Aşk üzerine birkaç kelâm da biz edelim

Âşk, kâinâtın mayasıdır der İskender PALAbir kitabında. Aslında hakîkâten de öyle... Bâzısı her yerde hep aynı şeyleri söylüyorsun diyor yâhu bakış açım bu tutarlı bir insanım ben ne yapayım? Aşk'tan ne anladığınız çok önemli. Aşk'ı anlayamayan hakkını veremeyen heyecanını aşk zannedip aşkı dilinden düşürmeyenler yanılgıdadır. Âşk, kâinâtın mayasıdır hakîkâten.

Aşk üzerine birkaç kelâm da biz edelim

Benim bu cümleye yorumum ise şöyle; Hûb, muhabbettendir. Muhabbet ise hûbtan gelir. Mevlâ'nın Hz. Muhammed (s. a. v) e olan sevgisi muhabbeti aşkı hürmetine varız biz. Gizli bir hazîne idim, bilinmeyi istedim buyurur mevlâ. Ulvî gönül bağı o muhabbet sevgi hasret hürmet âşk bunların hepsi nihân ve bir o kadar da âşikâr.
Muhabbet nârdır azîzim. Âşk ise o ulvî muhabbettir.
Aslolan, fânîde Bâkî'nin tecellîsini bulmaktır. Allâh için bakmak değil görmek... Görmek hissetmek ve Allâh için sevmek. Olduğu gibi her şeyiyle kabullenmek çıkarsız masum...
Peki aşk bu hikâyenin neresinde?

İki türlü aşk var. Beşerî ve ilâhî... Bir fânîyi sevmek böyleyse, Bâkî'yi sevmek nicedir bunun öğretisidir.
İlâh kime denir? Tapılan, şiddetle sevilen, gayrısı arkaya atılan. Bu anlamda da önceliğiniz ne ise o sunuz. Bir ideoloji bir insan kariyer vb. Bu tabî işin felsefî ve tasavvufî boyutu. Tasavvûf küfr müdür sorusuyla ilgili olarak ise Serdar Tuncer in bir programda yaptığı bir konuşma var bana tercümân olmuş resmen onu seyredin derim.

Benliğinden sıyrılıp tek rûh olmak, hemhâl olmaktır aşk.
Neyi arıyor iseniz o sunuzdur. Bu söz çok doğru... Hakîkâti aramaktır hayat ve âşk hayatın kendisidir. Aramaktır... Öze vardığınızda ise minnete ulvî bir gönül bağına hürmete dönüşüverir fânîden sıyrılır herşeye hürmet ve hikmet nazarı ile bakarsınız.
Edebiyâtın özü âşktır. Âşk ise başlı başına edebtir.
Kıyamamaktır zîrâ... Cânânı, cân bilmektir.

Dem bahsi var bir de mey bahsi hemhâl olmak dedik ya ânı cân bilmek hani öyle ya sevmek, sevdiğin olmak sevdiğin için yanmak hasretle kavrulmak değil midir?

Aşk üzerine birkaç kelâm da biz edelim

Kimi habîbini görmek için yanar tutuşur kimi ise artık onu aramaz kendinde onu bulur.

Serdar Tuncer ise bu konuyu şöyle îzâh eder:
Hiç aklımdan çıkmıyorsun diyen, âşık değil unutkandır zîrâ aşk sevgiliyle bir olmaktır.
Bâzısının yüzü sevgiliye dönüktür bâzısının ise "yüzü" sevgiliye dönmüştür.

Fuzûlî ise şöyle der:
Şem'i gör kim yanmadan yandurmadu pervâneyi.

Sevmek, karşılık beklememektir adayıştır adanıştır azîzîm.

Günümüz "sevgili" anlayışı ile bizim sevgili anlayışımız farklı olduğundan karşılıklı karşılıksız kısmına ve sevgili kelimesine takılmayınız.

Aslolan, saygıdır diyelim biz.

Bu yazıyı uzun bulanlara ithâfen; sabrın olmadığı yerde âşktan söz edilemez.

Bana âittir.

*Bu sitede eski bir paylaşıma yaptığım bir yorum idi bu yazı. O an içimden geçenlerdi.

Aşk üzerine birkaç kelâm da biz edelim
Cevapla