Güzellik kavramı gerçekten göreceli olamakla beraber, kalp gözü ile mi beden gözü ile baktığına göre değişir. Bazen fiziksel olarak çoğu insanın beğenmeyeceği "ayy bula bula bunu buldun" diyeceği kadına/erkeğe tutulur kalırsınız. ü
Önemli olan ilk görüşte aşka inanmaksa , gözlerden kalbe giden bir elektirk olmadan, daha doğrusu kalp istemeden, göz gördüğünü de beğenmez. Bir gülüşü, bir edalı bakışı onu size dünya güzeli gibi hissettirir.
Yani kısacası ideal güzellikte olan kadın fiziken güzel olan değil, bizim güzel gördüğümüz kadındır.
Bakmayı bilen gözler, veya gönül gözüyle bakanlar, her kadında görecek bir güzellik bulur... Bu yüzden, benim güzel bulduğum fiziksel özellikler olsa da, bir "ideal güzellik" tanımı yapamıyorum. Örneğin "İdeal güzellikteki kadının uzun, dalgalı saçları olmalı" önermesi, çene hizasında küt siyah saçlı, mavi gözlü, ince belli zarif bir kadın karşısında doğruluğunu yitirebilir.
Hz. Fatıma gibi olmalı her kadın. Benim güzellik anlayışım kardeşim edebiyle, zekasıyla, yaşayışıyla herkese örnek olan çok değerli bir insan. "Öldüğümde gece gömün beni, namahrem görmesin" diyen bir hanımefendi. Şu sözün inceliğine, zarafetine bakar mısınız? Bizi hangi kozmetik ürün, hangi estetik ameliyat onun kadar güzelleştirebilir ki?
Benim güzellik anlayışıma çoğu tip hitap eder. Tek beğenmediğim tip modeli uzun boylu olup fazla sıska biri olmak ve esmer tene sahip olmak. Açık ten, siyah saç, siyah göz vs severim. Renkli göz de pek sevmem mesela.
Yüreğim kimi sevmişse dünyanın en güzel kadını odur. Yürrğim kimi sever dersen açık sözlü, dürüst, doğal, dobra, içten ve makyajın arkadına saklanmayıp en yalın haline güvenen kadınları sever.