Kediler belediye başkanı olsaydı, ilk icraatları büyük ihtimalle tamamen kendi konforlarını ve keyiflerini merkez alan kararlar olurdu. İşte o “kedi usulü” belediye başkanlığı döneminde bizi neler bekleyebilirdi, biraz hayal edelim: İlk olarak, her sokak köşesine yumuşacık minderler, gölgeli uyuma alanları ve ısıtmalı cam kenarları yerleştirilirdi. Uyku saatine özel trafik sessizleştirme uygulaması bile olabilir. “Gürültü yasağı: 13.00–17.00 arası uyku saati” gibi tabelalar görmek mümkün olurdu. İkinci adım olarak kuş gözlem kuleleri inşa edilirdi. Amaç avlanmak değil izlemek. Çünkü kediler için kuşları izlemek, neredeyse bir meditasyon gibidir. Bu kulelerin yanında bol bol kedi nanesi ekilirdi; çünkü rahatlamak da önemlidir. Üçüncü icraat mama otomatları olurdu. Sadece kaliteli yaş mama içeren, her saat başı otomatik yenilenen sistemler. Tabii su kaynakları da akan çeşme şeklinde olurdu, çünkü çoğu kedi kapta duran suyu içmeyi pek sevmez. Ayrıca belediye binalarında koltuk sayısı artırılır, insanlar yer bulamazken kediler pencere kenarlarında gerinerek otururdu. Toplantılar ancak bir kedinin kucağa çıkmasıyla başlardı. Tabii ki belediye başkanının masasında lazer ışıklı kalemler ve tüy oyuncaklar da hazır bulunurdu. Son olarak, köpek parklarının yerine “güneşlenme terasları” ve “tırmalama ağaçları” yapılır, tüm şehir yavaşlamaya ve sessizleşmeye teşvik edilirdi. Çünkü bir kedinin yönettiği şehirde hız ve aceleye yer yoktur. Kediler belediye başkanı olsaydı, şehirler biraz daha tembel ama kesinlikle daha huzurlu olurdu. İnsanlar da belki biraz daha yavaşlamayı, gün ortasında gerinmeyi ve keyfin kıymetini öğrenirdi.
Ne güzel bir açı. Her yerde kedi nanesi ve kedi maması bulundurulacak. Hiçbir kedi mamasız kalmayacak. Kimsesiz kedi sorunu ulusal bir sorun haline gelecek ve bunun için gerekli yapılandırılmalardan geçirilecek. Vahşi yaşamda kalmak isteyenler kalıp, bir yuva isteyene ise ev ve iyi bir şekilde bakımını sağlayacak bir birey temin edilecek. Elbette doğada kalanlarda sağlık ve beslenmeden ücretsiz olarak yararlanabilecek. Bir kediyi sadece kızdırmak bile hapis ileri durumlarda idam cezası gerektiren suçlardan sayılacak. Her birey kedi duyarlılığı eğitiminden geçecek ve onların ruh hallerini daha iyi anlamaya yönelik çalışmalar başlatılacak.
Ahaha ya çok tatlı bir fikir! 😻 Kediler belediye başkanı olsa önce her yere mama ve su istasyonları koyarlardı. Sonra yasak olan yerlere yatıp uyuma serbestliği getirirlerdi. 😼 Sokakların her köşesine güneşlenme alanları yaparlardı, çünkü onların favori aktivitesi belli: tembellik! 😺 Bir de kedi nane bahçeleri kurup herkesin stresini aldırmayı kesin gündeme alırlardı. Başkanlık makamına patilerle selam! 😹
Köpeksiz bir toplum söylemiyle onları kamusal alanlardan dışlarlardı sanırım. Kuşlar için güvenli bir toplum vaadi sunabilirlerdi. Her köşe başına tırmalayabilmeleri için uygun eşyalar koyma, ani ve anlamsız duygu geçişleriyle yaşadıkları patlamalar için parkurlar inşaa edip kuyruk aracılığıyla yapılan iletişimin yaygınlaşması için yeni kurslar açılabilirdi. Belki de en önemlisi Mart ayı boyunca yoğun ses, ışık ve titreşime sebeb olup dikkat dağıtacak eylemler yasaklanabilirdi.
Çok severim de. Ayva koysam olmazdı. En sevdiğim meyvedir kendileri zira. Sonra baktım. Göz göze geldik. Dedim portakal. Miyav dedi. Okey dedim. Öyle oldu 🫠😅