1996-97 yılları üniversitede okurken abilerimizin anlattığı bir olaydan bahsediyorum. 1990 ların başında bir anne baba çocuklarından habersiz sürpriz yapmak için üniversiteye gider. Kızları yeni yurda yerleşmiştir ve anne baba endişelidir. Çünkü gül gibi sakındıkları kızı ilk kez kendilerinden ayrıdır. Pazar poşetleri doldurulur. Baba harçlığı yetmez diye köyden sarıkızı satmıştır. yumurtalar, tereyağları... yani bir anne baba gururun ötesindedir. Kampüse girerler, her yer yeşillik. Çok mutlu olurlar. Baba anneye sorar" bizim kız nerdedir hanım" der. "Soracağız bey der." tabi okuduğu bölümü bile adlandıramazlar sadece öğretmen olacağını bilirler. eğitim fakültesine birileri yönlendirir. bir ara yoldan yürürlerken köşede 2 genç kendilerinden geçmiştir. Baba farkeder ama anne farketmez. Baba içinden "tövbe tövbe" derken. Anne gayet masumane biçimde "öğretmenlerin okulu nerde bildiniz mi" gibi bir şey sorar. Kız irkilir. Ve üstüne çökmüş oğlanı kaldırır ve o tanıdık sesi algılar. ve o anda adamla ve kadınla yüzyüze gelir. Adam babası, kadında annesidir.
bir insandan çalınabilecek en değerli şey "zaman"dır. o yüzden birisinden nefret etmek isteyenler varsa öyle güzel nefret etsin ki var olduğunu bile unutsun.
Dostluk, arkadaşlık, kardeşlik bir sancının vücuda ilk girmesi gibi güzeldir. Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber. Hiç güzel olmasaydı ölürmüydü peygamber.
Küçükken beni kınayan aşalağan kötüleyen biri vardı cocukları büyüdü hayırsız oldu babasını tanımıyo Ada'm ceza evlerinde👏🏻 etme kulum bulursun zulum Allah boyle yapar
En İyi Cevaplar