Erkeklerin gücüne gidecek belki ama gerçekler bunlar haberlerde, televizyonlarda ve günlük hayatta görüyoruz, yabancılarda bizler kadar yok. Bir de neden kadına mal gözüyle bakılıyor
2 ay
Erkeklerin gücüne gidecek belki ama gerçekler bunlar haberlerde, televizyonlarda ve günlük hayatta görüyoruz, yabancılarda bizler kadar yok. Bir de neden kadına mal gözüyle bakılıyor
Türkiye’de kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri meselesi, yalnızca kriminal bir sorun değil; tarihsel, sosyolojik ve kültürel katmanları olan çok boyutlu bir olgudur. Bu olguyu anlamak için bireysel davranışların ötesine geçerek, toplumsal yapının ürettiği anlamları, normları ve güç ilişkilerini incelemek gerekir.
Ataerkil düzen, bu yapının merkezinde yer alır. Erkekliğin güç, kontrol ve otorite ile; kadınlığın ise itaat, fedakârlık ve mahremiyet ile özdeşleştirildiği bir toplumsal tahayyül, kadın bedenini ve yaşamını denetim altına alınması gereken bir alan olarak kodlar. Bu kodlama, yalnızca bireylerin zihninde değil; aile, eğitim, medya ve gündelik dil aracılığıyla sürekli yeniden üretilir. Böylece şiddet, istisnai bir sapma olmaktan çıkar; kimi zaman “disiplin”, “kıskançlık” ya da “namus” gibi kavramların gölgesinde rasyonelleştirilen bir pratik hâline gelir.“Namus” söylemi, özellikle dikkat çekicidir. Bu söylemde kadın, ailenin ve erkeğin onurunun taşıyıcısı olarak konumlandırılır. Kadının davranışları üzerinden erkeğin toplumsal itibarı ölçülür; dolayısıyla kadın üzerindeki denetim, yalnızca bireysel bir mesele değil, kolektif bir beklentiye dönüşür. Bu durum, kadının özne olarak varlığını silikleştirirken, onu bir “temsile” indirger. Temsilin ihlali ise, bazı zihinlerde şiddeti meşrulaştıran bir kırılma noktası yaratır.
Bununla birlikte modernleşme süreci, bu geleneksel kodlarla gerilimli bir ilişki içindedir. Eğitim düzeyinin artması, kadınların kamusal alanda daha görünür hâle gelmesi ve ekonomik bağımsızlık arayışı, ataerkil yapının sorgulanmasına yol açar. Ancak bu dönüşüm her zaman doğrusal ve eşit dağılmaz. Kimi toplumsal kesimlerde eski normlar çözülürken, kimilerinde daha sert biçimde yeniden üretilir. Bu da bir “geçiş toplumu” dinamiği yaratır: Değişim ile direncin aynı anda var olduğu bir zemin. Şiddet, çoğu zaman bu gerilim hattında ortaya çıkar; kontrolün kaybı hissi, güç kullanımına başvurma eğilimini tetikler.
Hukuki düzenlemeler ve politikalar bu sorunun çözümünde kritik öneme sahip olsa da, normatif dönüşüm gerçekleşmeden tek başına yeterli olmaz. Yasaların caydırıcılığı, uygulamadaki tutarlılık ve mağduru koruma mekanizmalarının etkinliği belirleyici unsurlardır. Ancak daha derin bir düzeyde, toplumsal zihniyetin dönüşümü gerekir. Bu dönüşüm; eğitim sisteminde toplumsal cinsiyet eşitliğinin yer bulması, medyada kullanılan dilin sorumluluğu ve erkeklik anlayışının yeniden tanımlanmasıyla mümkündür.
“Kadına mal gibi bakılması” ifadesi, aslında bir nesneleştirme problemine işaret eder. Nesneleştirme, bireyin özne olma kapasitesinin inkârıdır. Kadın, iradesi, arzuları ve hakları olan bir birey olarak değil; üzerinde tasarruf edilebilecek bir varlık olarak algılandığında, şiddetin eşiği düşer. Çünkü şiddet, çoğu zaman karşısındakini “eşit” görmeyen bir zihnin ürünüdür. Sonuç olarak Türkiye’de kadına yönelik şiddet, münferit olayların toplamı değil; tarihsel olarak inşa edilmiş bir güç ilişkileri ağının görünür tezahürüdür. Bu ağın çözülmesi, yalnızca hukuki müdahalelerle değil; kültürel kodların, dilin ve gündelik pratiklerin dönüşümüyle mümkündür. Şiddetin azalması, ancak kadının tam anlamıyla özne olarak tanındığı, eşitliğin yalnızca bir ideal değil, yaşanan bir gerçeklik hâline geldiği bir toplumsal düzende mümkün olacaktır.
Türkiyede sadece kadına şiddet değil, genel olarak şiddet çok fazla. Kadın, çocuk, erkek, hayvan, ağaç ve hatta sokaktaki taşa bile. Çünkü insanlar inanılmayacak ölçüde bencil. Herkes benim istediğim olacak diyor. Kimse karşısındaki varlığı düşünmüyor. Hal böyle olunca ya istediğini sevdirerek elde etmek zorundasın ya da korkutarak elde etmek ve üstünlük kurmak zorundasın. Kaybetmek bir seçenek olmuyor veya sevilmemek. Bu da ister istemez şiddeti tetikliyor. Kısaca insanlar bencil olduğu için şiddet fazla. Ne zaman insan olmayı öğrenir ve karşımızdakinin de düşünceleri, istekleri, fikirleri, hayalleri olduğunu anlarsak ve buna göre davranırsak o zaman şiddet biter.
Senin gucune gidecek belki ama cinayetlerde Turkiye deko oran %80 erkek %20 falansa yurt disinda 50-50 ya da 40-60 falandirm ulkemiz bu konuda pozitif ayrisiyor biraz arastir da iona gore sor boyle seyleri. Haber cikiyor Turkiyede bu yil 300 kadin olduruldu diye gaza gelip yaziyorsun bunlari ama niye kimse kac erkek olduruldugunden bahsetmiyor dusundun mu? Duzjnmezsin tabi niye dusunesin ki nasilolsa erkekler herseyi dudunuyor tum dunyayi insa ediyor siz iki tarafinizi sallayip acip uzerine konuyorsunuz sonra da fazla rahat bos zamanlarinizda erkeklere pok atmayla falan ilgileniyorsunuz.
Belli ki gücüne gitmiş olacak ki kemik atmada havladin
😂😂 noldu cevabin bu mu? Cevap versene bissuru noktaya degindim birine cevapveremeden hemen kendi zekanin yettigi seviyeye indirmeye calisiyorsun yok havlama yok miyavlama gec bunlari. Kadinlar erkekten fazla mi oldurulmus onu anlat ya da dunyaya ne katkiniz gar interneti mi buldunuz elektrigi mi insaati mi arabayi mi? Uzaya mi? Anca erkeklerin olusturdugu imkanlari yemeyi bilirsiniz bide dil uzatiyorsun utanmadan
Simdi yazmaya "once yazmayi ogren fey fey fey" yazmaya calisiyorsundur. senin gibileri tahmin etmek cok kolay. Sana ayirdigim. vakit bu kadar.
Madem bu söylediğin istatiskler var o zaman neden hiç bir televizyon kanalında erkek cinayetleri haberlere konu olmuyor çünkü sayıları senin uydurduğun gibi kadın cinayetleri kadar fazla değil hadi ispatla bana bir kaynak göster hem şu da bir gerçek ki aşırı kıskançlığınızla kadınlara nefes aldırmıyorsunuz giyimimize ve bizlerin adına karar veriyorsunuz daha ne söyliyim hani nerde erkek cinayetleri
Toplam Can Kaybı: 2025 yılında meydana gelen 3.422 silahlı şiddet olayında toplam 2.225 kişi hayatını kaybetmiştir.
Erkek Can Kayıpları: Bu toplam sayıdan (2.225), kadın cinayeti ve şüpheli kadın ölümü verileri (yaklaşık 400-600 arası) çıkarıldığında; 2025 yılında yaklaşık 1.600 - 1.800 erkeğin cinayet veya silahlı şiddet sarmalında hayatını kaybettiği öngörülmektedir.
Kapak sesi geldi mi? Yaz google a bak sende
Erkek haklarını bu koruduğuna göre bence erkekler günü falan da olsun sana uyar
Basta kafadan salladigim.80 e 20 oran bile tutmus. Google a yazinca siyonist ayristirici gaza getirixi sistem direk kadin sayisini veriyor orada erkek neden diyince boyle essek gibi dokuldu bilgileri. Sonuc olarak siatemin. gazina gelme objektif ol ki ulke huzur bulsun. Ayristirici faliyetlerin gazina gelme
Size yapilan pozitif ayrimviligin ve ulkeninerkeklerinin kiymetini bilin
Tamamı neredeyse ekonomik sıkıntılardan kaynaklı
İnsanlar para kazanmaya çalışırken karşılaştıkları sıkıntıları onların karakterine yansıyor.
Şiddete meyilli bireyler yetiştirdi atalar
Erkek adam güçlü olur.
Erkek adam vurduğunu düşürür.
Erkek adamın yanında kadın konuşamaz.
Kadın çalışmaz erkek ona bakar.
Ve en acısı kızını dövmeyen dizini döver diye bir atasözünün olması
Bu toplumun %80i arızalı.
Bu soru beni hep çok yaralıyor 💔 Türkiye’de kadına şiddetin bu kadar fazla olmasının altında ataerkil kültür, ekonomik eşitsizlik, cezasızlık ve eğitimsizlik birlikte yatıyor diyebilirim. Toplumda erkek üstün, kadın itaatkâr görülünce kadın da “sahip olunan” bir şeye indirgeniyor 😔 Oysa kimse kimsenin malı değil. Sence en büyük sorun nerede başlıyor, evde mi, okulda mı, devlette mi? 🧐💬
Cevap
8Cevap
Çünkü hanım efendi evlenirken ev, araba altın vs vs isteyip duruyorsunuz ve de kendi kendinize satılık Mal muamelesi yapıyorsunuz sonra da sağda solda zırlıyorsunuz. Madem insan gibi yaklaşılmasını istiyorsunuz o zaman kendinize değer ve fiyat biçmeyin hayvan gibi.
Demek ki şiddetti onayliyorsun Allah'ın cahilii seni kadınları dövmek için hep bir bahaneniz var zaten bir nesliniz tukenmedi be
Kadına şiddetin neyini öveceğim? O yarım aklınla bunu mu anladın bre cahil?
Kıyamet alameti, bereketsizlik var. Kurani kerimde Allah samimi olarak dogruyu arayan ve dua edeni dogru yola ileteceğini vadediyor;
Hiçte gücüme gitmiyor kadına Allah ın emaneti gözüyle can yoldaşı hayat arkadaşı gözüyle bakmayan psikopatların işi burada birazda kadınların da suçu var nerde psikopat ruhlu erkek var onlarla takılma derdinde
sebep sonuç ilişksinr bakmadan sadece erkek hatalı diyerek bakıldığı sürece hiç bir şey değişmez
bu soruyu ilk önce kocana sor ondan aldığın cevabı yaz, biz de bilelim
Geri kalmış toplum belirtisi.
Tüm Dünya böyle Türkiyeye özgü değil ki.
Bakılmıyor baktırılıyorda artık tv dizilerinde bile maalesef öyle
Alıştık artık
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?