Düşünen primatlar daimi müddetle doğayı taklit ederler. Evrimin bir getirisi içgüdüsel düzlemde incelenecek ve ötesinde diğer canlılar ile etkileşim halinde süregelen devam niteliğinde bir sirkülasyondur. Yani şöyle belirteyim, inekteki sütü keşfedecek olan insan kişisi "buzağısını emziren ineği gördü" ve sorgulayabilme yetisine hasıl olan bilinç denen oluşumla bunu idrak etmeye başladı. Merak dürtüsü ve hayal gücü nöronsal bağlamda insanın zihninde bağ kurar ve neticesinde "buluşlar, keşifler vb." yaptırımlar ortaya çıkar. Muhtemelen ineğin buzağısını emzirdiğini gören insan bunu ilk başta merak edilecek husus diye gördü. Daha sonra hayvanların evcilleştirilmesi aşaması başladı; bir şekilde hükmedebilmek yetisine sahibiz. Natürel sistemasyonun içerisinde insan ana unsur olarak bütün canlılardan benzerlik kazanır. Hali hazırda kendi bebeğini emzirmesiyle -ki bu da tamamen içgüdüsel bir yaptırımdır- ikisi arasındaki bağıntıyı kurmaya başladı. Evcilleştirilen bir ineğin nasıl ki besin kaynağı olarak etinden yararlanıyorsa sütünden de yararlanmaya başladı. Görerek ve ileri aşamada tekrar ederek hipotezlerini gerçeğe taşımaya çalıştı. Çok basit bir denklemdir; bizler şu an bile doğayı taklit ediyoruz. Buna mecburuz, yaratıcılık böyle gelişiyor. Birçok uçak bile birkaç tür kuştan esinlenilerek yapılmıştır. Anlıyoruz ki insanlık doğa ile var, yoksa bir hiç olacaktır.
bu hayvanın bu organı neden şiş yav hele bir bakayım derken beyaz bir sıvı gelir sonra da o sıvıyı kişi risk alır tadar bakar ki çok güzel memeyi sıktıkça memeden sııızz sııızz diye ses çıkar bunun adı süt olsun derler ve süt patlar gider :D :D
Muhtemelen buzağısını emziren bir inek gördüler kendi çocuklarını emzirdiler sonra. Sütü gelmeyen bir kadın kendi çocuğunu ineğe emzirtmiştir. Sürekli çocuğu taşımak yerine sütü sağabileceğini fark etmiştir ve sağmaya başlamıştır.
Meme de süt biriktikçe bir zaman sonra damlamaya başlar, bunu gören insanlar da merak edip sağım işlemini gerçekleştirmiş ve çıkan gıdayı içmiş olabilir.