"Beğendiğiniz Bedenlere, Hayalinizdeki Ruhları Koyup, Bunu Aşk Sanıyorsunuz"

"Kendine iyi bak" bir cümle insanın canını bu kadar acıtabilir mi? Acıtıyormuş demek ki. Sensiz nasıl iyi olurum? Bile diyemiyorsun cevaben. Çünkü gerçekten iyi olmanı isteyen seni öylece bırakıp gitmez. Seni yalnızlığına terk etmez. "Hoşçakal" aslında ne güzel bir kelime. Veda ederken değil ama.


Bir süredir düşünüyorum gitmek mi daha zor yoksa kalmak mı?
"Beğendiğiniz Bedenlere, Hayalinizdeki Ruhları Koyup, Bunu Aşk Sanıyorsunuz"


Eğer gitmek dediğin şey "sevdiğinden gitmek" ise en zoru. Eğer kalmak "beklemek" ise en zoru. Gitmeye cesaret, kalmaya sabır gerekir. Bazen gitmeye cesaretin olur da kalmaya sabrın hiç olmaz. Bazen de işte bazen de "Hiç gelmeyen birini bekleyecek kadar sabır" gerekir. "Hiç sevmeyen birinin sevdiğini sanmak" gibi.


Herkes birini bekler, herkes muhakkak özler de işte herkes kavuşamaz
"Beğendiğiniz Bedenlere, Hayalinizdeki Ruhları Koyup, Bunu Aşk Sanıyorsunuz"


Kavuşamayınca da öyle bir duygu da kalır ki insan buna "aşk" der. Oysaki aşk bana göre aynı anda iki insanın içine düştüğü durumdur. Diziler, filmler, kitaplar gibi. Çoğu şair sevgilisine yazar şiirlerini. Sevdiğine değil. Birini ancak o izin verdiğinde tanırsın. Sevdiğimiz belki platonik olduğumuz ya da kısa ilişkilerimizde ki o insanları hiç tanımadık. Hiç hayatlarında olmadık ki. Gelip geçtik belki. Shakespeare'in çok etkilendiğim o sözündeki gibi "Beğendiğiniz bedenlere hayalinizdeki ruhları koyup bunu aşk sanıyorsunuz"

"Beğendiğiniz Bedenlere, Hayalinizdeki Ruhları Koyup, Bunu Aşk Sanıyorsunuz"
Cevapla