Yavaş sevişmek mi, tutkulu hızlı sevişmek mi?

Yavaş sevişmek, oynamak değil bir tutkuyu, her dokunuşta bedenini cehenneme çevirmek demek. Parmakların teninde gezdiği anda, nefeslerin birbirine karışırken, her saniyenin içinden bir yangın çıkıyorsa İşte o an gerçek zevk başlar. Yavaş yanan ateş, her kıvrımı keşfeder, her inleyişi içine çeker, seni kendine tutsak eder. Yavaş sevişmek, sabrın, arzunun ve kontrolün dansıdır Ama hızlı sevişmek. Ahh, o bambaşka Vücudun bir an bile durmaz, eller, dudaklar, diller birbirine gömülür. Nefesler boğulur, kalp deli gibi çarpar, akıl bulanır. O hızda kaybolursun; kontrolü tamamen yitirirsin. O an, ruhun çıplak kalır, bedenin isyan eder. Yalnızca şehvet kalır vahşi, acımasız, yıkıcı bir arzu Hızlı sevişmek, birbirinizi paramparça etmek, tatmin değil, tahrip olmaktır. Ve ben derim ki Başla yavaş, hisset, beklet, oynat arzuyu. Sonra birdenbire hızlan, yok et onu, kendini onun içinde kaybet. Yavaş yavaş yakan o lanet ateşi, şiddetli bir fırtınaya çevir. Çünkü gerçek şehvet, hem yavaş işkence, hem hızlı fırtına demektir. Hem boyun eğdirir, hem yok eder.
Yavaş sevişmek mi, tutkulu hızlı sevişmek mi?
Yavaş sevişmek mi, tutkulu hızlı sevişmek mi?
Cevapla