Bugün , Kendimce anlatmak istediğim ifadelerle günümüze kadar gelmiş olan ''Aşk ve Sevgi '' kavramlarına ilişkin dinamiklerden bahsedeceğim.

1-) Aşk ve Sevgi'nin ilk ortaya çıkışı : Aşk , Sevgi kavramı ile birlikte hemen hemen aynı şey kabul edilebilse de esasında değildir. Aşk , yeni başlamakta olduğunuz bir hobiye olan bakış açınız ise Sevgi , o hobide edindiğiniz başarı sertifikasıdır...Dikkat edin başarı demedim. 'Sertifika' dedim. Yani sevgi , aşktan farklı olarak bir başlangıç değil bitiş unsurudur. Aynı şekilde Aşk , eğer birisine karşı açılma ve tanıma motivasyonumuz ise Sevgi , bu motivasyonun sonucunda edindiğimiz evlilik cüzdanıdır diyebiliriz :)
Özetlemek gerekirse , Aşk ve Sevgi kavramları birbirlerine olan ihtiyaçları ve destekleyici unsurları vesilesiyle doğarlar... Ne aynı düşünülebilir ne de ayrı...

2-) Aşkın ve Sevginin ilk örnekleri : Aşk ve Sevgi , canlıların her birinin içerisinde bilinçli veya bilinçsiz olarak bulunan bir unsurdur. Dünya'da yaşamın sağlandığı ilk vakitlerden günümüze kadar yapabildiğimiz her gelişme , her ilerleme bir aşkın bir sevginin eseridir. Zira bu aşk ve sevgi ; Sadece bir insan olan duygularla sınırlı değildir . Bir işi aşkla yapmak , Yemeğin içine sevgisini katmak gibi kalıplar da Dünya'nın düzeni için gereklidir. Yoksa sadece bazı eylemleri yapmak için yaparsak ; olsun diye olmasına vesile olursak o işlerde tam olarak başarılı olamayız.
Mesela Dünya üzerinde yaşayan ilk insan toplulukları , birbirlerine olan sevgi ve aşkla kuruldu. (Aşkın ve sevginin ''Vatan,Millet,Din,İnanç,Değerler'' gibi kavramlara da duyulabildiğini unutmayınız. ) Bu topluluklar kurulmasaydı bizler de var olamayacaktık. Bizler de var olamasaydık bugün sevginin ve aşkın ne denli önemli olduğunun farkına varamayacaktık.

3-) Aşkın ve Sevginin kümülatif özelliği : Aşk ve Sevgi , İlk Çağlardaki insanlardan Orta Çağlardaki insanlara kümülatif ( öncekilerden ilham alarak birikimli bir şekilde ) bir şekilde ilerlemiştir. Her Dönem ; Aşk ve Sevgi Kavramlarına ayrı dinamikler , ayrı fikirler , ayrı uygulayış biçimleri katmıştır. İlk Çağlarda , Eve en kaliteli eti avlayıp getiren ve bunu Sevdiği kadına veren erkek çekici sayılabilme ihtimali çok yüksekken ; Orta Çağda sevdiği kadın için , En sevdiği Miğferi kendisinin ölümüne bile sebebiyet verse, ayırması çekici sayılabilmektedir. burada konumuz kimin sevgisini ne denli gösterdiği değil , Sevgisini aşkıyla harmanlayıp bunu korkusuzca gösterebilmesindedir. İster bir mağara adamı ister bir şövalye olsun , İnsanlar sevdiği zaman elinden geleni yaparlar. İsteyerek veya istemeyerek...

4-) Aşk ve Sevginin Kifayetsizliği : Aşkın ve Sevginin günümüze kadar birikimli bir şekilde ilerlediğinden bahsetmiştim (bkz. 3-) Aşkın ve Sevginin kümülatif özelliği ). Şimdi de gelelim Aşk ve Sevginin bazen susup kenardan izlediği anlara...
Savaşlar , Mücadeleler ve Politik Durumlar maalesef ki Dünya'nın başına gelmesi zorunlu olan şeylerdir. Zira hepimiz insanız. Özümüzde iyi huylarımız kadar kötü huylarımız da bulunur. Kimi zaman Devletler anlaşamaz ve cezasını halklar çeker. Savaşların kazananı yoktur. Kazanan dediğimiz ''Daha Az Kaybeden''lerdir.
Zorunlu vedalar , kalplerde derin bir buhran bırakır...Ekonomik buhrandan daha fazla hem de. Bazı ayrılıklar , ne kelimelerle ifade edilir ne de sözlerle... Sadece susup kenardan izlemekle yetinmek durumunda kalırsınız. Sanayi Devrimi'nin etkisiyle ve Milliyetçiliğin yükselişiyle pek çok savaşlar yaşanmış ve bu savaşlarda kayıplar olmuştur. Günümüze kadar yaşanmış pek çok savaşta kaç tane aşk mektubu havada kalmış , kaç tane sevgi mektubu cepten dışarı çıkamamıştır saymakla bitmez...Kimi geride bıraktığı ailesine olan merakıyla gözlerini yumar , kimi de nişanlanacağı günü iple çekerek sevdiğinin savaştan sağ salim dönmesini...
Saydığımız örneklerle ortak olan özellik şudur : Bu gibi olayları , sadece konuşarak veya yazarak anlayamayız...Ne kadar ''Anladım.'' desek de hep havada kalır... Sevdiğimize bir şekilde kavuştuğumuz zaman da uğurladığımız zaman da ağlayıp gözyaşlarına boğulmamız bu neden- den dolayıdır : '' Aşk ve Sevgi , zannedildiği kadar masum kavramlar değildir. '' Zira bize öyle anlar gelir ki bize zararları dokunur , kendimize gelemeyiz...

5-) Gerçek Aşkın ve Sevginin Tanımı : Günümüze kadar iyisiyle kötüsüyle gelebilmiş olan ''Aşk ve Sevgi'' kavramları , Çeşitli insanların kendi içlerinde yaşayamadıklarını yaşama istekleriyle yanan ve tutuşanların arzularını her türlü yolla giderme çabası gibi görünse de buna müsaade etmememiz gerekir. Evet ; Ekonomik , Sosyolojik , Kültürel , Psikolojik ve daha pek çok etken aşka ve sevgiye olan inançlarımızda zedelenmelere , yıpranmalara ve dalgalanmalara sebebiyet verebiliyor. Kimimiz aşkı ev sahibi olmak , araba sahibi olmak ; Kimimiz de sevgiyi zengin bir partner sahibi olarak adlandırabilir.
Ben katılmıyorum. Biz , insanlık olarak her şeyi belli bir dozda aşkla , sevgiyle yaptık . Yeri geldi et pişirmek için yeri geldi savaşa uğurlamak için... Kendi özümüzden ve değerlerimizden soğudukça , birbirimizden daha da kopmaya devam edeceğiz... O yüzden hepinizden ricam şudur : '' Gerçek Aşk'ı ve Sevgi'yi ararken ne kadar yorulursanız yorulun , pes etmeyin. Zira bu kavramlar , 'gerçek' olan 'biz'in zaten içerisinde mevcuttur.Yaşayın ve Yaşatın...''
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar