Selamlar
Seriye verdiğimiz aranın ardından @SadePirincPilavı ile gerçekleştirdiğimiz röportajımızla yeniden sizlerleyiz. Hazırsanız hepinize keyifli okumalar diliyorum. 🥳
Büyüklerimizin hep söylediği bir söz var "bu çocuk büyüyünce çok can yakacak" diye... Sen bu hayatta can yakan mı oldun en çok yoksa canı yanan mı?
Ailemin ben büyürken "bu çocuk çok can yakacak" dediğini düşünmüyorum. Bebeklik dönemimde o kadar sessizmişim ki annem korkuyla gelip beni kontrol edermiş hayatta mıyım değil miyim diye ^^
Eğer bir insan mağarada yalnız başına büyümediyse ikili ilişkilerde daima hem canı yanmıştır hem de yakmıştır. İnsanlar birini sevdiklerinde ister istemez beklenti halinde oluyor ve o beklenti o ya da bu şekilde yerine getirilmezse de o can yanıyor. Benim de öyle oldu canım da yandı, can da yaktım. Ve bana göre bu hayatta insanın canı yanmalı. Çocukken öğrenilen "soba/el ilişkisi" gibi. Ama tabii ki can yandıktan sonra hayata küsmemeli ya da kendini inşa ettiği kalın duvarların arkasına saklamamalı insan daima ileriye doğru gitmeli ve tecrübe ettiklerini daha yetkin bir şekilde kullanabilmeli ki bu yalnızca ikili ilişkiler için geçerli olan bir durum da değil.

Elbette. Verdiğin örnek nefis bir örnek olmuş yazdıkların de keza öyle. Hayatta başımıza ne gelmiş olursa olsun duvarların ardına saklanmadan daima taptaze bir enerjiyle yaşamaya devam etmek gerekiyor.
Evinde en çok sevdiğin eşyalardan birini söyler misin?
Kitaplarım. "Damlaya damlaya göl olur" atasözünün benim için en güzel örneğidir kitaplarım..Hepsi benim tarafımdan çalışarak alınmıştır ve her kitabın benim için ayrı bir yeri vardır.Benim neslimde ortaya çıkmış olan "Harry Potter serisi" için okuldan sonrası ve hafta sonları çalışarak biriktirdiğim parayla almıştım mesela.Ve bu kitapları ne zaman elime alsam hala o ilk zamanki heyecanı tekrar tekrar yaşarım ve bu anılar ve duygular benim için vazgeçilmez birer hazine.

Maşallah, çok takdir ettim. 17 yaşında şiir kitabı çıkartmış biri olarak kitapların kesinlikle hazine olduklarına inanıyorum. Kitaplarınla sana mutluluklar diliyorum.
Kitapsever değerli üye @SadePirincPilavı gündemi takip ediyor musun? Her akşam mutlaka haber seyreder misin?
Hayır etmiyorum ki ben takip etmesem bile gerek telefon gerek kullandığım pclerin kenarından bildirim olarak fırlıyor haberler. Ve zaten gündeme o ya da bu şekilde maruz kalıyorsun gerek toplu taşımada gerek bir yerlerde dolaşırken ya da otururken. Son yıllarda doğa olayları hariç ülke gündemimiz kendini zaten bir şekilde yeniliyor, değişen ise yalnızca tarih oluyor.
Evet ben de takip etmemeyi tercih ettiğim halde bir şekilde hep sağdan soldan duyuyorum ne olduğunu, ne bittiğini.
Peki senin için bakımlı kadın/ erkek demek ne demek? Makyaj yapmak bir bakım ölçütü müdür?
Bu soruda aklıma ilk gelen arada reelslerde de karşıma çıkan "ben Gratis'ten dünyaları aldım suratım böyle, sevgilim yüzünü Arap sabunuyla yıkıyor aha böyle" diyen kimseler geldi.
Erkek için bakımlı olmak; saçına sakalına ve kişisel hijyenine dikkat edip temiz, ütülü kıyafetler giyip kötü kokmamaya dikkat etmek yani benim bildiğim böyleydi. Geçenlerde "sabah rutinim" adı altında birinin reelsini izledim dedim "yok artık bu konuda erkeklerde kadınlar kadar malzeme kullanır hale gelmiş ^^"
"Bakımlı" denildiği zaman kadınlar için her ne kadar makyaj, parfüm kokuları vs akla gelen ne kadar doğal diye düşünülse de onlarca farklı kimyasalı yüzlerine o ya da bu şekilde boca ediyorlar. Bu ilerleyen zamanlar pütür pütür bir yüze sahip olmalarına sebebiyet veriyor bunu sağlıklı bulmuyorum.Kadının bakımlısı bana göre kendi fiziğinin farkında olan küçük dokunuşlarla büyük farklar yaratabilen, kılık kıyafet olarak kendi fiziğini bilerek giyinen, girdiği ortamı orada var olmuş olarak değiştirebilen kimseler.

Kesinlikle katılıyorum. Hemcinslerim belki kızacak ama ben de karşıyım yüze sürekli ve üst üste ürün sürmeye. 1 tane temizleyicin olur bir de eğer çok seviyorsan belirli sayıda makyaj malzemen o kadar. Saygımız sonsuz da bazen bazı kadınları anlayamıyorum; bakım adı altında enteresan şeyler yapıyorlar.
Yurt içi ve yurt dışı seyahatlerin oldu mu? Olduysa nereyi beğendin en çok?
Yurt dışı henüz olamadı ama hayalim Japonya'da "Sakura festivalini" izlemek. Bakalım yıllık izin geliyor bizimkiler yakın mesafe ülkelere gitti Sırbistan gibi belki oraya birkaç günlüğüne gidebilirim ^^

Yurt içinde gezdiğim bir kaç il oldu. Aslen Hatay'lıyım ve o yöreye yakın her ili gezdim. En son Bursa'ya izlediğim bir yeme içme reelsi yüzünden gitmiştim. Oburluk bazen başa bela olabiliyor. Yemeği leziz olan her yeri otomatik olarak beğenirim tamam tarihi dokusu hikayesi de önemli ama aç karnına da gezilmez değil mi?

Ooo inşallah nasip olur hayırlısıyla.
Ahahaha evet kesinlikle. Yemeye önem veren birinin çok iyi bir gurme olduğuna da inanıyorum.
Seni sen yapan bir özelliğini anlatır mısın bizlere...
Bir özelliğimi anlatmak diğer tüm özelliklerimin bana trip atmasına sebebiyet verecek desene. En bilinen özelliğim aşırı dikkatli ve detaycı olmam.Dikkat ve detay konusunda nam salmış siz kadınları bile cebimden çıkartabilirim, hayatımın pek çok alanında özellikle iş konusunda işime bir hayli yarıyor olsa da bazen gerçekten yorucu olabiliyor..
Evet kadınların daha detaycı olduğunu söylerler ama bence bu konuda bazı erkekler bizi yener. Detaya önem vermek yorucu bile olsa pek çok avantajı var. Kimsenin dikkat etmediğine sen dikkat edince inan çok daha farklı noktalar görebiliyorsun.
O halde gelelim sondan bir önceki sorumuza. Sanata ilgin var mı? Sanatın en çok hangi dalını seviyorsun?
Sanat bir yerde sanatçının içindeki kaosu bir şekilde dışarıya vurumu bana göre. Tek bir dalı diyemem bu değişkenlik gösterir. Çocukken mandolin ve bağlama kursuna gitmiştim ama ilerletmedim daha sonra kurs bitti biz miskete tasoya sokağa düştük. Keman gerçekten dinlemekten keyif aldığım bir enstrüman yakın zamanda kursuna gitmek istiyorum. Tablolarda benim için ilgi çekici özellikle sürrealist olanlarını bir hayli ilginç buluyorum..
Çocukken mandolin ve bağlama kursuna gitmiş olman bile şans. Ben çok istiyordum gitmeyi nasip olmadı bakalım ilerleyen zamanlarda ben de bir enstrüman kursuna gitmeyi düşünüyorum.
Evcil hayvan besledin mi hiç veya besliyor musun?
Biz 3 erkek 1 kız kardeşiz. Çocukken anneme ponçik bir bakış ve ses tonuyla gidip "anne evcil hayvan alalım mı" dediğimizde beni ve diğer 2 erkek kardeşimi gösterip "siz bana yetiyorsunuz oğlum" demişti ahaha evde hiç beslemedim ama her maaşı aldığımda kedi ve köpek maması alır dağıtırım onun dışında çalıştığım yerde kedilerim var onlara bakıyorum her canlıyı sevsem de kedileri çok severim..

Harikasın. Mama almanın yanında burdan diğer üyelerimize de hatırlatma yapalım eğer yapabilme imkanı varsa kapı önüne bir kap mama ve bir kap su da koyalım mutlaka.
Gelelim röportajımızın konseptine ismini veren son sorumuza. Tolstoy'dan bir soru. İnsan ne ile yaşar sence? Şimdi içinde bulunduğumuz çağda hep "eskiye özlem" var. Halbuki bu çağın insanları "eski toprak" denilen büyüklerimizden daha fazla olanağa sahipken niye eskiye özlem duyuluyor?
İnsan sadece yediği, içtiği, okuduğu dinlediği şeylerle mi yaşar sence?
Bu soruda birden fazla unsur olduğu için her soruya ayrı bir cevap vereceğim dilim döndüğünce, kelime haznem yettiğince
İlk soru insan ne ile yaşar?
Bu kişiden kişiye değişir, ben milenyum çağının mitolojik sirenleri diyorum mesela hazcılar dışa dönük duygular için yaşar bu seksüel aktivite olabilir, hız olabilir, alkol uyuşturucu olabilir haz alabilecekleri durumlar ve oluşan duygular için yaşayanlar da bir kesim ihtiyaçları için yaşar. Aç olan doymak için, fakir olan zengin olmak için, hasta olan iyileşmek için, bense bir isim bırakabilmek için yaşıyorum ki öyle insanlık için de değil, hayatımda olup benden önce ölecek olanların arkamızda "o var, o korur kollar gözetir" demeleri ya da benden sonra yaşayacak olanların akıllarına her geldiğimde buruk bir tebessüm olabilmek için.
Halbuki bu çağın insanları "eski toprak" denilen büyüklerimizden daha fazla olanağa sahipken niye eskiye özlem duyuluyor?
Eskiden her odada bir televizyon yoktu bir kaç evde ya olurdu ya olmazdı. Herkes birlikte olurdu ve toplum iç içe olurdu herkes bilirdi kimin ne derdi sıkıntısı var örtmede gece gibi olurdu.Ve samimiyet vardı aman diyenin eline yardım 3 köy öteden gelirdi bugün biz yapalım yarın bizde aman dersek bize de gelen olsun derlerdi bugün insan kusur etmede gece gibi olmaktan ziyade 600w projektör modunda her bir kusur düğün salonuna çevrilmiş ortamlarda başkaları tarafından sergilenmekte eskiden arkadaşlık dostluk önemliydi bugün öyle mi? İnsan birinin nasılsın sorusuna bile çekinerek cevap veriyor ve iyiyim demekten öte gidemiyor. Ruh karakter zenginlikten daha önemliydi şimdi insanların değeri takipçi sayısıyla eş değer.
Ben tek dal sigara içmek için ilçe değiştirdiğimi bilirim büyüklerimden biri görürse mahçup olmayayım diye bugün büyüğe saygı yok denecek kadar az.
Milenyum çağının teknolojik köleliği; insanlık ve insani değerler out olmuş durumda bu yüzden herkes eskiyi sakinliği arıyor bir yerlerde okumuştum "eskiden eşyalar kullanılmak, insanlar kıymet bilinmek için" vardı günümüzde insanlar kullanılıp, eşyaların kıymeti biliniyor tenler, bedenler paylaşılıyor hadi o telefonu al bakayım eline alabiliyor musun?
Bir çok kelime yalnızca anlamını yitirdi biz en çok kendi kelimelerimiz ve anlamlarını kaybettik.Sevgi,saygı,hoşgörü,anlayış, empati asimile oldu belki de bu yüzden geçmiş bu kadar özleniyor..
Ve sorun da çok fazla olanağa sahip olmamız belki de eskiden eşya azdı insan çoktu şimdi insan az eşya çok.
Bir metro çıkışında yere yıkılan birinin üstünden atlayarak yollarına devam eden insanların reelslerine illa ki denk gelmişsindir.Biz teknolojik olarak çağ atladık ama insanlık olarak kaybettik kaybediyoruz. Günümüzde efendilik, iyi niyet, merhamet, vicdan sahibi olmak enayilik olarak atfediliyor gelde şimdi eskiyi özleme. İyilik yapmaya, sohbet etmeye derdini anlatmaya, yaralarını göstermeye korkan ama son model arabalar ve telefonlarla sahne ışıklarında "deli dolu"... Yastığa başını yalnız koyduğunda kimse görmesin diye yorganı başımıza çekip ağlayan bir toplum olduk.
33 yaşında biri olarak eski örf adetlere geleneklere tamamen bağlı olmasam bile ceddimden gelen mirasa kendimce sahip çıkıyorum ve bunun yeni adı "klasik erkeklerden" yapıyor beni.
İnsan sadece yediği içtiği okuduğu dinlediği şeylerle mi yaşar sence?
Beden ve beyin için "evet" ruh için ise "hayır."
Ruh, evrim geçirmedikçe o ruhsal varoluş sancısını yaşamadıkça ve aynanın karşısında "ben kimim" sorusunu sormadıkça bedenin ve beynin ne yiyip içtiği o kadar da önemli değil. Çünkü manipüle edilebilir. Günümüzde bedensel dürtülerle yaşayan bir kesim var ve bunu sağlayan beyin. Ruh arka planda. Biraz derine indiğin zaman bu eylemlere alacağın cevap ya "bilmiyorumdur" ya da "herkes yapıyor ama" olur. Özgünlük, özgürlük yok. Ruhu özgür kılmak zaten şehir efsanesi. Ama gel gör ki bu tarz kitaplar "best seller" oluyor öyle ya da böyle insanlar maddesel beslenmeden kaynaklı ruhsal zehirlenme yaşıyor ki çözümü bulamazsa depresyona giriyor. Bu yüzden madden ve manen insan ne ile beslendiğine dikkat etmeli. Ederse kendi hayatının veziri etmezse yine kendi hayatının rezili olur.
Rûmi'ninde söylediği gibi; "küpün içinde ne varsa onu sızdırır" Bu yüzden küpü neyle doldurduğumuz bu hayatta gerçekten önemli.
Waow. Yazdığım paragraftaki sorulara tek tek cevap veren ilk üye oldun. Ve verdiğin cevaplar da öyle güzel ki. Yazdığın onca güzel cümlenin üstüne kısaca "keşke herkes senin gibi böyle bir farkındalığa sahip olsa" diyor ve bütün üyelere cevapları dikkatli bir şekilde okumalarını öneriyorum. Feyz alabilmesini bilen insanlar için çok etkileyici cümleler sarf ettin.
Kıymetli zamanını röportaja ayırıp sorulara verdiğin etkileyici cevaplar için teşekkür ediyorum.
Bir şey deyim mi bu KS'de uzun zamandır beni şaşırtan tek üye sen oldun. Hiç aklıma gelmezdi burada röportaj yapacağım ^^ KS'yi bu yüzden seviyorum çoğu şey şaşırtmayacak olsa bile bazen değişik ve hoş sürprizler insanın başına gelebiliyor. Benim açımdan oldukça keyifliydi teşekkür ederim.
Rica ediyorum. Senelerimi verdiğim bu sitede değer verdiğim üyelerle hoş bir anı olarak kalsın diye böyle bir seri yapma kararı almıştım. Senin de bu seride yer almayı kabul etmen çok güzel oldu.
Buraya kadar okuyan herkese teşekkürler. Başka bir röportajda görüşmek dileğiyle, huzurla ve sevgiyle kalın.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer