İnsanların İlişkide Önem Verdiği Şeyler

İnsanların, günümüzde söz konusu ilişkiler içinde aradığı kriterler olunca ağızlarından hiç eksik etmediği tek önemli bir şey vardır: aşk ya da gerçek aşk. Peki insanlar bu "gerçek aşk" kavramını ne kadar iyi biliyor? Hadi öncelikle gerçek aşkın ne olduğunu tanımlamakla başlayalım:
Gerçek aşk nedir?

Ülkemizdeki insanların çoğu, gerçek aşkın ciddi anlamda göreceli, yoruma dayalı bir kavram olduğunu, kesin olarak bir tanımı olmadığını düşünüyorlar. Bense böyle düşünmüyorum. Bence gerçek aşkın kesin bir tanımı var: Gerçek aşkın ben, birbirilerinden ciddi anlamda etkilenen insanların karşılıklı sevgi, karşılıklı saygı ve karşılıklı güven içinde bir ilişkiye başlaması ve bu süreci de aynı şekilde ömür boyu devam ettirmesine söylendiğini düşünüyorum; çünkü bu saydığım 3 kuraldan biri bile olmazsa o ilişki, ömürlük ilişki olmuyor ve dolayısıyla ömürlük olmadığı için gerçek aşk olarak da kabul edilmiyor. Bu nedenle de gerçek aşkı ben böyle tanımlıyorum.
Gerçek aşk, karanlığa gömülüyor.

Gerçek aşktan bu kadar bahsettik ama günümüzde bu tablonun pek fazla görülen bir şey olmadığını hepimiz biliyoruz, değil mi? Özellikle bundan nereden baksanız bir 50 sene öncesindeki zamanları yaşamış insanlar "Bizim zamanımızda bir erkek ve bir kadının ilişki halinde olması çok büyük bir şey gibiydi." diyorlar. Doğru da söylüyorlar. Sonuçta o zamanlar insana daha ön planda bir değer verilirdi, bir dayanışma vardı; aile, kardeş, eş, dost, sevgili bağlarının kıymeti bilinirdi ve art niyetli durumlara bile bile pek yer verilmezdi. Günümüzde ise dengeler tersine döndü. Teknolojinin de gelişmesi ve insanların da bunu yanlış şekilde kullanmaya başlamasıyla aile bağları azaldı, kardeşlerin arasında sırf siyasetten dolayı bile vahşet çıkmaya başladı, boşanmalar arttı, gerçek dostlukların sayısının epey azalmasıyla ihanetler arttı, bir çiftin sevgili durumuna gelmesinin artık eskisi gibi büyük bir kıymeti kalmamasıyla birlikte bu durum tamamen zevk amacıyla hareket edilen bir oyun haline getirildi. Tüm bunların sonucunda da gerçek aşk, çok nadir ulaşılan bir durum halini aldı ve şimdi de gitgide karanlığa gömülüyor.
Gerçek aşk, neden karanlığa gömülüyor?

Sebebi açık aslında, değil mi? Daha önce de açıklamış olduğum gibi teknolojinin gelişimi ve insanların bunu yanlış bir şekilde, ailelerin yanlış bir yetiştirme tarzından sonra bu teknolojiyi tamamen yanlış bir niyetle kullanması sonucunda insani değerler gün geçtikçe tükenmeye başladı. Gerçek aşk da bu sebeple karanlığa gömülüyor. Sonuçta insanlar artık tüm bunların sonucunda insani değerlere eskisi gibi önem vermez olunca hayatta kalma içgüdüsüne girdiler. Daha sonra ne olduğunu bilirsiniz. Artık sırf kendi hayatını kurtarmak için başkalarını kullanmaya çalışan, başkalarından maddi-manevi çıkar elde etmeye çalışan, bunun için kötülük yapmaktan bile çekinmeyen insanlar türedi. Bu da bizi günümüzde, asıl konumuza kadar getirdi.
Aşk Dünyasında Artık Her Şeyin Günümüzde Çıkarcılığa Dayalı Olması Hakkında

Başlıkta da anlayacağınız üzere aşk dünyasında günümüzde artık her şey çıkarcılığa dayalı. Örneğin bir insan geliyor, birine gerçek anlamda değer veriyor ve onun için bir çok fedakarlıklar yapıyor. Değer gören kişi de köprüyü geçinceye kadar ayıya dayı diyor. Sonra bir bakıyorsunuz ki değer veren insan tamamen yüzüstü bırakılmış ve değer gören insan da istediği her şeyi alınca değer veren insanın gözünün yaşına bile bakmadan onu terk etmiş. Tabii her zaman da "Değer gören insan daima suçlu olur." gibisinden bir yargıda bulunmak doğru olmaz. Bir başka örnek vermek gerekirse örneğin bir insan var. Bu insana değer verdiğini gösteren başka birisi de var. Bu değer gören insan yeterince değer veren insana güvendikten sonra birliktelik içinde olmayı kabul ediyor. Ama o da ne? Değer veren insan gerçekten değer vermiyor. Değer veriyormuş gibi yapıyor. Bu yüzden de sırf kendi çıkarı için o da diğer örnekteki değer gören insanın yaptığı gibi köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyor. Tavlama amacına ulaştıktan sonra da maskesini düşürüyor ve gerçek yüzünü gösteriyor; çünkü istediği şeyi yeterince aldı ve çıkarını elde etti. Neden artık rol yapmak zorunda kalsın ki? Buna yönelik daha bir çok örnek verilebilir. Hatta bazen, insanları böyle çıkarcılığa sevk eden şeylerin sistem olduğunu da söyleyebilirim açıkçası. Ama gerçek şu ki günümüzde buna bile karşı gelip düşük şartlarda bile olsa birbirilerini sevdikleri için hayatlarını sürdüren ve ciddi mücadeleler veren çiftler bile varken, suçu sisteme atmak ne kadar doğru olur?
Örnek veriyorum, mesela bir adam var ama bu adamın çok da sağlam bir maddi durumu yok. Ortalama maddi duruma sahip. Bir kızı çok seviyor. O kız da onu seviyormuş gibi yapıyor ("seviyormuş gibi yapıyor" dedim; çünkü neden adamı gerçekten sevmediğini birazdan anlayacaksınız). Sonra zaman geçiyor. Bu adam bu kızla artık zamanı geldiği için evlenmek istiyor. Ama o da ne? Bu adam, daha zengin, daha yakışıklı, eğlenceli ve playboy bir tiple nişanlanmış bu sevgilisi tarafından aldatılmış. Kısacası kız, daha iyisini bulunca onu terk etmiş. Şimdi soruyorum size: Burada onu elde tutamadığı için adam mı suçlu? Yoksa aldattığı için kadın mı suçlu? Bence kadın suçlu. Neden biliyor musunuz? Bir kere gerçekten seviyor olsa o adamın ortalama maddi durumunu görmezden gelirdi. Hatta belki derdi ki "İleride evlendiğimizde ben de çalışmak istiyorum. Seninle buna değer.". Hadi onu da geçtim, kadın gerçekten seviyor olsa başka birisi hem imkan, hem şartlar, hem de yakışıklılık bakımından çok daha iyi olsa bile yine onu tercih etmez, hatta sevdiği adamdan başkasını asla gözü bile görmezdi. Derdi ki "Karşıma kimlerin çıkacağının en ufak bir önemi bile yok. Her şeyimle ömür boyu seninim. Sen de ömür boyu benim olur musun?". Sonra da kız harbi de dediğini yapardı. Yani diyeceğim şu ki gerçek aşk budur işte. Sen bir kere birisiyle birlikteyken başkalarına bile yönelme eğilimindeysen o gerçek aşk değildir. Asla da olmamıştır. Hani diyorlar ya "Seven insan da aldatır." diye... Bence doğru değil. Katılmıyorum buna. Bu bile sırf insanları aldatmaya teşvik etmek adına çıkarcılık amacıyla söylenmiş bir cümle diye düşünüyorum.
Son olarak kötü niyetli bir erkekten örnek verelim; çünkü hayatta trilyon tane örnek var. Bunu daha da uzatmaya gerek yok. Bir kız düşünün. Masum, iyi niyetli ve tutkularına düşkün olmayan bir kız. Bu kız birini gerçekten çok seviyor. Bu adamı tamamiyle kendisine uygun, iyi niyetli birisiymiş gibi görüyor. Bu adamınsa bütün durum işine geldiği için kızı inandırmak amacıyla çok uzun bir süre iyi niyetli adam rolü yapıyor. Ta ki amacına ulaşana kadar... Amacına ulaşıp istediğini aldıktan sonra o da ne? Adam ortada yok. Hiç bir yerden ulaşılamıyor. Ortadan kaybolmuş ve kızı kandırıp bir daha hiç dönmemek üzere kayıplara karışmış. Her şeyi sırf kızlardan istediğini elde etmek için yapan bir adamın kurbanı olan bu kızsa, bir başka çıkarcılığın kurbanı olmuştu. Bu adam eğer gerçekten sevse zaten yüzüstü bırakmazdı. Onu da geçtim bir de bunu göz göre göre yapıp kötü niyetini artık belli etmiş olmasına rağmen hala bu adamların peşinde koşan kızlar var günümüzde. Çıkarcı olduğu belli olan insanlara bu kadar takıntılı olmak doğru değil. Kızların çoğunun en büyük hatası bu. Akıllarıyla değil de tutkularıyla hareket edip sonra da bunu bir akıl ürünüymüş gibi insanlara empoze etmeye çalışmaları çok yanlış. Aslında burada bile bu kızın çıkarcılık yaptığını görüyoruz ama bir hiç uğruna yapılan bir şey bu. O yüzden bir insan, hayatta ne ekerse onu biçiyor ya.
Bütün bunlarla birlikte sistematiğe dayalı küçük küçük örnekler de verilebilir. Örneğin bir erkeğin, bir kızı her türlü mutlu edebiliyor olmasına rağmen bu erkek sırf esmer tenli değil diye o kızın bu erkeği reddederek hayatının şansını kaçırması; bir kızın zengin koca arayışına girmesi; bir kızın elinde tüm imkanları olan iyi niyetli bir adamı sırf iyi niyetli ve barışçıl davranıyor diye çekici bulmaması, hatta onu kendi çıkarı için kullanması; bir erkeğin sırf bir kızla yiyişme çıkarı adına her şekle girmesi vb. gibi durumlar sayılabilir.
Sonuç
Tüm bu örnekler sonucunda açıkça görüyoruz ki gerçek aşk günümüzde genel anlamda önemini yitirmiş ve sözde aşk denilen şey sırf insanların çoğunluğu için bir çıkar aletine dönüşmüştür. Buna evliliklerde, ilişkilerde bir kişiye karşı sırf baskın olmaya çalışan manipülasyon ustalarını, nafaka avcılarını falan artık dahil etmeye gerek yoktur diye düşünüyorum. Sonuçta toplumda bile bakıldığında ataerkilliğin ya da hanımcılığın sırf ilişkilerde kazandıracağına dair körü körüne yanlış bir inanca girmiş olanlardan tutun da sırf çıkar uğruna feminaziliği feministlik yani kadın-erkek eşitliği diye yutturan bir sürü tip bile ortalıkta cirit atıyorken günümüzdeki ilişkilerin de samimi, doğal ve gerçek aşka dayalı olmaması, bir çıkar aletine dönüşmesi çok normal. Bu nedenle de bence ilişkiler artık güvenilmez insanların bir oyun alanı halini aldı, evet. Ancak bu durum, yine de insanlıktan ümidimi kestiğim anlamına gelmiyor.
Tüm bu kötü sebepler yüzünden ben artık yalnızlığı tercih etmiş olabilirim. Hatta kızlara bile ilişki konusunda güvenmiyor olabilirim. Ama bu durum, beni ön yargılı yapmıyor. Tersine aslında insanlığa faydam olsun diye kendime zarar gelmemesi açısından yapıyorum bütün bunları. Sonuçta bu çıkarcılık algısını yenmenin ve insanlık için çalışmanın en sağlıklı yolu bu değil mi?
Okuyan herkese teşekkürler. 👍
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
6Cevap
Emeğinize sağlık iyi paylaşım
Güzel çalışmanız için teşekkür ediyorum. Ellerinize sağlık. w43
Emeğinize sağlık iyi paylaşım
Sadece aşk değil her şey çıkar üzerine kurulur
güzel paylaşım tşkler
Aşk=sexbody
Kendi cinsiyetinde ilk cevabı sen paylaş ve
1 Xper puan fazladan kazan!