Birçok insan, her yeni alışkanlık ya da düşünce tarzındaki her değişikliğin, kaçınılmaz olarak tam bir öz gerçekleşmeye yol açacağına inanarak kendi üzerinde çalışmaya başlar. Ancak paradoks şu ki, gerçek içsel özgürlük yerine, egonun daha karmaşık katmanlarını ediniriz, bu bencede katmanlardan sadece bir kaç tanesine değineceğim. Kendini geliştirme bahanesiyle sıkça yapılan en yaygın 4 tuzaktan bahsedeğim;

1. “Matrisin dışına çıktığınız” için kendinizi üstün hissetmek
En en yaygın yanılsamalardan bir tanesi ile başlayacağım. Ayrıca daha önce bu durum hakkında yazmıştım - Sözde Kişisel Gelişim... .
Kariyerde ilerlemenin, statünün ve sosyal onayın peşinden koşmanın aslında mutluluk getirmediğini fark etmiş olabilirsiniz, ama asıl mesele şu ki, bu anlayışın yeni bir kibir biçimine dönüştüğüdür.
Kendinizi sözde “aydınlanmış”, sizden farklı yaşayanları ise sözde “uyuyan” olarak görmeye başladığınız anda bir tuzağa düşersiniz. Aslında sadece bir etiketi başka bir etiketle değiştirirsiniz, ama öz aslında aynı kalır. Bu "en iyi" ve "en kötü" ayrımıdır.
Gerçek özgürlük sıra dışı olmak değil, başkalarının seçimlerini yargılamadan kabul etmektir. Evet, birçok insan otomatik pilotta yaşıyor, ama bu sizi onlardan "daha iyi" yapmıyor. Herkes kendi yolunda gider, sizin göreviniz yükselmek değil, anlamaktır.
Gerçek büyüme rehavete kapılmanın değil, şefkat duymanın bir nedenidir. Monotonluğa gömülmüş, hayatını sıkıcı bir film şeridi gibi yaşayan bir insan gördüğünüzde, "Ne kadar kör bu adam" diye yargılamak yerine, "Acaba neler yaşadı da böyle oldu?" diye düşünmeyi deneyin. Çünkü gerçek özgürlük, kendini istisna olarak görmek değil, dünyayı “doğru” ve “yanlış” olarak ikiye ayırmayı bırakmaktır.
2. Ebedi mutluluğun peşinde koşmak
Nedense "gelişmek" derken, sürekli gülümseyen, asla sinirlenmeyen, üzülmeyen bir insana dönüşmek anlamına geldiğine karar verdik. Sanki kendini geliştirmek, acıya ve hayal kırıklığına yer olmayan, kalıcı bir mutluluk haliymiş gibi..
Ama bu sadece tuzaktan başka bir şey değil, çünkü hayat sonsuz bir mutluluk akışı olamaz. Hayat aydınlık ve karanlığın, iniş ve çıkışların, ilham anlarının ve tam bir boşluk dönemlerinin dönüşümlü olarak yaşandığı bir dönemdir. Ve eğer her acı çektiğinizde veya zor zamanlar geçirdiğinizde, duygularınızı bastırıyorsanız büyümüyorsunuz, sadece gerçeklikten kaçmaya çalışıyorsunuz.
Eğer bugün zor zamanlar geçiriyorsanız, bu “geri adım attığınız” anlamına gelmez, hayatta olduğunuz anlamına gelir. Ve bazen en önemli anlayışlar bu anlarda ortaya çıkar. Bu sebepten ötürü dayatılan "mükemmel mutlu insan" imajının peşinden koşmayı bırakın çünkü öyle bir şey yok. Gerçek güç her zaman gülümsemekte değil, her türlü havada kendin olabilmekte yatar.

3. Etiketleri değiştiriyorsunuz
Diyelim ki eski derinizi döküyorsunuz, artık "ofis planktonu" veya "katılaşmış materyalist" değilsiniz ve artık daha iyi bir insan olmak için çabalayan ve geçmişinizden gelen etiketlerden kurtulan bir insansınız.
Ama bu her zaman özü değiştirmeye ve yeni nitelikler geliştirmeye yardımcı olmaz. Dün değerinizi maaşınızın büyüklüğüyle ölçüyordunuz, bugün ise gezdiğiniz ülke sayısıyla. Ama eğer içeride hala dışarıdan gelen onaylara bağımlıysanız, bunda ne gibi bir büyüme olabilir ki sizce?
İçsel çalışmayı dışsal özelliklerle değiştiriyorsunuz ve bu hiçbir şekilde gelişime katkıda bulunmuyor. Eşyalarınızın yarısını atarak kendinize minimalist demek kolaydır, ancak içsel açgözlülüğünüzle veya kaybetme korkunuzla başa çıkmak çok çok daha zordur.
Ayrıca etiketleri değiştirdiğinizde, bir kişi olarak gelişmek yerine, farklı bir rol oynamaya ve yeni bir hücre yaratmaya başlarsınız.
Gerçek özgürlük maskeleri değiştirmekte değil, her şey olabilmekte yatar. Büyük bir şehirde yaşayabilir ve "ofis çalışanı" olmayabilirsiniz, sırt çantanızla seyahat edebilir ve kendinizi "aydın" olarak görmeyebilirsiniz, bireyselliğinizi kaybetmeden başkalarıyla aynı şeyleri giyebilirsiniz. Önemli olan başkalarına nasıl göründüğünüz değil, kendinize karşı ne kadar dürüst olduğunuzdur.
4. Övgü ve takdir arzusu
Değerin çoğunlukla beğeniler, paylaşımlar ve başkalarının onayıyla ölçüldüğü bir dünyada yaşıyoruz. Övgü alıyor ve fark ediliyorsanız doğru yolda olduğunuzu sanmak kolay oluyor. Peki bu doğru mu? Elbette değil.
Dışarıdan onay almaya güvenmek tuzaklardan birisidir. Eğer özgüveniniz, görüntülenme veya iltifat sayısına göre dalgalanıyorsa, o zaman hala başkalarının görüşlerine bağlısınız demektir öyle değil mi?
Gerçek gelişim alkış için değil, sizin için önemli olduğu için harekete geçtiğinizde başlar. Kendinize bir sonraki "başarınızın" peşinden koşmadan önce şunu sorun: "Bunu gerçekten benim için önemli olduğu için mi yapıyorum? Yoksa sadece pohpohlanmak mı istiyorum?"
Gerçek güç, takdir görmek için değil, değerlerinizle örtüşen eylemlerden gelir; geri kalan her şey sadece gürültüdür.
Aşk İlişkileri
Üniversite Tercih
Gündem
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer