Bazen içinizde buhranlar olur, hiçbir şeyden tat almazsınız ya. Hayattan bezmiş haller, sahte gülüşler dağıtırsınız ya etrafa. Ve inanır herkes mutlu olduğunuza. Çünkü acınızı içinizde yaşarsınız siz. Sanki birazcık dışarı taşsa, boğulacağım sanarsınız. Belki de bu yüzdendir kurtulamayışlar, yıpranışlar, sessiz çığlıklar. Ya da "kimse anlamayacak zaten" düşüncesinden. Bilmiyorum. Galiba ben kimse anlamayacak düşüncesini taşıyanlardanım. Ne olursa olsun nedeni, artık tükendiğimi hissediyorum. En sevdiğim şarkıların eşliğinde yazıyorum. Ya yazar ya okurum ben zaten. Ya da boğulurum dipsiz şarkılarda. Sonra da ağlarım işte.
Niye böyle olduğumu da hiç bilmiyorum inanın. Belki çok iyi niyetliyim belki de fazla safım. Zaten ikisi de aynı kapıya çıkmıyor mu? Kolay inanırlık öldürür dostlar. Galiba beni de öldüren bu. Tam "iyiyim" diyorum, "her şey geçti" diyorum, "bu kez değil" diyorum. Yine inanıyorum, yine, yine, yine.
Araya şarkılar da serpiştirmek lazım.
Güldürür müyüm seni, bıktırır mıyım bilmem. Baktırır mıyım yüzüme, eğer güldürürsem?
Güldürsem de umrumda değil artık, bıktırsam da. Zira ben bıktım fazlaca. Gülmüyorum da epeydir içten. Belki bir gün ben de söylerim bu şarkıyı size. Güzeldir sesim. Neyse kopmayalım. Pek bir sohbet havasında oldu sanki bu bence. Böylesi daha güzel, olsun.
Ee, ne diyorduk? Ha, kolay inanırlıktan bahsediyordum. İnanmayın dostlar, kimseye inanmayın şu hayatta. Çünkü cidden öldürüyor. Öldürmezse süründürüyor. Kesin bilgi. Ha bir de sevmeyin. Tamam sevin ama az sevin. Çok sevmek de öldürüyor. Çok sevmek onu yaşatırken her gün sizden bir parça koparıyor. Yıllarınızı vermeyin mesela. Beklemeyin, gelir umuduyla. Çünkü gelmiyorlar. Yıllarının boşa gittiğine hayıflanırken buluyorsun kendini sonra. Demedi demeyin, çok acıtır. Ve o saatten sonra hayıflanmak da fayda etmez.
"Ama sadece seviyorum." "Sadece sevsin istiyorum." "Sadece..., sadece..."
Hiçbir şey istemedim ne yatak, ne oda, ne de ev. Sen de bırak her şeyi, sadece beni sev!
Sevmesin, ne olacak? O sevmedi diye sen güzelliğinden bir şey mi kaybedeceksin? Hayır. "Seviyorum" deyip gittiğinde çok şey kaybedeceksin ama. Senin de bir parçanı götürecek giderken. "Dur, nereye? Hop!" demeye kalmadan YARIM kalacaksın. Sonra da böyle benim gibi en ufacık şeye ağlayıp melodram tadında yazılar yazacaksın. "Ha edebi yönüm kuvvetlenir." diyorsan orası ayrı. Zira beni herkes edebi kişiliğimle tanır, ordan burdan keşfettiğim güzel şarkılarla anılırım. Bir de Fenerbahçe ve Feridun Düzağaç ile. Ama konumuz onlar değil şu an.
Kırık bıraktın gönlümü, kırıp bıraktın gönlümü. Aldın götürdün ne varsa, yarım bıraktın ömrümü.
Görüldüğü üzere her şarkıdan bir parça taşıyorum. Çünkü çok sevince böyle oluyor. Çok umut edince, hep bekleyince. Şarkılarda, şiirlerde aramaya başlıyorsun kendini. Kitaplara bırakıveriyorsun ruhunu. Bir haftada 4-5 kitap okuyabiliyorsun mesela. Çocukluktan beri deli gibi okuyan biriyim, galiba bu özelliğime pek etki etmedi saydıklarım. Ama size edecek garanti veriyorum.
Aslında şöyle bir yazdıklarımı okuyunca "Pek de kötü değilmişim yahu." diyorum şu an. Ama geçer az sonra. Çünkü iyi hissettiğim anlar cidden çok az. Bu benceyi benim gibi olmayın diye yazıyorum. "Çok sevmeyin, kırılırsınız bin yerinizden." diyorum. Ama takdir yine sizin. Belki siz de çoktan düşmüşsünüzdür bu derde, kim bilir?
En sevdiğim şarkılardan biriyle bitirdim bu bencemi de. Beni fazlaca anlatır. Sonra ne mi yaptım?
Sonra öptüm yokluğundan.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar