Erkekler de Sever

Dershaneye başladığım ilk günden beri hoşlanıyordum ondan.. Başkası ile çıktığını bile bile..


Kiminle ne yaptığı umurumda değildi, sadece onu sevdiğimi biliyordum ve ona her baktığımda ki sevgimin artışını.


Zaman geçtikçe arkadaş olduk, ne zaman olduğumuzu ben bile bilmiyorum.


Sadece dershanede görüşüyorduk, tenefüste sevgilisi ben ve o sigara içmeye gidiyorduk.


Havalar soğuktu ve O masum, ufak tefek olan cadı kız mont giymesine rağmen soğuktan titrerdi. O titrediği an ona sarılıp kocaman olan göğsümde ısıtmak istiyordum. Saçlarının kokusu ile ciğerlerimi doldurmak istiyordum.


Sevgilisi ile aralarında hep bir şeyler oluyordu: tartışmalar, kavgalar vesaire.. Montunu vermek isterdi ona giyip üşümesin diye o da istemezdi. Benim gözlerime bakardı o arada koyu kahve rengi olan ve beni benden alan gözleri ile.. Sanki benden istiyormuş gibi olurdu, ya da ben öyle sanardım.


Bana bakmazdı o.. Ben kimdim ki?


Şimdiye kadar kadınlardan nefret eden erkek bir kadına koşulsuzca aşık olmuştu..


Küçüklükten beri kızlar, kadınlar beni her zaman elerdi.. Okulda oynadığımız oyunlarda olsun, arkadaş ortamında olsun en son bana gelirdi olay. Yakışıklı değilim diye mi sevmemişlerdi beni?


Bu yüzden kadınlardan nefret ediyordum..


Arkadaşlarımın ilişkilerinde olan sorunlardan kendime ders çıkarıp ''Asla bir kadına güvenmeyeceğim, sevmeyeceğim'' derdim.


Bir gün sınıfta ben, o, sevgilisi ve bir kız şişe çevirmece oynadık, ne kadar ergence olduğunu bilsem de o kadın için oynadım. Ona ulaşamayacağımı bildiğim için ondan soğumaya çalıştım.


O bana soruyordu oynadığımız oyunda..


+ Doğruluk mu cesaret mi?


- Doğruluk..


+ Nasıl kızlardan hoşlanırsın?


- Erkekler ile alakası, muhabbeti olmayan kızlardan.


+ Peki..


Ve o an morali bozulduğunu anladım..


Kendi kendime gelin güvey olduğumu sanıyordum ve bence öyleydi.


Ben ona sordum bu sefer..


+ Doğruluk mu cesaret mi?


- Cesaret.


+ Sevgilini öp..


- Hayır olmaz.


+ Kurallar böyle..


- Başka bir şey yaptır, lütfen.


+ Yapmalısın..


Ne kadar aptalca bir şey yaptırdığımı sonradan anladım.. Sevdiğim kadını bir başkasını öpmesi için zorlamıştım. Lanet olsun!


Bir kaç ay sonra sosyal paylaşım sitesinden konuşmaya başladık. Bu süreç içinde ayrılmışlardı.


Kanka ayağı derler ya hani.. Kesinlikle oydu.


İlçede yaşıyorduk ve ailesinin yanına İl'e gitmişti. Arkadaşının yanında kuafördeydi.


Kedimi çekip atacaktım ve aklıma 3g yi kapatıp atmak geldi.. Resim geç gitsin diye..


+ Üşüyorum ben :)


- Aşkım yaa :)


+ Manyakk :)


Fotoğraf gider ve..


- Aşkım nasıl benim? :D


+ İyiymiş :)


Konu konuyu açtı ve arkadaşı ile fotoğrafını attı..


+ Kırmızılı (yanındaki arkadaşı) iltifatları kabul ediyormuş :)


- Sen etmiyor musun?


+ :)


Bu şekilde biraz konuştuktan sonra eve gitti ve aradım.. gece saat dörde kadar konuştuk. Ertesi gün dakikalarım bitti ve yeni paket yaptırdım daha 2 hafta vardı süresi bitmesine ve bir gecede 500 dakikayı bitirmiştik.


Konuşmalar ilerledi.. Konuyu açan ben oldum.


+ Hoşlandığın birisi var mı?


- Bilemiyorum, korkuyorum.


+ Neyden korkuyorsun?


- Ona söylersem yüzüme bakmayacağından korkuyorum.


+ Yardım istersen buradayım..


- Saf ayağına yatma artık.


+ Nasıl yani?


- Yapma bunu.


+ Peki..


Konuşmanın sonunda birbirimize açıldık ve İlden buraya dönmesini sabırsızlık ile bekliyordum. Dokuz gün boyunca onu bekledim ve öyle bir karın ağrıları çektim ki.. Sebebini bilmiyorum.


Heyecandandı sanırım.. O benim ilkim olduğunu bilmiyordu ancak ben onun ilki olmadığımı biliyordum.


Normalde bir erkeğin elini bile tutan bir kız ile muhattap olmazdım ama neden böyle oldu bilmiyorum.


Ve ilçeye geldi..


Beni aradı ve terminale gittim ancak ilkte bulamadım onu, bulamayacağım korkusu ile o demir gibi soğuk havada vücudumun her yanının terlediğini fark ediyordum. Arkadaşım yanımdaydı ve kafamdan duman çıktığını söyledi, evet çıkıyordu.


Onu gördüğüm an.. Gözlerim dolmaya başladı ve bana bakan o koyu kahve rengi gözlerinde ki ışıltılar için canımı verebilirdim.


+ Aç mısın?


- Evet ama ilk önce tuvalete girmeliyim.


+ Tabi, beni takip et.


Arkadaşım uzaktan bizi izliyordu ve bana mesaj attı.


+ Heyecan yapma çok belli ediyorsun.


- Ne yapayım? Heyecanlanmamak mümkün mü.


+ Tamam tamam.


Ve tuvaletten çıkar..


Bavulunu istedi ve bakışlarım ile ''Şaka mı yapıyorsun, tabi ki ben taşıyacağım.'' dedim.


Hafif gülümsedi ve dudaklarının aldığı şekil, gamzeleri ve parlayan koyu kahve rengi gözleri beni aşırı duygusallaştırıp ağlamama yol açabilirdi. Açtı da ancak izin vermedim buna..


Onu lüks bir restorant'a götürdüm ve karın ağrım hala devam ediyordu.


O an neden ağırdığını öğrenmiş oldum..



Kaybetmek..




Kaybetmekten çok korkuyordum onu. Ne kadar erken olsada..


Bir masa zorda olsa bulduk ve karşı karşıya oturduk, L şeklinde koltuk vardı..


+ Yanına oturabilir miyim?


- Tabi, gel.


Hafif gülümsedi 'Gel' derken ve o kadar mutlu oldum ki..


Yemek söyledik ve ben, bir kilo köfteyi yiyebilen adam kuzu şişin bir şişini bile yiyememiştim


Midem almıyordu..


Önüme bakmaktan fazla yanımdaki insana bakıyordum: Saçlarına, kulaklarına, alnına, yanaklarına, burnuna, dudaklarına..


Her saniye ona sarılmayı istiyordum.


Pazar günüydü geldiği gün ve yemekten sonra kafeye geçtik, iki çay söyledik ve başladık muhabbet etmeye. Elimi tuttu ve içimi ürpertecek kadar soğuktu elleri, onları ısıtmak için iki elimin arasına aldım ve ara sıra durduk yere ellerini kokluyordum ve öpüyordum. O an gözlerini kapatıp hafif bir tebessüm etti ve o an hiç aklımdan çıkmadı, çıkmayacak.


Saat sekiz oldu ve onu evine bıraktım, ağabeyi beni yanında görse dövmekten öldürürdü ancak ben bunu göze almıştım. Karşılık versem ağabeyini yere sereceğimi biliyordum ancak empati konusunda çok iyiyimdir bu yüzden haklı olduğu için bir şey yapamazdım.


Evinin sokağına geldiğimizde sarıldık ve hiç bırakmak istemedim. Saçlarının kokusunu ciğerlerime dolduruyordum, hayallerim gerçek olmuştu.


Telefonu olmadığı için sadece dershanede görüşüyorduk ve etüt bahanesi ile dershanede kalıyordu.. boş bir sınıf bulup içeride birbirimize şakalar yapıyorduk, telefondan müzik açıp dans ediyorduk. Sanki evleniyorduk dans ettiğimizde, elleri omuzlarımda ve ellerim belinde. Tenine dayanamıyordum ve hemen sarılıyordum.


Sanki aşk ve şehvet bir aradaydı. Onu çok seviyordum ama onu öpmek için can atıyordum.


Önceden kendime ''Seven insan dokunmaz'' derdim işte o gün tam tersi olduğunu anladım.


O benim evlenmek istediğim insandı, her saniye sevdiğim ve arzuladığım kadındı.



İnsan buna nasıl karşı koyabilirdi ki?




Derse birlikte oturuyorduk ve ara sıra bacağıma cimcik atıyordu, tüm sinir sistemim alt üst oluyordu. Buna abazanlık diyebilirsiniz ancak bu abazanlık değildi. Her saniye sevdiğim ve arzuladığım kadın yanımda ve cimcikten bile olsa bana dokunuyordu.


İnsanlara karşı her zaman buz olan bir adamı eritti bu kadın. İçindeki altmış beş yaşında olan yaşlı adamı bir anda 19 yaşındaki bir gence çevirmişti.


ERKEKLER DE SEVER!


Onu her sınıfta gördüğümde böyle oluyordum..


İlla kavgalar, tartışmalar olacaktı ve bundan yüzde yüz emindim. Çünkü kendimin farkındaydım, çok kıskanç biri olduğumu biliyordum.


Ona ne kadar güvensem de ben buydum ve bunları aşacağıma söz vermiştim. Aştım bazı şeyleri ancak illa bir kıskançlık oluyor insanın içinde. Bu yüzden bir iki kez ayrılma noktasına geldik..


+ Bitti mi?


- Hayır bitmedi, gel buraya.


Deyip sarıldım ona.


Çok değişkendi, bir günü bir gününü tutmuyordu.


Bazı konular açıldığında eski sevgililerinden bahsediyordu.. Başka bir kız olsa ilk an ayrılırdım ondan ancak kendi sınırlarımı zorladım ve bitirmedim. ''Neden bitirecektin ki? Ne var bunda?'' diye soracak olursanız ki soranlar illa olacaktır. O benim ilkim.. İlk kez sevdim, ilk kez kıskandım, ilk kez dokundum, ilk kez kokladım, ilk kez dizlerimde uyuttum ve bana eski sevgililerini anlatması ağır geliyordu, gerçekten ağırdı.


Gülerdim onunlayken hep: Yaptıkları hareketler, söylediği sözler gibi..


Dershane çıkışında bizim eve geldik ve pikenin altına girip kocaman yatağımda ona doğru dönükken bana masal anlatmıştı.. Ondan sonra sarılıp uyumuştuk.


İlk kez onu öpmüştüm ve ilkim olduğuna inanmıyordu. Sebebini bilmiyorum ama inanmıyordu. Her zaman araştırırdım: Kadınlara nasıl davranılır, onları nasıl anlayabiliriz, nasıl öpülür, nereleri hassastır, nerelerinden tepki verirler..


Mükemmel olmasını istiyordum ilişkimin, ilk ve son..


Ve..


+ Seninle gelecek göremiyorum.


- Nasıl yani?


+ Bilmiyorum, olmayacak gibi..


- Neden olmasın?


+ Seni kaybetmekten korkuyorum.


- O halde kaybetme.


Bu konuyu belkide on kere tekrar ettik ilişkimizde.. Bana inanmıyordu. Neden?



Neden inanmıyordu bana?



Her gün onu yeniden severken neden inanmıyordu bana?


Bunları söylediğinde gözlerimin o an dolması yeterince açık değil miydi?


Hayallerimi anlatmadığımı söylerdi, anlatamıyordum hayallerimi çünkü korkuyordum. Hayallerinizi anlatmayın derler kimseye.. Bende anlatmazdım.


Sevgim, güvenim, sahiplenmem, güldürmem, gıdıklamam, dans etmemiz yetmiyor muydu onu sevdiğimi anlaması için? Nedeni neydi bilemiyordum ve hala da bilmiyorum..


Arkadaşlarım konuşurdu benimle..


+ Hemen bağlanma kıza.


- Ben o kadar salak değilim, merak etme.


+ Umarım ben haksız çıkarım..


Meğer gerçekten salağın tekiymişim.


Bir erkekte olsam en az bir kadın kadar duygusalım ve ilişkiye önem veririm, belki daha fazla önem veririm ve vermişimdir.


Ben ilkim yapmıştım bir çok konuda bu yetmiyormuydu.


Cuma günü onu evine bıraktım ve yengesinden aradı.


+ Neredesin aşkım?


- İki sokak alttayım minübüse bineceğim, neden?


+ Beni bıraktığın yere gelsene, yeğenimi okuldan birlikte alalım.


- Hemen geliyorum canım.


Onu bıraktığım yere gittim.. Karanlıktı ve kim olduğumuzu kimse bilemezdi o yüzden elini tuttum ve okulun yolunu tuttuk.


O + Şu an çok huzurluyum :)


Ben - Benim kadar değil :) diyip elini daha sıkı tuttum..


Okula gidene kadar ellerimiz hiç ayrılmadı.


Okula geldik ve yeğenini aldık.


Onları eve bıraktım ve yeğeni açmış evde de yengesi olmadığı için yemek yokmuş. Yeğenini eve bırakıp döner almaya gittik yeğenine.


Dönüşte karanlık bir yer vardı ve girelim mi dedim olur dedi..


Girdik ve sarıldık, öpüştük, koklaştık.. Tekrar evine bıraktım ve eve geldim. Yengesinin telefonundan aradı tekrar, zamanı kısıtlıydı yengesi kurstan gelecekti dokuz da ve saat 7 di.


Konuştuk ettik ve bana yanlışlıkla samimi olarak küfür etti.


Bende biraz alınmış numarası yaptım, özür dileyip tatlı olması için.. Keşke yapmasaydım. Sustum biraz..


+ Konuşsana?


- ..


+ Alındın mı?


- Biraz..


+ Gerçekten mi?


- Evet.


Konu uzadı biraz ve fazlası olmasın diye ben onu güldürmeye çalıştım..


+ Gülsene birazcık


- Gülmek istemiyorum.


Bir şeyler bulup güldürmüştüm ne olduğunu tam hatırlamıyorum..


Mutluca kapattık telefonu ve beş dakika sonra beni aradı..


+ Bitirelim mi?


- Ne diyorsun sen? Şaka mı yapıyorsun?


+ Şaka yapmıyorum, ciddiyim.


- Neden?


+ Fazla ileri gittim, seni üzmek istemiyorum.


- Evet gittin ama önemli değil.


+ Hayır gerçekten önemli, bitirelim.


Telefonu kapadım.


Gözlerim bildiğiniz kıpkırmızı oldu ve zaten biraz hastaydım burnum akmaya başladı ağlamam ile birlikte.


Tekrar aradı açtım..


+ Ne var?


- Bitti mi?


+ Şaka mı yapıyorsun ya?


- Hayır yapmıyorum, bitti mi?


+ Bitirmek mi istiyorsun?


- Evet, kendine iyi bak..


+ Tamam. Sende kendine iyi bak.


Sözleri tam söyleyemiyordum çünkü burnumun akması, göz yaşlarım, başımın ağrıması, ağzımın titremesinden dolayı.


Bitiyordu çünkü..


Ve o mutlu adam..


Erkekler de Sever


Artık tamamen bitmişti adamın mutluluğu..


Kim dayanabilirdi ki buna?


Konuşmadan sonra 24 kez aradı ve açmadım. Çünkü ne diyeceğimi bilemiyordum. Bittiyse daha neden uzatacağız ki? Saygı için mi? Bana yaptığının saygı gösterilecek bir şey olduğunu sanmıyordum.


Ondan önce ''kimseyle evlenmem alırım bir iki köpek dizerim evimi kendimi işe, oyunlara, sadık dostlarıma harcarım zamanımı'' derdim. Şimdi ne diyeceğimi bilemiyorum kendime..


Ona hem aşığım, hemde ondan nefret ediyorum.


Yazım hatalarım olabilir yazarken duygusallaştım o yüzden hatam var ise affınıza sığınıyorum.


Kendinize iyi bakın arkadaşlar..





Erkekler de Sever
Cevapla