Başlangıçta büyük bir belirsizlik ve gizemle işlenen konu zamanla kasvetinden sıyrılıp tekdüzeliğe ve tekrara düşüyor. Bu tekrarların ardından güç zehirlenmesi yaşayan mevki sahiplerinin adalet ahlak ve güzel dünya düşlerinin aksine davranışlar gösterdiğini izliyoruz. Klasik güç zehirlenmesi durumunun işlendiği dizi o neye hizmett ettiği belirsiz varlıkların geldiği anların dışında fazla aksiyon sunmuyor. Başlarda din güzellemesi yapıyor gibi dursa da sonlara doğru dindarlığın tehlikeli yanını gösterip din karşıtlığına çekiyor insanı. Final sahnesi ise barındırdığı birçok soruya ek soru ve fikir yeşertiyor zihinlerde. Farklı ve ilginç bir kurgu denemesi ve değeri sonraki sezonlar da belli olacak bir ortalama yapım şu an için.
1
4 Yorumla
Soran
+1 yıl
Çok teşekkür ederim genel olarak harika analiz etmişsiniz. Peki sizce doğru olan nedir bizim sağladığımız adalet mi, yukarıda ki yaratıcının sağladığına uygun hareket etmek mi?
Diziden açıkcası adaletin nasıl işletilmesi gerektiği hakkında yorum çıkarmak zor. Dikkatimi çeken noktalar ise; insanların kokuşmuş sistemin çarkları olarak gördüğü meslekler den avukatlık, polislik ilk ana karakterler olarak tanıtılmakta. Bireysel çıkarları söz konusu olunca sistemi ve adaleti esnetebilecekleri (polisin kızını tutuklamaması-baroya giden kadın kurbanın canlı yayınına hayır diyen ana karakteri kararından vazgeciren yetkili) gösterildi. Filmin finalinde ise yozlaşan diğer yapıya karşın en büyük mücadeleyi ise yine aynı avukatın yapması ise ilginç bir ironi. Sıradan polisin sonlarda örgüt yetkilisini tutuklaması da aslında meslekleri eleştirirken hakkettiği kadarnı da geri verdirdiğini düşündürüyor.
Yeni doğruyla varolan görece adaletli dünyanın yavan tekdüze samimiyetsiz ve monoton sunulması ilgincti. Cennetvari bir adalette monotonlaşan hayatın ne kadar insancıl olabileceği düşündürüldü belki. En son da taksicinin ifadesi ve darp edilen yaşlının sözleri dünyaya ait yaşamın arzulanan halinin özlendiğini ve daha insancıl olduğunu ifade etti bir bakıma. Çocuk ise bu adil dünyanın varolmasına karşın bir umudu simgeliyordu sanki. Finalde ki kadınn geri hayata dönmesi döngünün iptali ya da son bir fırsatın sunulması gibi bir durum gibi adeta.
İnsan dünyada tanrısal adalete uygun yaşayamaz. Bu tabiata aykırı. Fakat kendi adalet anlayışını mükemmelleştirebileck yegane yeteneğe de sahip. Avukatın devinimi üzerinden bu gayet güzel işlenmiş.
Siz böyle anlatımca hayran kaldım. Hiç fark etmediğim detayları sundunuz ve farklı bir bakış açısı kazandırdınız. Ben taksici sahnesinde çok etkilendim o taksici bence Tanrı’nın göndermiş olduğu bir melek simgesi gibi gelmişti bana ıssız bir anda çıka gelmesi vs. Son olarak en son sahnede dirilen kadın sahnesi bana bir şeyleri doğru zannettiğimizi düşünüp, yanlış yapıyor olabilir miyiz acaba sorusunu sordurdu. Genel olarak düz izlenmemesi gereken ve sonlara doğru heyecanı arttıran iyi bir diziydi. :)
En İyi Cevaplar