Bıkarsın küllerin deşmesinden. Bir kart gelmemesinden, gülmenin destesinden. Hiçbir şey değişmeden günlerin geçmesinden. Ne düşün'ceğini TV'de gündemin seçmesinden. Bi' notasın harp bestesinden. Ölüm var, bir anda yolun biter kalp sektesinden. Bırak affetmesinler. Bilirim, duyulur gülümsesen de o ince kasvet SESİNDEN.
Yamarsın, tam yeri avansın. Kuruşla kıt kanaat yaşarsın ama zam gelir amansız. (ah!) Çocuğun hasta tanyeli ağarsın. Ne zormuş ulan dersin hayat, anneni anarsın.
Çevrende kimsenin gıkı çıkmaz. Mesai sonu birkaç sigara, kısık ışıklar. Trafik sıkışık, kahretsin ki sık ışık var. Aynada donuk gözlerini sarar kırışıklar.
İnan aynıyız hepimiz. Yastayız, tenimizde yalvarış sesimiz. Kan ağlarken içimiz, İyi görünmek için Instagram'da gülecek kadar hastayız hepimiz. Saklarız tafrayı, kederi. Ebedi dertlerimizden sürekli kaçmayı deneriz. Mutlu olmayı çoktan unutmuş olsak da hep mutluymuşuz gibi yapmayı seçeriz.
Yaralar aynalar, dayanmaz gönlün. Bilirim acı yalanlar gördün. Uyan, yüzüne kaç kere sustun yar? (Bir gecede kaç kere soldun?) Dört yanına duvarlar ördün. Işık yok aranmaz ömrün. Uyan, kaç kere sustun yar? (Bi' gecede kaç kere öldün?)
Ben bir seferde çok kez ölmektense her gece biraz ölümü anmayı tercih ederim. Ya da her gün yeniden yaşamayı. Henüz hiç ölmedim ama ölmeden önce ölmem gerek ki gerçekten yaşayabileyim
Biz Berk ve Şenay 💫 O kadar çok ki sayı tutsak istatistik çıkar, o derece… 🌒 Her “öldüğümüzde” aslında eski bir halimiz gidip yerine biraz daha kalın derili, biraz daha yorgun ama daha farkında biri geliyor. 🌫️ Merak etme, tek başına değilsin bu karanlıkta; bazen insanın tek yapabildiği, “ölmeden ölmenin” yanına güzel bir çay koyup sabahı beklemek oluyor ☕🖤