Bir Erkeğin Gözünden Kadın Olmak

Bir Erkeğin Gözüyle Kadın Olmak.


Yazılarımın genel olarak kadınlar üzerine olması, Kadın Psikolojisini çok iyi etüt etmem ya da onları çok iyi anlayabilmemle ilgisi yok elbette. Şimdi "Bunu becerebilen erkek var mı ki" diye geçirdiniz içinizden değil mi?


Benim derdim "Anlamaya çalışmak" ile alakalı. Evet açık gönüllülükle itiraf ediyorum. Benim derdim onları anlamaya çalışmak. "Ne yapıyorsun yani, hiç işin gücün yok da oturdun kadınları anlamak için araştırmalar içine mi girdin" dediğinizi duyar gibiyim. Hatta çoğunuzun bunu söylediğine eminim. Evet girdim. Ciddi ciddi girdim. Annemi daha iyi anlamak istiyorum, sevgilimi daha iyi anlamak istiyorum. Biliyorum ki onları anlayabilir ve gerçekte ne istediklerini çözebilirsem, beklentilerimi de o yönde dizginleyebilmem daha kolay olur. Kadın dilini çözebilirsem, onlarla nasıl konuşmam gerektiğini, nasıl iletişim kurabileceğimi, kendimi daha doğru nasıl ifade edebileceğimi de öğrenmiş olurum.


Ama endişelenmeyin, Elbette size bilimsel üç beş terim öğrenip sıkıcı sıkıcı ukalalık yapmak değil niyetim. Benim erkek gözüm, tüm kadınlara, tıpkı annelerimize, tıpkı eşlerimize, tıpkı kızlarımıza, tıpkı kız kardeşlerimize baktığımız gibi bakıyor. Bakmamız gerektiği gibi demek daha doğru olur sanki. Çünkü şimdi pek çoğunuz bir genelleme yaptığımı düşünerek;


"Erkeklerin kadınlara nasıl baktığını, nasıl davrandığını biliyoruz" diye tepki verecektir.


Bu tepkilerinize hak vermemek elde değil. Elbette tüm erkeklerin böyle olmadığını bildiğinizi de biliyorum. Ama "büyük bir çoğunluk böyle ne yazık ki" diye düşündüğünüzü de biliyorum. Özellikle kadınların. O halde "bir kadının anatomisi" gibi saçma bir yaklaşım içine girmeden, öncelikle kadını daha iyi anlayabilmek adına gerekçelerimiz ne olmalı, ona bakalım. Kuşkusuz hepiniz biliyorsunuz ama zaman zaman hatırlamak yerine, bunların aklımızdan hiç çıkmaması gerektiğini savunuyorum ben.


Kadın, artık kokuşmuş tüm değer yargılarından ötede, önce İNSANdır.


İnsanca yaşamak, insan gibi muamele görmek hakkına sahiptir. Bu bir ayrıcalık değil, en az bir erkeğe, hatta tüm canlılara verildiği kadar Haktır. Ta en başta yani yaradılışımızda, yaratanın bize verdiği. Bu adil hükmü, kimse dilediği hale getiremez. Siz de biliyorsunuz ki, insanı diğer canlılardan ayıran tüm özellikler kadına da verilmiştir. Bitki Hayvan İnsan üçlemesi, sadece dişi ve erkek olarak iki cinse ayrılmıştır. Başka bir cinsiyet yoktur. Durum böyleyken önüne yeni sıfatlar getirmek de nereden çıkıyor Allah aşkınıza.


Kadın anadır.



O'na doğurma yetisi verilmiştir. Erkekler saldırmayın hemen "Biz de Babayız, bizde de doğurtma yetisi var" diye. Bizler sadece üremeyi sağlayacak spermleri göndermekle sınırlıyız. Üstelik bunu yaparken de "bir bebek yapıyoruz" havasında olmadığımızı hepimiz biliyoruz. Gülmeyin, yalan mı? Seks güdüleriniz açığa çıkmadan bunu becerebilenimiz var mı? Sınırları aşan kadındır. O sınırların detaylarına girmek elbette sizi bayacağı için es geçiyorum. Şimdi 9 ay, hormonlar, şişmanlık, anne vs şeylerle duygu sömürülerine girmek anlamsız olur. Hatta size karşı saygısızlık. Siz zaten bunların hepsini biliyorsunuz. Biliyorsunuz değil mi? :)


Kadın Hassastır.


Özellikle yaş konusuna hiç takılmayın. Unutmayın onlar birer Hanımefendidir.


Hepimizden daha duygusal bir yapıya sahip olduğunu kabul edeceğinizi biliyorum. Hatırlayın bakalım size normal gelebilen, olumsuz minicik bir tepkinizde dahi -bakın minicik diyorum- ne denli kırıldığını, ne denli incindiğini. Gözlerinin hemen nasıl dolduğunu hatırlamıyor musunuz? Kendini tutmayı başaramayıp o gözyaşlarına engel olamayanları saymıyorum. Siz en saf ve saygılı, biraz da samimiyet adına birkaç yaş büyük olduğunu düşünerek bir "Abla" ya da daha fazla büyük olduğunu düşünerek bir "teyze" diye seslenmeye kalksanıza. Bakın bakalım neler oluyor. Narindir kadın, bu bir zayıflık değildir elbette. Kızlar, "Biz güçlüyüz öyle herşeye de gözyaşı dökmeyiz hemen" diye atlamayın durun yahu.... Siz de biliyorsunuz neyi kastettiğimi. Söylediğimiz şey tabii ki ince ruhunuz, Bir erkeğe göre, yaşama dair her şeye daha duygusal, daha çok anlam katarak yaklaşımınız. Siz nezaket gösteriyorsanız, herkes nazik olsun değil mi beklentiniz. Ayrıntılar daha ön planda değil mi? Hani "Her şey ayrıntıda gizlidir" savına en çok siz el kaldırmıyor musunuz? Ha işte ondan söz ediyorum ben de. Yine hassasiyet gösterip dikilmeyim hemen ayağa. :)


Erkeklere göre daha duygusaldır.


Yapacak bir şey yok. Hepimizden daha duygusal bakarlar hayata. Daha duygusal özlerler, daha duygusal severler, daha duygusal öperler. Daha duygusal yemek yaparlar. "Yemek enfes olmuş, ellerine sağlık" dendiğinde "İçine sevgimi kattım" cevabını hiç düşünmeden şıp diye nasıl yapıştırdığını şimdi anladınız mı? Gerçekçi bir yaklaşıma girmeyi sevmezler ne denli gerçekçi olurlarsa olsunlar. Mutlak bir gerekçeleri vardır ağlamak için, küsmek için, kendi kabuğuna çekilmek için, battaniyenin altına sığınmak için, kendisini odaya kapatmak ya da o odaya sizi sokmamak için, bu gece sevişmeyi istememek için, yatakta arkasını dönüp yorganı üzerinizden aniden çekmek için, ya da hani, "bizim yatağımız" diye bildiğiniz, hatta sandığınız o yatağa sizin yerinize oyuncak bir tavşanın, köpeğin, sizin kadar olmayan bir ayının girmesi için, o peluş oyuncak hayvanın ille de bir ismi olması için, banyodan saatlerce çıkmamak için, hiç bir nedeni olmaksızın başının ağrıması için. Pek kısa olmadı ama kısaca, örneklemeleri sıralamakta yetersiz kalacağımız ve anlamlandıramadığınız gerekçeleri vardır. Hiç uğraşmayın. Sadece anlamaya çalışarak katkı sağlamalısınız onlara. Hatta oturup birlikte ağlamalısınız. Sakın ha karşı gelmeyin ve eleştirmeyin. Hele hele tepki hiç göstermeyin. Alırsınız ağzınızın payını. Ruhsuzlukla, duygusuzlukla, aldırışsızlıkla, sorumsuzlukla suçlanır, oduna, ayıya ve en çok da öküze benzetilirsiniz benden söylemesi. Öküzün bön bön bakmak dışında bir duygusu olmadığına inandıklarından yaparlar bunu. Odunun da yontulmadan bir işe yaramayacağını, yani işlenmeden bir masa sandalye olamayacağını, ince ince - bu "ince ince" ye dikkat - kıyılmadan bir ateşin yakılamayacağını düşündükleri için.



Çok zekilerdir çok.


Zekasını iyi kullanabildiklerinde oradan uzaklaşın.


"Saçı uzun aklı kısa" diye düşünenlerdenseniz ki olmayın sakın, ben de size "aklınızdan zorunuz var" derim. Hiç şüphesiz yaparım bunu. Çünkü bana aksini düşündürecek bir kadına hiç rastlamadım. Tıpkı aksini ispatlayabilecek bir karşı görüşe rastlayamadığım gibi. Sakın ha O'nun zekasını hafife alıpta test etmeye bile kalkmayın derim ben. "Şeytana Papucunu ters giydirir" lafı nerden geliyor sanıyorsunuz. Zekasını çok iyi kullanabildiğinde neler yapabileceğini sizin bile aklınız almaz. Almadı da öyle değil mi? "Ben hangi ara bu hale geldim" diye kendinize hayret ettiğiniz olmadı mı hiç. Hadi canım! kesin olmuştur. Utanmayın utanmayın. Zırhlarınızı kuşanmadığınızda ne kadar cesur olabileceğinizi düşünmeniz bile yetecektir. Hatta o zırhlarla bile ne kadar komik hallere düştüğünüzü de hatırlamaya çalışın. En az sizin kadar zekidir kadınlar. Her istediğini elde edebilecek kadar zekidir hem de. Üstelik en güçlü silahıdır zekası. O silah sizi parmaklarında oynatacak hale gelmesin yeter ki. Asla hafife almayın.


Çok Özeldir Kadın. Ve Çok Güzel.


İnsan yaşamını güzelleştirmek adına dünyaya gelmiş en çekici varlıktır kadın. Afet-i devran ifadesi sadece onlar için kullanılır. Duruşuyla, endamıyla, seksapalitesiyle, yürüyüşüyle ve daha saymakla bitiremeyeceğimiz bir çok özelliğiyle kutsal kılınmalıdır. Daha da önemlisi bunu ona hissettirebilen erkek dünyanın en mutlu erkeğidir. Kadın mutluysa erkeğini mutlu eder unutmayın. Her başarılı erkeğin arkasında mutlaka bir kadın varsa, her mutlu kadının önünde arkasında sağında solunda mutlaka onu mutlu edebilen bir erkek vardır. Ve tekstil ekonomisinin can damarıdır kadın. Hayırdır. Kahkahalarınız buralara kadar geldi. Dünya kabul etmiş bunu ben neden es geçeyim. Hadi girin bakalım bir mağazaya. Girin girin çekinmeyin. Bakın bakalım reyonlara. 1500 mertekarelik bir mağazada 50 metrekarelik erkek giyim, 50 metrekarelik erkek çocuk giyim, 400 metrekarelik kız çocuk giyim, kalanın tamamı Kadın giyim. Yahu siz kiminle sidik yarıştıracaksınız kiiiii. Daha çocukluktan başlıyor alanların yetmezliği. Bu mağaza sadece giyim mağazası üstelik. Ayakkabı reyonlarından başlayın, İç çamaşırından tutun da, kozmatik ürünlerine kadar aradaki tüm çeşitlemelerin olduğu bir mağazayı inanın saymıyorum bile. Bize sunabildikleri o kadar sınırlı ki. Bir ceket bir gömlek bir tişört (okunuşunu yazdım ingilizcem fena değil düzeltmeyin) bir pantolon bir kazak. Renk seçeneğiniz mi? O da ne? Siyah ya da beyaz. Hadi bazen de tonları. Neyimize yetmiyor. Başka seçeneğiniz yok kiiii. Bir de o 1000 metrekarelik alana bakın bakalım. Ben sayamam. Nefesim yetmez. Hatta bu yazı zor biter. Ne diyorduk. Güzelliklerle bezenmiştir kadın ve daima güzel, üstelik bir de çekici görünmek zorundadır.


Çok çalışkandır kadın. Bir güne neler sığdırabildiğine inanmak çok güçtür.


Yemek,bulaşık,çamaşır gibi klişelere girmeyeceğim. Bunları zaten biliyorsunuz. Önemli olan bunları hangi araya sığdırabildikleri. Gün 24 saat. Hadi çalışmadıklarını düşünün. Önce kahvaltınızı hazırlayıp sizi doyurdu. Bunu yapmak için sizden bir saat erken uyandı hatta. Bizim kıçımızda pireler uçuşuyor daha. Eğer gece O'nu rahat bıraktıysanız bir saat. Bırakmadıysanız erken kalkış süresi iki saate uzadı. Nedenini anladınız siz, bana anlattırmayın isterseniz. Sizi işe, çocuklardan birini okula gönderdi. Diğeri okul öncesi eğitim almakla meşgul henüz. Okul öncesi eğitim dediysem aklınıza hemen kreş ya da anaokulu gelmesin. Evdeki ANA OKULU bu. Hani bilirsiniz. Yemek nasıl yenir, diş nasıl fırçalanır, tuvalet sonrası temizlik nasıl yapılır vs.vs. Bu arada biz mi neredeyiz. Tabii ki işte. "Bu evi Biz geçindiriyoruz" ya hani. Temizlikti şuydu buydu derken öğlen oldu. Komşu arkadaş muhabbetleri, kız kıza çekiştirmeler, tv seğretmeler, mutfak alışverişleri ki buna eşlik eden erkek sayısı oldukça azdır, oldu mu akşam. Bu arada çocuklardan biri okuldan geldi, ödevleriyle ilgilenildi, kirlettiği elbiseleri değiştirildi, kavga ettiği okul arkadaşının annesiyle aralar düzeltildi, aile büyüklerinden gelen telefonlar cevaplandı, sorulan sorulara bir çok sorunu hissettirmeden beklenen yanıtlar verildi, yemekler yapıldı, sofralar kuruldu. Ama en önemlisi sizi kapıda karşılayacağı ve sizin en fazla bir gülümseyiş ya da bir öpücükle, hatta mümkünse her ikisiyle birden ödüllendireceğiniz O'nun için çok önemli, sizin için sıradan, o büyülü dakika için kendini hazırladı. Ve bunu her gün başka kıyafetler içine girerek yaptı. En çekici hale bürünmesi gerektiğini siz düşündürdünüz çünkü. Hadi beyler. Bir de bu kadının çalıştığını düşünün. Bana kalkıpta çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, kreş, bakıcı kadın, temizlikçi kadın vs masalları anlatmayın. Yemem. Bu kadar becerikli, bu denli hamarat, zamanı en iyi şekilde kullanabilecek kadar pratik, bu kadar düşünceli olup, aynı zamanda bu kadar güzel olabiliyor musunuz? Bakın bakalım aynaya ne göreceksiniz.


Sadakat gösterirseniz güvev duyar, Güven verirseniz huzurlu olur. Huzurlu olursa huzur verir. Paylaşırsanız gurur duyar. İşte o gurur ömrünüze ömür katar.


Bir kadını mutlu etmenin bir çok yolu olabilir. Zaten konumuz da bir kadını mutlu etmenin yolları değil. Unutulmamalı ki bir kadın kendini ne kadar değerli hissederse, sizin hayatınıza da o kadar değer katar. Belki daha fazlasını. O'na sadık olmalısınız. kendini güvende hissetmeli ki huzurlu olsun. Güvenini kazanmak çok güçtür çünkü O, kollarınızda huzur bulmak ister. Doğası gereği korunmak ister. Kendini koruyamadığından değil sakın bunu atlamayın, bal gibi de koruyabilir. Fakat sizin koruyor olmanız, çok daha güvende hissetmesini sağlar. Huzurlu ve mutlu bir kadının değil size tüm insanlığa verebileceklerinin sınırı yoktur. Paylaşmaktan hiç bilmediğiniz kadar haz duyar. Sizinle paylaşmaktan söz ediyorum, sakın sizi paylaşacağını düşünme gafletine girmeyin. O asla sevdiği adamı kimselerle paylaşamaz. En yakın arkadaşından tutun da annenizle bile paylaşamaz. Ömrünüze ömür katan bir kadın ile beraber mi olmak istiyorsunuz. Onun ömrüne ömür katmakla başlayın o halde. Sadık olun, güvenilir olun ve yaşamı O'nunla gerçekten paylaşın. Bunu yapmak sizin için zorsa hatta ihtimal bile yoksa, sakın hiçbir kadına yaklaşmayın, Ömrünüzü bitirir. Benden söylemesi.


Haklısınız bu kadar kısa anlatılamaz bir kadın. Hatta bu kadar kolay hiç anlatılamaz. Kolay değildir kadını anlamak. Bir kadın gibi düşünebilmek imkansızdır biliyorum. Demiş ya Ahmet Altan;


"Bir erkeği hayatın içinde kadınlar gezdirir. Hayatınız seçtiğiniz kadındır. Bir kadın değil bir hayat seçersiniz çünkü"

Bir Erkeğin Gözünden Kadın Olmak
Cevapla