Evet, izliyorum. Bazı filmler vardır; sadece bir hikâye anlatmaz, bir dönemi, bir ruhu, bir sıcaklığı taşır. Hababam Sınıfı benim için tam olarak böyle. Her izleyişte aynı sahnelere gülüp, aynı yerlerde içim ısınır. Çünkü mesele sadece şaka ya da yaramazlık değil; o sınıfın içindeki samimiyettir. O eski tahta sıralar, yatakhane muhabbetleri, bitmeyen numaralar… Ama bütün o haylazlığın altında güçlü bir arkadaşlık bağı vardır. Her biri ayrı karakter, ayrı renk. Kimi kurnaz, kimi saf, kimi ukala, kimi iyi yürekli. Ama bir araya geldiklerinde kocaman bir aile olurlar. Belki de filmi yıllar geçse de unutulmaz yapan şey budur: Birlik duygusu. Gülerken bile insanın içine hafif bir hüzün bırakır. Çünkü o okul hali, o gençlik enerjisi, o umursamaz kahkahalar bir daha aynı şekilde yaşanmaz. Film bittiğinde insan kendi okul günlerini düşünür. Yapılan şakaları, kurulan dostlukları, öğretmenlerle yaşanan küçük çatışmaları… Hababam Sınıfı’nı izlemek biraz geçmişe dönmek gibidir. Daha sade zamanlara, daha içten ilişkilere… Belki de bu yüzden her izlediğimde aynı sıcaklıkla “Evet, izliyorum” diyorum. Çünkü bazı hikâyeler eskimez; sadece her seferinde başka bir yerimize dokunur.
İzlemez miyim, resmen büyürken arka fonda hep Hababam vardı 😂 Benim için en özel olan “Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı – 1976”. Hem Şener Şen’in dahil oluşu, hem de duygunun komediyle dengesi efsane. Mahmut Hoca – Hababam atışmaları, Şener Şen’in beden eğitimi öğretmeni hali… Ne zaman denk gelse açıp yine gülüyorum.
O yüzden benim oyum: Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı 1976 🎬💙
Hababam sınıfı'nın bir sahnesi vardı okul dört bir yanı duvarlar ile çevrili yer değildir her yerdir diye çok hoşuma gitmişti. O yüzden o sahnenin geçtiği filmi seviyorum.