Yengeç burcu olmak, duyguların içinde sessizce savaşmak gibidir. Her şeyi derinden hissedip, dışarıya güçlü görünmeye çalışırsın. Kendini anlatmak istersin ama çoğu zaman kimse anlamaz diye susarsın. Bu yüzden kendi içinde bir duvar örersin; kimseyi kırmamak için, kendini kırarak yaşarsın. En büyük baskıyı da kalbinin içine sakladığın o sessizlikte hissedersin. Çünkü yengeç, duygularını değil, acısını bile korumayı seçer.
Bak bir şey diyeceğim. Burç diye bir şey yok. Bu bir sahte bilim. Dolayısıyla burcun üzerindeki tek etkisi senin ona inancın. Yani inanmazsan hiç bir etkisi olmayacak algıda seçicilik yapmayacaksın. Ve bir bakmışsın bugün totiğin aslan burcu olmak istiyor aslan olacaksın, bir bakmışsın totiğin akrep olmak istiyor akrep olmuşsun ya da başak, balık… Gel beni dinle burçlara değil kendine inan.
Fakat, insanin dogdugu mevsimin ve cografyanin kisi uzerinde etkisi olmadigini dusunmek cok sacma.
Bir bebek olarak dunyaya geldiniz. Kis mevsiminde 10 gun gunes hic acmazsa, sizin yeni sekillenen beyninizde birakacagi iz ile yazin ortasinda dogmus birisinin hayatinin ilk gunlerinde aylarca gunesi gormesi ayni karakterle sonuclanamaz.
Evet, astroloji isin sacma boyutlari olabilir. Ancak insanin dogdugu zaman ve cografyayla karakterinde belirgin ozellikler olusmasi sacma veya bilim disi degil.