Uğruna şehit kanları dökülen, nice canlar yitirilen ve halen bölme/parçalama gayretleri içinde olanlara karşı 'bağımsızlık mücadelesi' vermeye devam ettiğimiz güzel ülkemiz Türkiye'mizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün naciz bedeninin ebediyete ulaştığı gündeyiz.

Bildiğim şudur ki; bir ülkenin var oluş kurtuluş mücadelesinde, tüm yokluklar içinde, dört tarafımızın düşmanla çevrildiği, üstelik topraklarımızı paylaşma planlarının fütursuzca, alanen yapıldığı, 'hasta adam' dedikleri ülkeyi sanki ölmüş kabul edip sonrasının planları içindekilere karşı verilen Atatürk liderliğinde bağımsızlık ve kurtuluş mücadelesinin ne kadar kıymetli olduğunu şimdilerde çok daha iyi anlıyorum.

Güçlü ordumuzla, en güçlü silahlarımız ve uçaklarımızla, her türlü teçhizatımız ve kudretimizle 80'li yıllardan beri terör örgütleriyle uğraşıyoruz ki halen bitiremedik ne yazık ki. Bir de Cumhuriyet öncesi koşullarını düşünürsek verilen mücadelenin ne kadar kıymetli olduğunu anlayabilmek zor olmasa gerek.

Biliyorsunuz yakın zaman önce Cumhuriyet Bayramımızı coşkuyla kutladık. Ulu önderin o büyük gün öncesi 'Efendiler yarın Cumhuriyeti kuruyoruz' müjdesiyle, 29 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde 'Yaşasın' nidalarıyla ilan edilen güzel cumhuriyetimiz olmayabilirdi. İsteseydi monarşi yönetimini de seçebilirdi. Ancak o en güzel yönetim şeklini, tüm yetkinin halkta olduğu yönetim şeklini seçti. Sadece bağımsızlık mücadelemizin yegane lideri olmakla kalmayıp değil kendinden sonrasında da ülkemizin geleceği adına en doğru adımları attı.
Elbette ölümü bir son değildi. O da bunun bilince olarak o tarihe geçen sözü boşuna söylemedi.
Benim naçiz vücudum, bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalacaktır.
Sadece bu sözü değil, pek çok sözü halen bize ve geleceğimize yol göstermeye devam ediyor.

Tam 81 yıl oldu yorgun bedeni aramızdan ayrılalı. 81 yıldır naçiz vücudu aramızda değil belki ama fikirleri yaşıyor. Düşünceleri hala geleceğimizi aydınlatmaya devam ediyor. Bağımsızlığımızın ve Cumhuriyetimizin ebedi lideri olarak her daim kalbimizde yaşıyor.

O aslında 8 Kasım'da, 81 yıl önce takvimler dünün tarihini gösterdiğinde aramızdan ayrıldı. Nasıl mı?
Dolmabahçe Sarayındaki son günlerinde hastalığı daha da fazla ağırlaşmıştı. Doktorların tüm çabalarına rağmen iyileşme belirtisi göstermiyordu. Özel doktoru Neşet Ömer İrdelp 81 yıl önce 8 Kasım'da saat 18.30'da Atanın odasına girdi ve muayene etmeye başladı. İşte tam bu sırada yattığı yerden sağına doğru dönen Atatürk'ün adeta biriyle konuşur gibi 'Aleykümselam' dediği duyuldu. Ardından derin bir komaya girdi.
Onu bir kez daha şükran ve minnetle anıyoruz ve onun son sözleriyle 'Aleykümselam' diyerek selamlıyoruz.
Unutmayacağız, unutturmayacağız.
57 yıllık ömrünün en büyük eseri Türkiye Cumhuriyeti bize emanet.
Bir ölüm ancak bu kadar ölümsüz olabilirdi...#10Kasımpic.twitter.com/TAPvRaGNm6
— iyiTweet (@iyiTweet) November 9, 2019
Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.
Sevgiyle...
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar