İyi bir okulun iyi bir bölümünde okumak her öğrencinin hayalidir. Lise mezunu veya son sınıf öğrencisi olan bir kişi bu konuya daha çok hassasiyet gösterir. Hiç çalışmayan, tembel olan bir öğrenci bile boş boş durmaktansa iyi bir okulda bulunmak ister. Ancak öğrencinin kendisinden ya da çevresinden kaynaklanan nedenlerden dolayı eğitimine üniversitede devam edememiştir.
Peki üniversiteye gidemeyen insanlar kendi içinde ne gibi duygular yaşar?
Onların içinde ukte kalan bir şeyler olmuştur

Liseye kadar düzenli bir şekilde okula gidip sonrasında devam etmeme durumu insanı boşluğa iter. Yani artık her sabah kalkıp hazırlanıp ders çalışıp akşam eve dönme durumu yoktur. Üniversiteye gidip orada eğitim görmenin avantajından mahrum kalınmıştır.
Çok büyük hayaller gerçekleştirilememiş olsa da halen umut vardır. Bundan sonra sadece eğitim diye bir şey yoktur yani hayat bir şekilde devam eder. Ancak insanın içinde yine de ukte kalır. "Keşke bazı şeyler daha farklı olsaydı." dediği zamanlar olur.
Sınava tekrar hazırlanmak oldukça zor gelir

Öğrenci, liseden mezun olduktan sonra üniversite sınavına hazırlanmış fakat istediği neticeyi alamamıştır. Aynı sınava ikinci defa hazırlanmak oldukça güçtür. Her şeyi sil baştan yapmanın bu denli zor olmasının ana nedeni öğrencinin umudunun sınava ilk kez girip sonucu ele aldığında kırılmış olmasıdır.
Yani bu istenmeyen sonucu aldığından dolayı psikolojik olarak toparlanması bir hayli zordur. Genelde bu gibi durumlarda başarısız sonuç kabullenilir ve artık başka planlar yapılır.
"Artık ne yapacağım, ne yapmalıyım?" sorusunu daima kendilerine sorarlar

Bundan böyle okul diye bir şey olmadığından kişi büyük bir boşluğun içine düşer. Ne yapıp ne yapmaması gerektiğini tam olarak bilemez. Yani bir bilinmezliğin içinde kaybolmuştur adeta. Günlerce, haftalarca hatta aylarca bu soruyu kendine sorar ve cevabını bulmaya çalışır.
Akıl tanıştığı büyükleri veya dostları olur fakat onlar da bu konuda manevi yönden pek yardımcı olamazlar. Maddi açıdan toparlansalar bile manevi yönden kendilerini hep yarım kalmış gibi hissederler.
Eğitimini tamamlayan ve hayatını düzene koyan arkadaşlarına gıptayla bakarlar

Eğitimini başarıyla tamamlayıp mesleğini ele alan arkadaşlarına gıptayla bakarlar. Kişi, her ne kadar onlara imrenmemeye çalışsa da bunu başaramaz. Çünkü çevresindekilerin imrenilmeyecek gibi bir hayatları yoktur.
Üniversiteye gidemeyen kişiler bu gibi durumlara tanık olduğunda içlerinden "keşke" ile başlayan birçok cümle kurmaya başlarlar fakat ne yazık ki son pişmanlık fayda etmez.
"Ya tekrar sınava hazırlan ya da bir işe gir çalış." cümlesi onların içini adeta kemirir

Çevresindeki herkesin bir işi veya sorumluluğu vardır. Herkes üzerine düşen görevi yerine getirmek adına elinden gelenin en iyisini yapmaya gayret eder. Üniversiteye gitmeyip sadece oturan bir kişi bu konuda kendini baskıda hisseder.
Yani kimse bir şey demese de onlar kendilerini baskı altında hissederler. Bu durumda yapılacak iki şey vardır. Ya düzgün bir işte çalışılacak ya da sınava tekrar hazırlanmak gerekecek. Bu 2 yoldan biri seçilmediği sürece kişinin üzerindeki bu baskı daima devam edecektir.
Önemli not: Bu benceyi kesinlikle "Okumayandan adam olmaz." çıkarımı yapılsın diye yazmadım. Eğitime üniversitede devam edememe konusunda herkesin geçerli mazeretleri olabilir. Buna kesinlikle saygı duyuyorum. Üniversiteye gitmeden de hayatta bazı şeyleri başaranlar var. Bunun da elbette farkındayım. Ben sadece insanların bu konuda genel olarak yaşadığı duyguları ele aldım.
Okuduğunuz için teşekkürler.
Sevgilerimle...
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar