Özgecan’dan bu yana ne değişti, gerçekten değişen bir şey oldu mu?

Özgecan Aslan’ın 11 Şubat 2015’te hunharca katledilişi yalnızca genç bir kadının değil, bu ülkenin vicdanının infazıydı. O günden bu yana sayılar büyüdü, istatistikler kabardı, ama değişen tek şey acının daha da derinleşmesi oldu. O günden bu yana %1400 artan kadın cinayetleri, sadece rakam değil; nefesi yarım kalan hayaller, yarıda kesilen hayatlar, gözleri açık giden binlerce kadın demekti. 5.696 kadın… Her biri bir annenin canı, bir çocuğun kokusu, bir dostun hiç dinmeyen yasıydı.

Ve ne yazık ki adalet, hâlâ sessizdi. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmak, bir cümleyle binlerce kadını savunmasız bırakmak demekti. 6284’ün kâğıt üstünde kalması, caydırıcı yasaların bir türlü hayata geçmemesi; sadece cana değil, umuda da kıydı. “İyi hal indirimi” gibi utanç verici boşluklar, katillere yol açtı. Kadınların sesini yükseltmeye çalışan derneklere baskı arttı, çünkü bu düzende en çok susan değil, en çok konuşan rahatsız eder oldu.

Ve tüm bu sessizliğin, tüm bu görmezden gelişin ortasında bir tek cümle yankılandı: Velhasıl, hiçbir şey değişmedi… Ama değişmesi gereken, hâlâ çok şey var. Çünkü umut, sadece yaşam hakkıyla mümkündür. Çünkü çiçekler solmamalı, çünkü Özgecan sadece bir kurban değil; hâlâ içimizde yankılanan bir vicdan, susmayan bir haykırış, unutulmaması gereken bir isimdir.
Özgecan’dan bu yana ne değişti, gerçekten değişen bir şey oldu mu?
Özgecan’dan bu yana ne değişti, gerçekten değişen bir şey oldu mu?
Cevapla