Eski sevgililer, dostlar, unutulanlar.

Ben bir masal anlatıcısı gibi sürekli uzun cümlelerimi savururken etrafa anlatmak istediğim şeyleri hiç söylememiş olduğumu fark ederim. Unutulanlardan başlayalım. Hatırlayamadıklarımızdan. Aklımızda, bilinç altına doğru etki eden bazı kişilerin bizde bıraktığı korkulara karşı savaş açalım ilk önce. Mesela ilk okulda kalemini kırdığımız için annesinden azar işittiğimiz o gıcık rugan ayakkabılı kızdan başlayalım. Başkalarının eşyalarına zarar vermeyişi sevgiyle öğrenmediğimiz zamanlara dönelim mesela. Ya da top oynarken burnunu kırmadığımız arkadaşımız kalmadığında, arkadaşlarımızın kalmadığını fark ederiz. Tiyatro ekibinde rol kapmak için bedava ekmek sırası beklermişçesine günlerimizi verip hiç rol kapamadan bir ağaç olmayı kabul edişimizi hatırlayalım. Unuttuğumuz o eski lise çağlarında sivilceli, çilli bir elma ağacından elma koparan okulun en popüler "Havvası" nın elinin ilk ve son kez elimize değişini, kendimizi bir anlığına orda değerli hissedişimizi hatırlayalım. Bunları yaşarken kötüydü ama böyle okuyunca biliyorum gülebilirsiniz. Bu arada bir şarkı sırası geldi buyrun.



Sıra arkadaşlarda. Bu sefer unutulanlar değil, unutulamayanlar. Onlarla dünyanın en güzeli diyebileceğiniz zamanları geçirdiniz. Ben de böyle zamanlar yaşadım. Hiç bitmeyecek zamanların bitmeyişine tanığım. Mesela 2011 yılının aralık 25'i hiç bitmez benim için. Ama hayal dünyasında... Sizin de vereceğiniz gün ay yıllar vardır, asla bitmeyen; halbuki benim veya birinin göz açıp kapayana kadar bitirdiği günler... Mesela lisede öğretmeninizin, "siz lise bittiğinde birbirinizle konuşmayacaksınız bile. Derslerinize biraz önem verin" derken ona hava atıp ta, liseden sonra gerçekten birbirini tanımamış arkadaşlar olmanın kurbanı olmuşsunuzdur. Herkes olur. Sonra sadece yolda gördüğünde üniversiteye devam edip etmediğiniz gibi sığ bir soruyla basit bir selamlaşma ile geçişmek dışında hiç bir şey yapmadığınız sizin için canını veren dostlarlaydınız. Kimileri hala devam ediyor sizinle yoluna. İşte onlar şu hayat çorbasının tuzu biberi olacak. Onları yitirmeyin. Arka bahçenizin çınarı olacaklar. Göz atmayalım mı sevgililerimize?


Mesela direk hep en yanlış seçimlerle başlayışımızdan girelim konuya. Dünyanın en zıt karakterleri oluşumuzdan. En saçma sorunlarla bitişlerden konuşalım. Yakışıklı/Güzel değilsin diye ayrılan sığ insanların sevişmekten başka bir şey düşünemeyen akılsız insanlar olduğundan bahsedelim mesela. Tabii ki kızlar Çirkin Betty değil ya da salak ile avanak filmindeki gibi değil tüm erkekler. Sorunumuz neydi?


Zihnimizde saklı korkularımız, dostlarımız ve aşklarımız... Hangi nedenlerden bu kadar yanlış seçimler yapıp bu kadar yalnız kaldınız? Mutluluğu neden bulamıyorsunuz? Ben soruyu neden size yöneltiyorum? Ben çok mu biliyorum mutluluğun yolunu. Bence biliyorum. Güzel de gidiyorum yolumdan. Kimseyi soluyla sıkıntıya sokmadan da bakıyorum çaresine. Bence siz de, zararsız olmayı seçin. Bence hepimiz sevmeye devam. Yenicez bir gün bu yanlış ve hatalı karar silsilesinin bize getirdiği işkence dolu hayatı. Kazanırız, sıkılıp pes etmedikçe. Seviyorum. Seviliyorsunuz, tanımadığınız birisi tarafından. Sevgi iyidir. BENCE...


Bir şarkıda daha buluşmak üzere.





Eski sevgililer, dostlar, unutulanlar.
Cevapla