
Almanya’da gece gündüz alın teri döküp didinen bir gurbetçi aile…
Bir hafta izin, biraz para biriktirmişler; “Çocuklar Boğaz’ı görsün, dedelerini öpsün, midye yesin” diye uçak bileti almışlar. İstanbul’a iner inmez heyecanla Ortaköy’e koşmuşlar. Bir tabak midye, bir sucuklu kumpir…
Sonra ucuz diye buldukları Fatih’teki otele yerleşmişler. O gece otel “tahtakurusu var” diye odaya fare zehri türevi ilaç sıkmış, kimseye haber vermeden.
Sabah dört kişi birden kusmaya, kıvranmaya başlamış. 6 yaşındaki Kadir Muhammet ile 4 yaşındaki Masal gözlerinin önünde erimiş gitmiş. Anne Çiğdem “Çocuklarım yanıyor” diye haykırıp 3 gün sonra teslim olmuş. Baba Servet 5 gün yoğun bakımda direnmiş, bugün o da ailesinin yanına gitmiş.
Dört kişilik aile, beş günde yok.
Geriye boş bir ev, oyuncaksız çocuklar, Almanya’da bekleyen bir mezarlık…
Bu kader değil. Bu, “turist bol, ucuz hizmet verelim” diye hijyeni, denetimi, insan hayatını çöpe atan düzenin eseri.
Bu, “midye yemeden dönme” diye reklam yapıp, “midye yerken ölebilirsin” diyemeyen devletin utancı. Bu, gurbetçinin alın terine “hoş geldin” deyip, tabutla “güle güle” diyen sistemin cinayeti.
Kader değil. Katıksız ihmal, katıksız rezalet, katıksız vicdansızlık.
Alintidir. Sizin dusunceniz?
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer