1. BÖLÜM: Kapı Önündeki İsyan, İçerideki Muamma
"Nerede o eski doktorlar?"
Bu cümle, modern zamanların poliklinik koridorlarında sıkça yankılanan bir serzeniş gibi oldu.
İnsanlar bu sözü söyleten mesele nedir?
Meseleyi anlamak istediğimizde, karşımıza bunun sadece kuru bir şikâyet değil, aslında bir zamanlar yaşanmış derin bir "hissin" hafızalardaki son çırpınışı olduğunu anlarsınız.
İşin ironik tarafı, bugün o eski doktorları yere göğe sığdıramayan insan hafızası, geçmişin hastane koridorlarında beklerken kopardığı fırtınaları çok çabuk unutmuştur...
Eskiden de o devlet hastanesinin, o tahta gıcırtılı muayenehanelerin kapısında bekleyen hasta ve yakınları saatine bakar ve içeriye doğru homurdanırlardı
• "İçeride ne yapıyorlar yahu? Doktor muayene mi ediyor, hastayı ameliyat mı?"
• "Neredeyse hasta içeri gireli 30 dakika oldu, içeri giren dışarı çıkmak bilmiyor!"
• "Ne yapılıyor muayene mi? Meclis toplantısı mı, biz de anlamadık ki!"
Kapının önünde zaman adeta bir sakız gibi uzar... Zannedersin ki bekleyenler doktorlar gibi günün tüm saatini hastanede geçiriyor!
Zannedersin mi?
İşine yetişecek bir doktor minibüse binse…
Şoför bey durakta çok beklediniz hadi hareket edin dese...
Yea.. kardeşim araba tam dolmadı görmüyor musun! Senin acelen varsa in taksiye dolmuşa bin git...
Doğru sabır ancak hastanede muayene kapısında beklerken taşar.
Yea... hiç doktor bundan şikâyet eder mi? Etmez? Edemez!
Neden sen edersin de doktor etmez? Edemez?
Yea... doktorun işi bu da ondan etmez… edemez!
Ne?
İşi bu mu?
Evet... Kendince haklı doktorun işi hayatını hastanede geçirmektir. Hayatını, yaşamını buna adamaktır.
İnsanlar hayatın her alanında minibüste, takside, otobüste, lokantada... beklemeye alışmıştır da. Ancak hastanede beklemeye hiç de alışmamıştır değil mi?
Bakın işin bir de şöyle bir ironisi var... Hani hatırlayın o başkalarını bekleten şoförü... hah işte o da muayene kapısında beklemek istemez...
Yea… Bir dakika sen şimdi şoförlükle, taksicilikle, otobüsçülükle, lokantacılığı... Doktorlukla bir mi tutuyorsun... Aynı şey mi?
Değil tabi ki de ve asla da olmaz!
Yea bir kere... Herkesin bir tane canı var o da kendine aciz… kendine kutsal!
Doktor için her can aciz... doktor için her can kutsal… Neden? Çünkü o bunun için doktorluk hekimlik mesleğe başlarken ne yapmıştı? “Yemin etmişti”
Dışarıdan bakıldığında... İçeride ne döndüğü ise tam bir muammaydı.
Fakat o kapı açılıp da içerideki hasta dışarı çıktığında,
Az önce homurdanan kalabalığın yüzüne baka baka.
"Doktor beni çok iyi dinledi, baştan aşağı, inceledi baktı, kafamda hiçbir soru işareti bırakmadı."
İşte mekân aynı mekân, hastane aynı hastaneydi; ama tüm serzenişlere rağmen muayeneden çıkanın dışarıda sabırsızlık isyanı ile içeriden çıkanın hissettiği o muazzam tatmin duygusu arasında devasa bir algı uçurumu vardı.
Beklerken bir başka hastanın muayenesinin süresi uzun bulan sabırsız o kişi sıra kendisine gelince.
Aman…. ha!
Doktor bey...
Sakın bak... benim ile çıkan hasta kadar ilgilenmeyin.
Bakın yazık dışarıda muayene olmayı bekleyen birçok fazla hasta var… da demez tabi.
Çünkü “Herkesin bir canı var... O da kendisine aciz ve tatlı ya… "dimi!
Eskiden hastanelerde muayeneler böyle patırtılı gürültülü geçerdi…
Hatırladık mı? Unutmadık ki… hatırlayalım.
Ah be... nerde o eski toprak canım doktorlar.. Böyle bir görsen var ya... Doktor hastaya daha ayakta kapıdan içeri girerken baktığında... gözünden tanır, bilirdi... Öyle şimdiki gibi kan ver idrar ver tahlil yapmaya gerek kalmadan anında teşhis ederdi hastalığı...
Yaaa.. dimi? Hey gidi günler hey.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar