercih ettiğiniz anne-baba tartışmaları, Babanızın annenize uyguladığı baskı. Gerçek korkunuzu tetikleyen de bu. Hani biraz, "Sütten dili yanan yoğurdu üfleyerek yer" durumuna benziyor. Asıl kaygınız, evlenmekten daha çok, evliliğin sürdürebilirliği. Harika bir flört döneminden sonra bile, kafanızı karıştıran, hatta kimi zaman zıvanadan çıkaran şu "acaba" lar yok mu? Ha işte, yaşamınızın kalan kısmını O'nunla ve "sadece ikimiz" hevesiyle geçirecek olmanın önüne, belki de kocaman bir set örüyor sıklıkla karşınıza çıkan bu örnekler.
Özgürlüğün Kısıtlanması
İşte konumuzun en geniş detaya sahip kısmı. Erkeğin evlilik korkusunu başka bir paylaşımda işlemeyi düşünmeme rağmen, her iki taraf için de esaret, en büyük gerekçe. Temelinde yatan gerçek, kendine güvenen, tek başına ayaklarının üzerinde durabilmeyi başaracağına inanan, özgürlüğüne düşkün bir kadının, evlilik sonrası kocasına bağımlı kalacak olmasını düşünmesidir. Dilediği gibi giyinemeyeceği, dilediğince gezemeyeceği, dilediği kararı tek başına veremeyeceği kaygısını taşımaktadır.
Bana kalırsa bu biraz, sorumluluktan kaçış melankolisidir. Bir yuvayı idare edebilmek, bir çocuk yetiştirmek, eşi kadar ailesinin de gönlünü hoş tutabilmek gibi örnekleri çoğaltabileceğimiz bir çok konuda, yetersiz kalabilmek endişesi. Hatta günün birinde bütün bunlardan sıkılarak "hadi be sende, seninle mi uğraşacağım" restini çekip çekememek ikilemi.
Kariyer mi? Annelik mi?
Hepimiz çok iyi biliyoruz ki, günümüz kadın artık bir çok konuda söz sahibi. Büyük işlerin üstesinden sorunsuzca gelebilmelerinin yanında, devasa bir şirketi rahatlıkla yönetebilecek erdemlere, güce, yeteneklere sahip. Eğitim sektöründen tutun da, otomotiv sektörüne kadar bir çok branşta, bir çok erkeği geride bırakabilecek başarılara imza atıyorlar. Hemen hemen her gün, herhangi bir örnekle karşımıza çıkan bu kariyer sahibi kadınlar, hem sergiledikleri duruşlarıyla, hem bulundukları konumlarıyla, diğer kadınlara ve genç kızlarımıza ilham veriyorlar.
Hal böyle olunca, dilinize yapışan o "Çocuk da yaparım, kariyer de" diyen reklam metni, sadece iyi bir reyting yakalamış olmakla sınırlı kalıyor. İşte çelişkiniz burada başlıyor. "Her ikisini birlikte yürütmeyi başarabilir miyim".
Psikolojik Nedenler
Her ne kadar kabul edilmez görünse de, bana göre başka bir sebep, narsist ve egoist kişilik bozukluğu olan hem kadın hem erkek bireyler için evlilik, yaşamlarının hiçbir döneminde planların içine girmez. Feminizmi bu gurupta toplayabilir miyiz, emin değilim. Sosyal uyum bozukluğu ya da asosyal kişilik bozukluğu onların evlilik ile uzaktan yakından ilgileri olmadığı bilinen bir gerçektir.
Biliyorum. "Hangi gerekçeyle olursa olsun evlilikten korkmak saçmalıktır." diyenler, bu cümleyi "olmadı boşanırım" cesaretiyle kuruyor. Boşanmanın da evlenmek kadar zor bir karar olduğunu atlamayın lütfen.
Unutmayın, evliliğe asla hazır hissedemezsiniz kendinizi. Hissetmeyeceksiniz de.
Evlilik, yaşamı her şeyiyle paylaşmak adına vereceğiniz tavizlerin bir bütünüdür. Asla bir oyun değildir. Kendi hayatınızın sorumluğunu taşımaktan bile korkuyorsanız, başka hayatların sorumluluğunu taşımanızı kimse bekleyemez sizden.
Hep söylerim. İsmi ya da tanımlaması ister evlilik olsun, ister flört, yaşadığınız birlikteliğin anlam kazanabilmesi için yapılabilecek şey oldukça basittir aslında.
Bu denli zorken hayat, daha da zorlaştırmak ve çekilmez bir hale getirmek yerine, birbiriniz için kolaylaştırmak ve yaşanabilir hale getirmektir zor olmayan. Sevgi, saygı, sadakat ve hoş görü. Kimse sizden daha fazlasını istemiyor.
Bir sonraki yazımızda erkeklerin evliliğe bakışını irdeleyeceğiz birlikte. Görüşmek dileğiyle.
Bunu söylediğimde tüm Türk erkekleri kızıyor ama yine de söylemekten vazgeçmeyeceğim. Benim tek korktuğum şey evde "hizmetçi" yerine konmak. "Yemek, temizlik, çocuk bakımı kadının görevi değil, erkeğe ikramıdır." dinimizde bu şekilde geçtiği halde nedense kültürümüzde kadın hem aşçı hem hizmetçi hem de çocuk bakıcısı yerine konuluyor. Halbuki bu işlerin eşler arasında bölüştürülmesi gerekiyor. Özellikle kadın çalışıyorsa veya çocuk işin içine girmişse. Ben hem çalışmış hem ev hanımlığı yapmış biri olarak kesinlikle ev işlerinin çok çok daha zor olduğu kanısındayım çünkü evde iş asla bitmez! Ve ailemdeki erkekler "yurt dışında büyüdükleri içindir belkide" eşlerine her zaman yardımcı olmuşlardır. Babam bize yemek de yedirirdi, oyun da oynatırdı, bıcı bıcı da yaptırırdı, saçımı da tarardı, evi de süpürürdü, yemek de yapardı. Hala yemek yapıyor gerçi ama diğer görevler kardeşimle benim artık :) Önümde böyle mükemmel bir örnek varken attan inip eşeğe binmek zor geliyor tabiri caizse =/
Günün birinde hocam günün birinde :) buraya kadar herşey güzeldi, anlamlı ve mantıklı. ama ne zamanki "attan inip eşeğe binmek" dediniz, ha işte o. Tabiri hiç caiz olmadı bu benzetmeniz aslında ama, gençliğinize veriyorum. :)
Kiz sormus en buyuk hayaliniz Digerleride yazmis Cocuk dogurmak Nan buyutmek desen yine anlarim Organik ve kendiliginden olacak bir is en buyuk hayali olanlar la
Burdaki maddelerden aldatılma korkusu ve cevreden gördüklerim beni evlilikten soguttu ve korkuttu. Ciddi anlamda en kötülerini düşünebiliyorum. Herkesin istekleri hayalleri kriterleri var bir de. Senelerce okuyoruz bir meslek edinebilmek icin para kazanmak icin meslek sahibi olduktan sonrada pat diye evlenmek istemiyorum acikcasi gezmek tozmak kendi hayatımı yasamak istiyorum. bir sene önceki kafamla direk evlenirdim oysaki. Cunku belki çocukça gelebilir ama 30 yasına gelmis erkekler artık helal sut emmiş kız arıyor o yasa kadar gezip tozup eğleniyor hayatlarını yaşıyolar yas geçmeye başlayıp baskı artınca evleniyim bari diyolar bu haksızlık gibi geliyor bana ne biliyim ben son zamanalrda cok fazla sogudum belki biri çıkar degistirir falan
Gönlünüze göre biri mutlaka çıkacaktır karşınıza. Yaşamı paylaşmak adına gelecekten umudumuz her ne kadar az ise de, karamsar olmamak gerek. Hayat sürprizlerle dolu. Fakat öncelik elbette kendiniz ve kariyeriniz. Evlilik asla önceliğimiz olmamalı. Teşekkürler ilginize. :)
Bir flörtü bile yürütmek zor iken. Bazen ayrılmak kaçınılmaz oluyorkwn bazen de kaçış yoluyken evliyken napacagiz? Basıp gitmekle olmuyor. Bosaninca daha bir sorun. Evliligi korku olarak görmek günümüzde doğal. Üç sene sonra bile farklı bir yönünü taniyorsun ya da degsiiyor ya. Bilemiyorsunuz ki. Nasıl bir yola çıkabilirsin ki. Zor cidden zor... Benceni begendim. Nedenler evet hemen hemwn herkes için doğru. Devamini beklerim.
Sorumluluk almayı sevmiyorum, asosyal bir kişiliğim var. Evlilik bana göre kutsal bir kurum. Fakat bana göre değil gibi😐tabi büyük konuşmakta istemiyorum. Böyle deyip ileride evde kaldım korkusu yaşayan çok insan var.. Emeğinize sağlık.
aslında tek sebep karşımızdaki insanın o güveni verememesi tabanında gelişen dallanan sebepler O güveni alabilsek geriye kalan hiç bir etken kalmayacak.
Evlilik karsilikli hayatı kolaylastirmaktir hep böyle düşünmüşümdür gel gör ki hep zorlaştıran kişilere denk gelince o imza hayatımın en zor kararı olabiliyor işte
Korkmakda gercekten haklilar bu zamanda ne kadinlar ne erkekler evlenilcek insan degiller bazilari dışında genelleme yapmak istemiyorum ama o bazilari birbirine degil yanlis insanlara denk geliyolar ve boşanmalar artiyo bu sefer
Çocuk ve kariyer birlikteliğinden biraz korkuyorum ama ikiz çocuğum olsun da istiyorum 😅 Bakalım çok fazla düşünmeden yaşayıp göreceğiz 😊 Güzel bir bence olmuş anlatım da çok iyi 😊😊
Ben evlilik denen şeyi napim. bir imza atcak kadar basit ama ömrunü yiyor ve öyle ki dönüp arkana bakacaksın koca bir hiç ve boşa yıpranmış bir hayat. Öyle ki evli ve çocuklu pek çok kadın, okuyan ve çalışan kızların yerinde olmak istiyor.
Özgürlüğüne düşkün biri olarak sorumluluklarımdan kaçmıyorum daha çok baskıdan kaçıyorum sanırım. Dozunda karışılmalı bu günümüz erkekler içinde fazlasıyla zor. Diğer bencenizi merak ediyorum emeğinize sağlık :)
Çünkü haklısınız ve ben baskıcı, egoist, şiddet yanlısı, sizin de sözüne ettiğiniz gibi karışmanın dozunu aşan erkeklerin varlığını kabul etmek zorundayım. Bu zorundalık canımı yakıyor. Keşkelerden nefret ediyor olmama rağmen "keşke biraz daha duyarlı, anlayışlı olabilen erkekler çoğunlukta olsaydı" diyebilseydim.
Diyemediğim için "Hakkınız var" demek de çok zor geldi. :(
O halde bu, evlilikten korktuğunuz değil, evliliği düşünmediğiniz anlamına geliyor tahminen. Sizin yaptığınız şey bir tercih bana göre. Siz ne dersiniz?
"Asıl kaygınız, evlenmekten daha çok, evliliğin sürdürebilirliği." Gerçekten korkuyorum hatta ödüm patlıyor bu maddelerin hepsine harfiyen uyduğumu düşünüyorum. Ama tırnak içine aldığım cümle beni en çok korkutan.
Şüphesiz çoğumuzun en büyük kaygılarından biri. Ancak hayatı bir şekilde paylaşacağımız insanın kollarında uyanmak kadar değerli başka bir şey olduğunu düşenemiyorum. :) Çok teşekkürler ilginize. Sevgiyle kalın. :)
Benim burada evlilikten korkma sebebim özgüven eksikliği ve yakın çevredeki örnekler. Birazcıkta kıskanç biriyim bu yüzden korkuyorum. ÇOK iyi bi sevgilim var. 6 yıl oldu sevgiliyiz daha önce böyle bi düşünce düşmemişti içime. Hep Ona yemek yapma hayalleriyle yaşadım ama şimdi nişan arefesinde neden böyle ödüm kopuyor. Bi çaresi yokmu bunun. Keşke bi yolu Olsa. Bende bi sorun ku var bilemiyorum.
ben varım :) aslını ararsanız işin sırrı korkularımız ya da çekincelerimiz değil. İşin sırrı doğru eş, doğru seçim, doğru karar. En önemlisi doğru zaman.
işte o yüzden sizin için çoook erken. şimdilik hayatınızın baharını yaşayın. Sonuna kadar. Hedeflerinize ulaşmaya çalışın. Yaşamın bütün tatlarını alın. Evlenme zamanı geldiğinde bunu size siz söyleyeceksiniz zaten. Ve kim olduğunuzu. :)
Şüpheniz olmasın. :) Önemli olan doğru kararı vermeden önce, iyice tartıp düşünmek. Ve birlikte, olabildiğince çok zaman geçirmek. Hiiiç acele etmemek. :)
En İyi Cevaplar