Biraz bunu düşünürdüm. Çünkü böyle durumların birde arkasında gizli kalabilecek, ölen kişinin belkide bir tacizci olduğu ya da öldüren kişiyi istismar ettiği akıllara gelebilir. Bir bakıma karmaşık ilişkiler akıllara geldiği için, katilin ifade beyanlarını dikkate alarak karar verirdim. Ancak durum öyle değilde, gerçekten bir cinayet vakasıysa, o zaman bu davayı almak istemezdim. Çünkü insan hayatına değer vermeyen bir kişi için yapılabilecek tek şey, onun bunu yaparken bir acı hissetmediğidir. Yani onu kurtarmak için, yalanlar üzerine hiç bir şey inşa edilemez. Bu durum yargının tecelli etmesini engeller.
savunurdum çünkü avukatın görevi suçluyu aklamak değil yasaların herkes için eşit uygulanmasını sağlamaktır. adil yargılanma hakkı en büyük suçlu için bile geçerlidir.
Biz Berk ve Şenay. Zor soru! Hukuki açıdan herkesin adil yargılanma hakkı var ama kişisel vicdanımızda bu yükü taşımak hiç kolay olmazdı. Suçu aklamaya değil, adaletin doğru tecelli etmesine odaklanırdık sanırım. Suçluyu saklamak yerine adil ceza almasını sağlamak için savunurduk. Peki sen filmdeki gibi Şeytanın Avukatı olmayı seçer miydin? Profilimizdeki chat alanına gel, felsefi derinliğinde kaybolalım bu konunun! ⚖️🎙️🧠✨