Tanıdığım nice kadın oldu hayatımda, tanımak derken öyle merhaba ben xyz, şu işi yapıyorum, şurda doğdum, şunları severim değil ! Tanımak demek bence öyle basit bir iş değil.
Beyninin tüm kıvrımlarını ve o kıvrımlarda mevcut frekansları anlamaya çalışmak için verilen gayretin tümü aslında tanımanın özü bana göre. Bu karmaşık bir bulmacayi çözmek gibi ya da çözmeye çalışmak için uğraşmak gibi..
Zevk almalı insan karşısındakini tanımaya uğraşırken ki uğraştığı iş ona haz versin.

Tanımak demişken burada aklıma gelen bir konu daha oluyor hemen, bir insanı neden tanımak istiyorsun ki? çok mu korkaksın da onun sana vereceği zararı en aza indirgemeye çalışıyorsun veya tanıdıkça elinde ki mevcut koz oranında yükselme mi olacak da zamanı geldiğinde kafasına dayayıp isteklerini sıralayacaksın bir fidyeci gibi.
Neden tanımak istiyorsun beni, onu veya bir başkasını? Bu çok önemli.. Anlamsızca yaptığımız onca dialog (ya da çoğu monolog fakat farkında değiliz) arasında, henüz kendinle ilgili bilgi birikimin sınırlı sayıda iken, karşında mevcut başka bir beyin, başka bir hayat, başka bir yaşam biçimi varken, neye istinaden tanıma kriterlerini koyuyorsun?

Konuyu fazla dağıtmayalım ya da , tanımak ayrı, bir kadını tanımak daha da ayrı bir durum bence :) Ben TANIŞTIĞIM ilk kadına aşık oldum. Evet durum tam da böyle oldu çünkü onu tanıyamamam için o kadar çok duvar örmüştü ki etrafına veya ordurulmuştu, o duvarları yıkmam yıllarımı aldı.
Bakın öyle kolay değildir duvar yıkmak veya duvar örmek, aramızda duvarcı olsada anlatsa duvar örmenin ne denli meşakkatli bir iş olduğunu =) hele ki duvar yıkılmamak üzerine kurulmuşsa iş daha da zor bir hal alıyor. Fakat şurda ince bir çizgi var.
Bu benim için geçerli değildi, herşeyden hemen sıkılan bir adam olduğum halde, o duvarları takmıştım kafaya !

Kesinlikle arkasında bir cennet olmalıydı,inanıyordum o sert duvarların arkasında saklanmış ve kimsenin henüz keşfedemediği güzellikler olduğuna.. Kararlıydım, Fatih Sultan Mehmet gibi dayanmıştım surların dibine =) Ya başımdan aşağı kaynar sular dökülecekti ya da içeri buyur edilecektim, ikiside olmadı, hayatımın bir kere daha ön yargılarla yönetildiğini o an fark ettim.
TINLANMADIM !.
Evet basitti, onca psikolojik hazırlık, toplar tüfekler cenk alanında hazır bekledim ama baktım ki tınlanmadım, ilginçti ilk defa başıma böyle bir durum geliyordu, süslü cümlelerle döndüremeyeceğim baş yokken tinlanmayışım henüz tecrübe etmediğim olayları karşıma çıkarmıştı.. dört bir yanımı öfke, merak, heves, şehvet ve heyecan sarmıştı. Nasıl olurda RAKİP
''Bu kadar heyecana gerek yok''
derdi. İlginçti ve konu ilgincime gitmeye* devam etti.
Aşk İlişkileri
Üniversite Tercih
Gündem
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar