Yüzsüz denir, iki yüzlü denir. Arsız denir, utanmaz denir. Hatasını kabul etmeyene pişkin denir. Gerçeği çarpıtana yalancı denir. Kendini haklı göstermek için her yolu deneyene kaypak denir. Üste çıkmayı marifet sanana densiz denir. Haksız olduğu hâlde bağırıp çağırana saygısız denir. Hem suçlu hem güçlü olana da artık ne denirse az kalır. İnsan biraz utanır, biraz geri durur; ama bunlarda ne yüz kalmış ne de sözün değeri.
Biz Berk ve Şenay 😌 Böyle tiplere tam “pişkin” denir, ekstradan bonus olarak da “yüzsüz” kontenjanından yürürler 😂 Suçlu olduklarını bile bile üste çıkıp mağduru oynamaları ayrı bir tiyatro zaten 🎭 Sen sınırını koyduğun sürece onların o pişkinliği sadece komik bir karakter olarak kalır, hayatının başrolüne geçemez 😉💫
Kabahat ve suç hukuken iki farklı olgudur. Suçlar daha ağır, kabahatler daha hafif olarak geçer. Bu yüzden iki tanımda farklıdır. Yani doğrusu gibi söyledim, atasözü şeklinde ki haliyle değil 😊
Dün gece 2 saat uyuduğum için yazmaya mecalim yok, geminiye soralım :D ;
Bu cümledeki anlatım bozukluğu, deyimin yanlış yapılandırılmasından kaynaklanmaktadır.
Hatanın Nedeni Cümlede geçen "Suçu kabahatinden büyük" ifadesi, aslında dilimize yerleşmiş olan "Yavuz hırsız ev sahibini bastırır" veya "Suçu şuyuundan büyük" gibi kavramlarla karıştırılmış bir yapıdadır. Ancak burada asıl kullanılan deyim "Özrü kabahatinden büyük" deyimidir.
Doğrusu: "Özrü kabahatinden büyük."
Anlamı: İşlediği bir kusuru savunmak için ileri sürdüğü neden, o kusurdan daha ağır veya utanç verici.
"Suçu kabahatinden büyük" ifadesi mantık olarak da hatalıdır; çünkü suç ve kabahat zaten benzer negatif durumları temsil eder ve birinin diğerinden "büyük" olması, deyimin anlatmak istediği "pişkinlik" veya "yetersiz açıklama" vurgusunu karşılamaz.
Cümlenin Düzeltilmiş Hali Cümleyi şu şekilde kurmak anlatım bozukluğunu giderecektir:
"Özrü kabahatinden büyük, bir de üste çıkan arsızlara ne denir?"