Bu BENCE yazım da sizler ile bu soru ya kendi bakış açımı anlatan bir yazı paylaşmaya çalışacağım ve BENCE Dünyayı değil İnsanı değiştirmek yeterli olurdu diye düşünüyorum.
Bu konuda belki çoğu insan, ekonomiyi, teknolojiyi, siyaseti, adalet, ya da başka konularını da işaret edebilirler.
Bence bana göre en başta değişmesi gereken tek şey insanın kendisidir.
Çünkü madem Dünya da ilerleyen her şeyi kötü yönde ilerleten ve değiştiren İnsan ise.
Bu yüzden İnsan değişmeden, dünya da iyi yönde değişemez.
İnsanı hangi konu ya da yönlerden değişmesi gerekiyor?
Bu değişim bana göre insan için henüz tamamlanmış olan bir evrim diye düşünüyorum.
İnsan için henüz tamamlanmış diye düşündüğüm bu Evrim konusu ve yönleri hakkında doğaya baktığım da açık ve net şu farkları görüyorum.
Mesela…
Doğaya baktığımızda… Kuşlar, böcekler, ağaçlar milyonlarca yıldır kendi ritüelleriyle evrim geçiriyor. Çiçeklerin parlak renkleri, kuşların büyüleyici ötüşleri, böceklerin karmaşık dansları…
Hepsi, yaşamı sürdürmek ve türünü devam ettirmek için mükemmel bir denge içinde. Hiçbiri, varlığını sürdürmek uğruna doğayı tahrip etmiyor.
Peki İnsan ve farkı….
O, varlığını sürdürürken diğer canlılara ve hatta kendi türüne zarar verebilen tek varlık olarak görünmekte ve yaşamaktadır.
Arı bal yaparken doğayı besler; kurt avlanırken sürüyü dengeler, iç güdüsel dediğimiz (acaba mı bu bilinçsiz bir eylem mi bu bir verim mi?) en yaşlı ve zayıf olanı seçer; ağaç büyürken havayı temizler.
İnsan!.. Sadece kendi karnını doyurmak için avlanmakla kalmaz; bazen şık şatafatlı kıyafetler üretmek içinde avlanırken doğanın kaynakları hunharca kullanırken diğer canlıların soyunu ve doğayı dünya üzerinde ki en vahşi varlık olarak hiçe sayar.
Tüm yaşamsal ihtiyaçlarını karşılama isteğinde bile hep “en iyiyi, en gözdeyi” seçmeye meyillidir.
Sonuç, İnsan eli ile türü yok olan canlıları müzelerde sergilenen balmumu sanatlarını sergilemek ve seyretmek, sanat ve sosyal kültürel bir aktivite halinde dile gelir miydi?
Maalesef bugün bunun gibi daha binlerce geri dönüşü olmayan hem kendi türüne hem de gezegene büyük zararlar veren bir canlı ve davranışı yoktur.
İşte bu yüzden, dünyayı daha güzel kılacak tek gerçek değişim, insanın davranış ve zihinsel evrimidir.
Peki, nasıl bir evrim?
Doğadaki tüm canlıların varlıklarını, ırkını sürdürme de ortak nokta üreme ve cinsiyettir. Ve çoğu canlı türde en dikkat çekici, en şatafatlı olan, dişiyi etkilemek isteyen erkektir. Parlak tüyler, büyüleyici ötüşler, göz kamaştırıcı danslar…
Bu şatafatın amacı tek bir şey içindir. Soyunu sürdürmek için çiftleşmek bunun için de seçilmek için etkileyici ve görünür olmak.
İnsan da doğada ki diğer canlılar gibi aynı içgüdüye sahiptir. Ama zekâsı bu içgüdüyü bambaşka bir boyuta taşır, Bir kuş rengârenk tüyleriyle öne çıkarken,.
İnsanlar da bu yön şık şatafatlı arabalar, kıyafetler, hatta günümüzün iletişim aracı denilen Cep telefonlarıyla yapar. İletişimin en şık, en gösterişli, daha pahalısı…
Oysa insan elinde sahip olduğu bu akılı cihazı tam anlamı ile amacına uygun olarak kullanmak için bile bir ihtiyaç meselesi de değildir. Kısacası, dikkat çekmek, şık, şatafatlı görünmek için doğanın tüm dengelerini alt üst eder ve hiçe sayar.
BENCE; Sorun da işte burada başlıyor.
Çünkü hayvan gösteriş yaparken doğaya zarar vermez; insan ise şatafat uğruna ormanları keser, madenleri tüketir, savaşlar çıkarır. Bir kuş ötüşüyle dişisini etkilerken, insan şatafatlı araçlar için gereken yakıt ve petrol uğruna kan döker.
Bu noktada temel soru şudur.
Eğer etkilemek gibi abartılı istek ihtiyaçlarımız olmasaydı, insan nasıl yaşardı?
Peki şayet İnsanlar bir, birleri ile girdikleri bu şatafat rekabeti ve karşı cinsi cezbetmek gibi bir kaygısı olmasaydı? İnsanlar nasıl giyinir, nasıl konuşur, nasıl görünürdü? Büyük ihtimalle biz böyle birini “bakımsız” diye küçümserdik.
Çünkü saçını taramak, sakalını düzeltmek, temiz giyinmek bile aslında bir sağlıklı olmaktan bile öteye taşınmış etkileme tarzı olarak kullanılmaktadır.
İşte bu yüzden mesele, “etkilemek” ihtiyacının doğallığı değil, insanın bu ihtiyacı abartmasıdır.
Gösterişli araçlar, dekorlar, devasa binalar, şatafatlı şehirler… Bana göre bunların ardında hep aynı dürtü var. Öne çıkmak, seçilmek, fark edilmek.
Sonuçta, doğanın hoyratça tüketilmesi ve dünyayı daha da yaşanmaz hale getiren savaşlar olur.
Eğer insan bu konuda bir evrim geçirse… Eğer gösteriş ihtiyacını törpüleyip doğayla uyumlu yaşamayı öğrenebilse…
O zaman dünya BENCE gerçekten de Güzel Yaşanası bir DÜNYA olurdu diye düşüyorum.
Elimizdeki kaynaklar hepimize fazlasıyla yeterdi. Ve belki de asıl enerjimizi, daha iyiye, daha faydalıya, daha adil olana yönlendirebilirdik.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer