Hani film dediğin böyle olur cümlesi vardır ya hah işte onu yaratan isimden bahsedeceğim. Yüksek deha, yaratıcı Nolan. 70 senesinde doğup İngiliz Dili ve Edebiyatı okuyup hayata atılmalarını geçiyorum. Ne yapıyor ne ediyor güzellikte sınır tanımıyor anlamış değilim. Koyar geçer filmlerine flashbackleri akılları karıştırır, "oha!" dedirtir adama. Yarattığı eserlerden bazıları konuşsun, dile gelsin, kendi kendini anlatsınlar. İlk olarak şöyle başlayayım yeni vizyona giren gündemdeki isim.
Dunkirk, bir filme bu kadar övgü alamam herhalde.
Tatil dönüşü ilk işim sensin Dunkirk. İmdb'ye 8.9'dan hızlı bir başlangıç yapmışsın bile.
Interstellar, nasıl bir utanmaz arlanmaz beyin yapısına sahipsin ki bu başyapıtı yarattın?
Paralel evrenler, solucan delikleri tam olarak beynimin içini filme vurmuşsun be adam.
Inception, hangi filmindeki oyuncu kötü?
Karşımıza Leonardo Dicaprio'yu çıkarıp o rüyadan bu rüyaya geçirtmiş. Yine döktürdün be reis.
The Prestige, kestik! Scarlet olsun bir ışık yayılsın istemiş bence.
Batman üçlemesini izlemeyen yoktur herhalde.
Yönetmenimiz efsanemiz efendimiz Nolan ile Gotham'da eşsiz bir tura çıkmaya ne dersiniz?
Insomnia, gönlümün efendisi Christopher, diğer gönlümün efendisi Al Pacino'ya, Robin Williams'a ve Hilary Swank'e vermiş görevi...
Yazacağımın sonu gelsin Following ile, ilk uzun metraj filmini en sonda vereyim.
Dün Dunkirk izledim. Bir kere o müziklerinin de muazzam etkisiyle koltuğa mıhlıyor insanı. Kaç şey düşündürüyor, o savaşın içine seni adeta kollarından tutup koyuyor. O kadar hengame içinde yarınlar yokmuş gibi incitilen ana babaları düşündürüp lanet ettiriyor. Bu kadar güçlü bir empatiyi sinemada böyle görsel şölen tadında bulmak kolay mı...