1930 yılında tanıştığı, kendisi gibi sanatçı olan Bedri Rahmi Eyüboğlu ile 1936 yılında büyük bir aşk ile evlenmiş Eren Eyüboğlu. Evlendikten sonra eşini bir an olsun yalnız bırakmayan E. Eyüboğlu, eşinin yanında olmadığı zamanlarda şimdilerde oğulları tarafından İş Bankası Kültür Yayınları'na bağışlanan, her satırında okuyana buram buram aşkı hissettiren satırlara imza atmış.
Her güzel şeyin bir sonu var
Evli ve bir oğlu varken Bedri Rahmi, Güzel Sanatlar Akademisi Heykel bölümünde misafir öğrenci olarak katılan Mari Gerkemezyan ile tanışır. Öncesinde gizli mektuplar, gizli buluşmalar ile başlayan bu aşk karşılıklı mektuplar, şiirlerle bir süre sonra gün yüzüne çıkar. Mari'ye aşık olan Bedri bu uğurda evini eşini terk ederek Mari ile yaşamaya başlar. Şimdilerde gün yüzüne çıkmış mektuplarda yaşanılan aşkı hissetmemek mümkün mü?
Bedri'nin aşkına yaptığı tablolarla, Bedri için günlerce uğraştığı, büyük emek verdiği büst ile karşılık vermiş Mari. 1946 yılında Mari'nin hastalığı ile yıkılmış Bedri Rahmi. Tüberküloz teşhisi konulan Mari için bütün tablolarını yok pahasına satan Bedri Rahmi yine de zamansız ölümüne engel olamamış sevdiği kadının...
Geri dönüş...
Eren Eyüboğlu sevdiği adama evinin kapılarını açmış yeniden. Hayattan kopan kendini içkiye veren eşini teselli etmiş aylarca. İyileştirmiş veya Eren kendini buna inandırmış yıllarca. Ta ki büyük kulüpte şiir okuması için sahneye davet edilen Bedri Rahmi'nin karısının karşısında ağlaya ağlaya ölen aşkı için yazdığı Karadut şiirini okuduğu dakikaya kadar...
Karadutum, çatal karam, çingenem Nar tanem, nur tanem, bir tanem Agaç isem dalımsın salkım saçak Petek isem balımsın a gülüm Günahımsın, vebalimsin.
Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan
Yoluna bir can koyduğum Gökte ararken yerde bulduğum Karadutum, çatal karam, çingenem...
Yıllarca gurura direnen aşk bitti.
Yıllarca eşini bekleyen Eren, o geceden sonra Paris'e yerleşir. Eren'i yıllarca gururunu hiçe sayarak bekleten aşk 15 dakika içinde bitmişti. Sevdiği adam karşısında başka bir kadın için yazdığı şiirle özlemle ağlamıştı. Yıllar sonra eşinin yazdığı bir mektupla oğlu için eşine geri dönen Eren Hanım eşi vefat edene dek birlikte yaşamış...
Hikayenin kahramanı hasta sevdiğini büyük bir aşkla son nefesine kadar yalnız bırakmayan, iyileşmesi için dua eden dahası elinde ki bütün tabloları yok pahasına satan Bedri Rahmi mi? Sevdiği adamın karşısında başka birini sevmesini izleyen, onun için yazdığı şiirleri ağlayarak okuduğunu gördükten sonra yine de oğlu için geri dönen Eren Eyüboğlu mu?
Ben sana yanarken senin başkasında söndüğünü izlemek.
Dağlanmış yüreğe köz acı vermez artık.
Dilediği kadar yansın ateş, ben yanmayı diliyorum sen ise tekrar sönmeyi.
Ne ben tekrar yanabilirim ne de senin yanmış yanmış yüreğini söndürebilirim.
En iyisi sessizce izlemek, biz olamasak da bir olarak çıkan dumanın izlerini...
Çok acıklı bir hikaye bu tüylerim diken diken oldu. Normalde evli adamla birlikte olan kadına kızarım ama kızamadım burda nedense. Bazen insanın elinde olmuyor sanırım. Büyük konuşmamak gerek ne olursa olsun. Hatası olmayan insan yok. Ayıplamak yerine anlamak lazım. Hislerimiz duygularımız bazen kontrol edilmiyor. Ne kadar acıdır ki bu adamın karısının karşısında Mari ye yazdığı şiiri okuması. Onun yerinde olmak istemezdim.
Benceyi okurken direk aklıma "Seni bir başkası için acı çekerken gördüm. Bu beni sevmiyor oluşundan daha çok acıttı" dizeleri geldi. Hikayenin kahramanını sormussun ya, hikayenin kahramanı ışte o acı çeken kadın bence.
"Kara dut" annemle babamın bana taktığı lakaplardan biridir. Annem hep "Karadutum, çatal karam, çingenem, nar tanem, nur tanem, bir tanem" diye sever:) -Gecen bol olsun.-
toplum olarak birseyleri dramatize edip hüzünlenmeye bayiliyoruz, bir adam cocugunun rizkini sevgilisiyle yiyor bir kadin kadin olmadan önce asik oluyor, gelsin göz yaslari, gelsin dram gelsin acili adana.
bir daha oku bacım sen. Belli ki sadece başlık üzerinden yürümüssün. Sırf eleştiri boyutunda olsun "Desinler" diyerek eleştri yapmayın lütfen. Ayrıca vejeteryanım canım acılı Adana yı siz yiyin. Afiyet Olsun ;)
Bunun toplumumuzla hiç bir ilgisi yok, yabancı bir kaç roman veya hikaye okursan bunun tüm toplumlarda bu şekilde anlatıldığını görürsün. Edebiyat deniyor buna. @Münafikgirl Fonetik sanatın bir çeşididir Edebiyat.
@Canefşan Baskasinin alakasiz cevabi uzerinden yurumeyi ne kadar cok seviyoruz... Sürü psikolojisi bu iste. Benceyi okuyup yorumla bağdaştırabilene aşk olsun...
Yazabiliyorum sonunda ya kezbana bak hem elestriyi kaldiramadigi icin engelliyor hem hak vereni "yürüyor" yakistirmasi yapiyor, yürüye yürüye, yürüte yürüte uber olduysa demek.
Evet edebiyat ile herşeyi anlatabilirsiniz.. Ancak edebiyat denen şey sadece böyle dramatize edilmiş hikayelerin rahmi görevini görmez ama sayenizde görüyor.. Sıradışı olmayan şeyler de edebiyata dahildir. Sen kaç tane adam gibi roman okudun da gelip eleştiriye ahkam kesiyorsun. Ya da karşındakinin ne kadar roman okuduğunu veya edebiyatla ne kadar ilgili olduğunu nerden biliyorsun. Edebiyatmış.. Okumuş tüm gereksiz aşk romanlarını burada sanat kültür vaazı veriyor. Yabancı bir kaç roman okursan... mmm Oldu canım. Yok ben ince memedi okuyorum. Kalsın.
Hahahaha bak bende yazayım çalıntı.. esinlendim de olur.
Füraya sana bir şiir yazdım okuyayım mı?
Suya attım bir taş, Çıkardı bir ses faş faş. Benceme biri eleştirel yazınca, Gözümden geliyor yaş. Füreya Füreya beni döndürdün deliye, İstersen sor Veli'ye, Diyecek ki 10:30’ da gidecek Kenar mahalleli kütüphaneye.
En İyi Cevaplar