Bir ülkenin gelişmiş olmasının en büyük göstergesi o ülkedeki bir kişinin ortalama ne kadar zengin olduğudur. Ayrıca o ülkenin ne kadar üretim yaptığı da başka göstergelerden bir tanesidir. Bugün bütün dünyanın kabul ettiği bu anlayışı Wallerstein'in ''Dünya sistemi teorisi'' makalesinde ortaya koyduğu teori ile açıklamaya çalışacağım.
1. Ülkelerin ayrımı
Bugün dünyada ülkeler gelişmekte (semi periphery) , gelişmiş (core) ve gelişmemiş (periphery) ülkeler olarak üçe ayrılır ve hepimiz bu ayrımı okullarda görmüşüzdür. Bu teoriye göre gelişmiş ülkeler diğer ülkelerden hammadde alır ve onlara gelişmiş teknoloji ve ağır sanayi ürünleri satar. Gelişmemiş ülkelerse hammadde satıp, bunun karşılığında gelişmiş ülkelerden kendi üretemedikleri malları alır. Gelişmekte olan ülkelerse tam ortada yer alıp her iki özelliği de gösterir.
Örnek olarak bu resimde Güney Kore gelişmekte olan ülkeler arasında gösterilir. Ancak Kore 2000'lerden sonra büyük bir atılım gerçekleştirmiş ve gelişmiş ülkeler arasında yer almıştır. Bir çok araba markası ve teknolojik devi vardır (Samsung, Lg, Hyundai)
2. Bu bir sömürü düzeni mi?
Bu sistemin en büyük destekçisi kapitalizmdir. Kapitalist bir sistemde serbest ticaret ortamı vardır. Her ülke birbirlerinden rahatça mal alır. Şüphesiz bu hayat şartlarımızı iyileştiren güzel bir durumdur. Ancak bu sistem aynı zamanda gelişmiş ülkelerin kendi ülkelerinde yüksek maaş ile işçi çalıştırmalarının yerine iş gücünün ucuz olduğu başka ülkelere giderek orada insanları çalıştırıp kar elde etmeyi amaçlar. Kimisi bunun o ülkelerde iş imkanı yarattığını söylerken, kimisi de bunun açık bir sömürü düzeni olduğunu savunur.
3. Türkiye bu sistemin neresinde?
Türkiye uzun yıllar gelişmekte olan ülkeler sınıfında yer alıyor. Bu halkımız arasında da dalga konudur. 1990'da Türkiye 3,857 dolar milli gelir ile 48. sırada iken 2002 krizi sonrası, 2003'de Türkiye 4,512 dolar milli gelir ile 67. sırada yer aldı. Bugün 2016'da Türkiye 9,647 dolar milli gelir ile 71. sırada. Aynı zamanda Türk ekonomisi her sene sattığından daha fazla mal alıyor ve 35-40 milyar dolar açık veriyor. Kısacası Türkiye uzun yıllar boyunca üreten bir ekonomi yerine tüketen bir ekonomi oldu.
Ne devlet, ne de özel sektör bizi geliştirecek atılımları yıllardır yapamadılar. Üniversitelerde bilimi teşvik ederek bizi zengin yapacak malların (araba, cep telefonu, bilgisayar ve diğer yüksek teknoloji ürünleri) üretilmesini sağlayamadılar. Türkiye diğer ülkelere göre iş gücünün ucuz, çalışma saatlerinin ve sömürünün fazla olduğu bir ülke olmasına rağmen.
4. Türkiye gelişebilir mi?
Türkiye'nin gelişmesini sadece devletten beklemek yanlış olur. Özellikle Akp gibi liberal bir ekonomi modelini benimsemiş hükümetlerden. Cumhuriyet döneminde devletin fabrika kurması ve değerli malların üretimini teşvik etmesi devletçi bir ekonomi modelinin sonucudur. Liberal anlayışta özel sektörün de bu konuda atılımcı olması, üniversiteleri projeler ve maddi yardımlarla desteklemesi gerekir. Ancak bizdeki özel sektör bu atılımları başka ülkelerdeki burjuvazi gibi başaramamıştır.
Türkiye'de şüphesiz ciddi bir eğitim eksikliği bulunmaktadır. Halk olarak ciddi mana da bilgi birikimimiz düşük ve taleplerimiz dahası tespitlerimiz tutarsızdır. Kitap okuma oranında son sıralarda yer almamız, eğitim kalitemizin düşük olması ve her sene dünyada sınıfta kalmamız bizi bu duruma getiren başka etmenlerden.
Milli Eğitim programımızın, Milli Eğitim siyasetimizin temel taşı, cahilliğin yok edilmesidir. Cahillik yok edilmedikçe, yerimizdeyiz…
Dünya böyle bir alfa kurt gelir ve şimdi kardeşler peşin peşin var mı bana düz bakan? Hmm afferrin şimdi verin kaynaklarınızı alırım götünüzden kanı gibi bir siyasi politika uygular genelde 1 veya 3 tür ama 4 olmaz.1 abd 2 rusya 3 almanya... Gerisi düşük rütbeli... İşte bu ülkeler alfadır ve diğer ülkeleri her türlü aömürürler... Zaten diğer ülkeler baş kaldırısa sorun olur çünkü bütün mekanizma takdir ederainiz ki bu 3 lü dedir. Kısaca malesef O ülkelere gücü yeticek bir ülke olamayız şu an. Halk tembellikten kurtarılmalı. Konuşma yetisi kazandırılmalı. Boşuna mı hebele hübele ses çıkıyor meclisde eh halkın seçtiği kavga ederse halkta mecbur eder... Yani kısacası birleşmek lazım. Ciddi anlamda bu kürt kafa s ıi ezek bilmem ne... Kütüphaneler çoğalıp teşvik... vs ama bunu devlet destekleyemezse olay kopar ve helcome to sömürü...
Cehaletten ilerleyemiyoruz. Burda yanlış anlaşılmasın halk cahil okumamış demiyorum. Okumuş cahilimiz de çok bizim. Daha doğrusu insanlar cehalete inandırılıyor. Farkına varamıyorlar
Türkiye her sene cari açık veriyor. Cari açık İhracat ithalat arasındaki fark demek. Yani gelirler ile giderler arasındaki fark demek. Bu 2002 yılından 500 Milyon Dolar iken 2016' da 33 Milyar Dolara çıktı. 15 senedir yönetilip zarar eden bir şirkete nasıl başarılı diyemiyorsak şuanda Türkiye' ye de başarılı diyemeyiz. Türkiye ekonomik anlamda şuanda çok zor durumda. Eğer gerekli adımlar atılmazsa uzun sürecek bir durgunluk dönemi yaşayacağız demektir. Ben gerekli adımların atıldığını görmüyorum ama bakalım inşallah bu durumları aşarız.
En İyi Cevaplar