Gün geçmiyor ki doğada yaşayan hayvanlar ile ilgili değişik değişik bilgiler öğrenmeyelim. Aslında doğayı incelersek biraz dikkatlice, o kadar çok detaylar olduğunu fark edeceğiz. Bazen doğaya müdahale etmeden sadece izlemek bile yeterli geliyor aslında. Doğanın bize sunmuş olduğu güzel döngüsüne şahitlik etmek için. İnternette dolaşırken kaplumbağalar ile ilgili çok değişik şeyler öğrendim. Ve ben bunları sizlerle paylaşmak istedim.

Şimdi bir düşünün yeşilliklerin arasında sadece iki tane kaplumbağa var. Ama nedeni bilinmez kaplumbağanın bir tanesi ters dönmüş olarak duruyor.

Bilinir ki kaplumbağalar yuvalarını sırtlarında taşıyan hayvanlardır, ama böyle bir pozisyonda da ne yazık ki en çaresiz kalan hayvanlardan bir tanesi.

Kaplumbağaların bildiğiniz gibi üst kısımları yuvarlaktır. Ve yuvarlak olmasından dolayı da kendi kendilerine dönebilmeleri gerçekten çok zordur.

İşte böylesi bir durumda diğer kaplumbağa ne yapıyor dersiniz?

Böyle bir durumda ters dönmüş arkadaşını gören diğer kaplumbağa ona yardım edebilmek için çırpınıyor. Kaplumbağalar yavaşlıkları ile bilinen hayvanlardır. O kadar yavaş hareket etmesine rağmen arkadaşına yardım etmek için çırpınır ve bir an önce onu bu zor durumdan kurtarmak için çabalar. Kolları ve ayakları ancak kendi kabuğunun izin verdiği ölçüde hareket edebilen bir hayvan olduğu için çok esnek değil. Hızlı değiller, ve çok kuvvetli de değiller.
Kaplumbağalar yavaş yavaş hareket ediyor bile olsalar bir şeyler yapabilmek adına uğraş veriyorlar.

İlk yaptığı kurtarma hamleleri tabii ki yeterli gelmiyor. Sadece yapabildiği ters dönen arkadaşını sallayabilmek. Ama olsun o yılmıyor. Arkadaşının etrafında dönerek, o ağır ama sakin adımları ile her atışında, amacı için biraz daha kendini zorluyor itiyor arkadaşını.
Acaba o anda ters durumda olup kurtarılmayı bekleyen kaplumbağa ne hissediyor dersiniz?

Her an artan umuduyla bekliyordur mutlaka. Sabırla. Ve derken son bir hamle yapıyor ve işte arkadaşı kurtulmuştur. Artık beraberce yollarına devam etmelerinde bir engel kalmamıştır.
Ne güzel bir his değil mi?

Bir başkasına yardım etmek, ona el uzatmak, bulunduğu zor şartlardan onu kurtarmak. Ve bunu yapan sadece bir çift kaplumbağa. Hani “hayvan” sıfatı yakıştırdığımız ama arkadaşı için canla başla mücadele eden iki güzel can.
Peki ya biz insanlar?

Biz insanlar hayvanlardan daha acımasız oluyoruz bu konuda. Önümüzde biri düşse bizler gülüp geçeriz. Aslında bizler duygulu ve düşünebilen varlıklarız. Kalbimizden taşan sevgimizle, empati yeteneğimizle yapamayacağımız şey yok.
Ama nerede?

Başka insanları yok saymak, onları görmezden gelmek, kendimizi bir kenar koyup başkalarından beklemek, yardım ederken saygıyı unutmak, en büyük hünerlerimizden biri oldu ne yazık ki.
Artık sadece kendimiz için yaşayan bireyler olduk çıktık. Bencil olduk, egomuz tavanlarda. En iyisini ben bilirim modundayız. Her şeyin en iyisini en güzelini biz yapıyoruz. Ve üstelik utanmadan da bu halimizle övüyoruz…
Unuttuğumuz detay ise; hayatımızı güzelleştirdiğimizi zannederken ne kadar yalnızlaştığımız.

Zenginlik ruhta başlar bana göre. Ruhtan bedene yansır.

Bir insanın ruhunun güzelleşmesi ve zenginleşmesi için yardım etmek ve paylaşmayı bilmesi gerekiyor. Hayatın güzelliğini fark etmemizi sağlayacak en kolay yollardan bir tanesidir bu. Bu o kadar naif bir histir ki, maddiyatla satın alamazsınız. Hiçbirimiz kendi kabuğumuzun içinde, hep “bana” diyerek yapamaz, yapmamalıyız.
Etrafınıza şöyle bir bakın. Dikkatlice. Bir gün içinde bile yapılabilecek o kadar çok şey var ki. Yardım etmek mutlaka insanlar zor şartlardayken de olmamalı zaten.

Yardım durduk yerde ve insanın içinden gelmeli. Bir kapıyı tutmanın, o kapıdan ilk giren olmalı. Alışveriş torbasını açıp uzatmanın, çok acelemiz yok ise sıramızı yaşlı birine vermenin, birine iltifat etmenin, o kişi duyması bile o kişi adına dua etmenin vermiş olduğu manevi huzur hiçbir yerde bulunamaz. 
Yaptığınız bir iyilikten dolayı karşınızdaki insanları bir nebze olsun gülümsetebiliyorsak işte asıl en büyük zenginlik bizim için budur.

O gününüz muhteşem geçer emin olun. Ve yapmış olduğunuz şey aklınıza geldikçe sizde bir bakmışsınız gülümsüyorsunuz. İçinizdeki çocuk coşar coşar ve kabuğuna sığamaz hale gelir.
Çocuklarımıza verebileceğimiz en anlamlı hediyelerden bir tanesi de bu yaşam şeklini onlara öğretebilmek olmalı. Ama tabii ki çocuk ne ekersen onu biçer onun en güzel örneği ailesidir. Kendinizden örnekler verebilmeniz dileğiyle…

Bir BENCE'me de son noktayı koymuş bulunmaktayım. Umarım beğenerek okuyabileceğiniz bir yazı dizisi olmuştur. Dostça ve sağlıcakla kalın...
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar