Benim babam gayet lafını dinleten, disiplinli, hatta arkadaşlarım arasında kurallarıyla nam salmış bir babaydı, hâlâ da öyledir. İki gün önce nezle olup sesimin kısılmasından ötürü telefonda kendisinden fırça yemiş biriyim misal!
Ama benim bahsedeceğim özellikler bunun ötesinde. “Şiddete meyilli olmayan erkek çocuklarını eğitimli anneler yetiştirir” tarzı sohbetler var ya son yıllarda. Ki doğru. Bence birey olan, dünyaya bir milim katkı yapmayı deneyecek kişilikli kadınları da benimki gibi şahane babalar yetiştirecek!
İlkokul seçerken “Özel okul olmasın, eve en yakın devlet okulu olsun, gerçek dünya nasılsa onu bu yaştan görsün, steril ortamda kalmasın” kararını veren babamdı. O kalabalık sınıflı, teneffüslerde oyun olarak kıran kırana kavga edilen okulda, kendimi savunmam için en baba dövüş figürlerini gösteren de!
Gerçek hayata bir an önce dalmalı, ama başıma geleceklere de hazırlıklı olmalıydım! Beni, etrafta ‘üstün zekâlı’ olduğumu iddia edecek kadar müthiş bulan, ama aşı yaptırıp kolum ağrıyınca ağladığımda, bu nazeninliği ‘sersem tavukluk’ başlığı altında değerlendirip hiç kale almayan da!
Beni hep “İstediğim her şeyi, çok istersem yapabilecek kudrette” bulmuş, yaptığım her işi acımasızca eleştirip kayıtsız şartsız desteklemiş, eşitlikçi adamdır babam. Bu kadar eşitlikçiyken, beni blucinle her gördüğünde “Senin gibi bir adam keşke daha elegan giyinse” diyen biridir aynı zamanda. Takım elbise sevgimin esasıdır... Çünkü ‘Baba’lık ailede höt zöt değildir aslında. “Balık vermemek, balık tutmayı öğretmek” gibi, “Azarlamamak, azar işitmemeyi, aklının sesini işitmeyi öğretmektir” babalık.
Sadece ‘korumak kollamak, evin direği olmak’ değildir babalık. Kendini kollamasını öğretmek, insanın bir baltaya sap, bir topluma birey, yetenekliyse iki kalas bir hevese bir kalas olmasını sağlamaktır. “Benim babam seni döver” diye güce yaslanmamayı, kendi inandıkları, hakları, hedefleri, hayalleri uğruna babalar gibi çalışmayı ve kendi tarzında ‘babalanmayı’ öğretmektir.
Benim babam böyledir. Belki bunun için, bizim gibi yetiştirilen kadınlar ‘baba modeli’ denilen otoriter rejim ve liderlere niye öyle dendiğini anlamaz.
Kendisi ilkelerinden vazgeçmeden, belli saatte beraber masaya oturulması gerektiği kuralını diretirken, bunu kendisi için değil ilkeler için yaptığını anlatmaktır bizimkiler gibi babaların yaptığı. İnsanların değil ilkelerin önemini, zaten insan olmak için ilkeli olmak gerektiğini öğretendir ‘Baba’ dediğimiz kişi...
En azından benim babam, etrafımdaki babalar böyleydi. Müesseseyi zirveye çıkarmışlar, rafine edip uygulamışlar diyebilirim. Aslında şilt, diploma, fahri doktoralık hak ediyorlar ama siz gömlek, kalem filan alabilirsiniz tabii... : )
Genelde baba olmak için hep şöyle diyorlar hani annelik normalde içgüdüsel bir şey çocuk mesela dünyaya gelince hemen annelik yapabiliyorsun çünkü bu genelde annelerin içinde olan bir şey ama babalar da böyle bir şey yok babalık sonradan sonraya oluşan bir şeyi daha çok baba nasıl olunuyor bilmiyorum ama iyi bir anne olabilirim umarım