Bir gün oturupta, bence yazacağım hiç aklıma gelmezdi. Ancak içinde bulunduğum psikolojiyi sizlerle paylaşmak istedim. Yayınlanır veya yayınlanmaz pek önemsemiyorum. İçimden yazmak geldi yazıyorum.
Son zamanlarda duygularımı anlatabileceğim kimseyi bulamıyorum. Çünkü erkek dediğin güçlüdür, merttir, kendine güvenir, kendini ezdirmez, evin reisidir, güçlüdür, ağlamaz, adam gibi adamdır. Yani erkek dediğin mükemmel bir varlıktır! Bize böyle öğretildi, bizde peşin hükümlerle kabullendik bunu. Aslı var mıdır peki? Bence kesinlikle yoktur.
Kadınların erkekler ve erkeklerin beklentileriyle ilgili ön yargıları vardır. Halbuki erkeklerin çoğu bir ilişki içindeyken kadından ne istediğini gerçekten bilmez. Duygularının farkında değildir. Mesela erkeğin ilişkinin başındaki romantik davranışları, gerçek bir sevgi duygusundan değil, kadından sevgi beklentisi içinde olmasından, kadının kendisine bağlanmasını istemesindendir. Bu bir duygu değil, psikolojik bir ihtiyaçtır.
Duygularını anlatmakta zorluk çektiği için erkeğin hissettiklerini kadınlar anlayamaz. İlişkilerde ki konumlar da bu durumda önem kazanıyor. Kadın istenen, erkek isteyen olduğu için isteyen tarafın duygularının anlaşılmasına gerek yoktur. Ne düşündüğü anlaşılması gereken taraf istenendir, kadındır yani.

Erkekler genellikle duysuzlukla suçlanır. Hislerini söyleyemez ama isteklerini söyler. İsteklerini söyleyince de kadınlar tarafından sadece beklentileri olan bir varlık olarak algılanır. Erkek duygularını tanımlayamadığı için isteklerini, kurallarını dile getiriyor sürekli. Kıyafetlerin boyu, eve gidiş-geliş saatleri ve bir sürü talep. Ancak bunlar duyguları değil istekleridir. Görünürde anlaşılmayı bekleyen birisi değil, beklentilerinin karşılanmasını bekleyen biri vardır. Gerçek isteklerinin bu olmadığını beklenteri karşılandığında görür erkek. Söyledikleri yapılır ama bir türlü tatmin olmaz. Erkek sevilmek, ilgi görmek, takdir edilmek ister. Huzur arar, hoşgörü bekler, güvenilmek ister.

Sevdiği zaman büyük sever erkek. Karşısındakinden de aynı sevgiyi bekler. Korkmaz. Bırakır kendini, bağlanır. Hayatının merkezinde sadece "O" vardır. O' nun için yaşar. Terkedileceğini aklına bile getirmez. Sonsuza dek sevip, sevileceğini zanneder. Ama gün gelir, çok seven erkek terkedilir. Hayata küser, dönmeyeceğini bile bile bekler. Yüreği yanar, uyuyamaz, ağlar. Kimse bilmez ama o ağlar.
Kolay kolay unutamaz, yıkılır, yaşayamayacağını düşünür ve belli bir dönem gerçekten yaşayamaz. Kadının nasıl bu kadar vicdansız olabileceğine akıl sır erdiremez. Daha 3 gün önce "seni seviyorum" diyen aynı kadın, öyle umursamaz bir hale bürünmüştür ki anlam veremez. Hayattan zevk alamaz. Daha önce keyif aldığı hiçbir şey onun normale dönmesine yardımcı olamaz. Şarkıları sözleriyle dinlemeye başlar. Daha önce sadece melodisiyle dinlediği şarkıların, nasıl duygular içinde yazıldığını anlar. Her parçada kendinden bir şeyler bulur. Duygusal sahnelerde gözleri dolar, bazı geceler sabah olmaz, ağlar da ağlar.
Sandığınızdan çok daha duygusaldır erkekler.
Son söz olarak... "O" okusun diye yazdım...
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar